YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6023
KARAR NO : 2008/5234
KARAR TARİHİ : 15.09.2008
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 191 ada 1 parsel sayılı 29490.16 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, öncesi Hazineye ait iken Tarım İl Müdürlüğünün yaptığı mera çalışması ile mera olarak tahsis edilip halen mera olarak kullanılan yer olduğu belirtilerek mera vasfı ile orta malı olarak sınırlandırılmıştır. Davacı …, yasal süresi içinde taşınmazın babasına ait olduğunu onun da sağlığında kendisine verdiğini öne sürerek ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanmak suretiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişmeli 191 ada 1 sayılı parselin fen bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen dava konusu kısma ilişkin itirazının reddi ile tespit gibi mera olarak özel siciline yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın tamamının mera olduğu ve zilyetlikle iktisabının mümkün bulunmadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Davacı, 165 tahrir numaralı bina tahrir kaydına dayanmıştır. Köy altı mevkiine ait tahrir kaydı değirmen niteliği ile … ve … … adına düzenlenmiştir. Yapılan keşif sonucu dosyaya ibraz edilen teknik bilirkişi raporunda davacının dava ettiği yerin (A) harfi ile gösterilen 1982.76 metrekarelik kısım olduğu anlaşılmaktadır. Mahallinde yapılan keşifte yerel bilirkişi ve davacı tanığı dava edilen bu kısmın mera olmadığını belirttikten sonra bina tahrir kaydının mevkisinin uyduğu ve üzerinde köye ait yıkık su değirmeni bulunduğundan söz etmişlerdir. Mahkemece sözü edilen değirmenin davacı tarafa mı yoksa köye mi ait olduğu, davacı tarafa ait ise emlak bina kaydı mükellefi ile davacı arasında irsi ve akti ilişkinin bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır. Üç kişilik ziraat bilirkişi kurulundan taşınmazın öncesinde değirmen bulunup bulunmadığı hususunda rapor alınarak değirmen ve arsası kesin olarak belirlenmemiştir. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Öncelikle 4342 sayılı Yasa’ya göre yapılan bir tespit ve tahsis var ise aynı Yasa’nın 21/2. maddesine göre de bir değerlendirme yapıldıktan sonra hak düşürücü sürenin dolmadığının anlaşılması halinde işin esasının incelenmesine geçilmeli, bu maksatla davaya konu parseli kenardan çevreleyen tüm taşınmazların onaylı tutanak suretleriyle dayanağı olan belgeler getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları, tespit bilirkişileri ve teknik ve uzman bilirkişiler huzuru ile keşif icra edilmelidir. Arazinin başında icra edilecek keşif sırasında davacının dayandığı bina kaydı uygulanarak dava edilen kısma ait olup olmadığı belirlenmeli, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından eskiden mevcut olan değirmenin davacı tarafa ait olup olmadığı, emlak vergi kaydında mükellef olarak geçen şahıslar ile davacı arasında akti ve irsi ilişki bulunup bulunmadığı, dava edilen yerin öncesinin kamu orta malı niteliğinde mera olup olmadığı etraflıca sorularak maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, tespite aykırı sonuca varıldığı takdirde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenerek aykırılık giderilmeye çalışılmalı, dava edilen kısmın öncesinin mera olmadığının anlaşılması ve bina kaydı mükellefi ile davacı arasında akti ve irsi ilişki kurulması halinde üç kişilik ziraat bilirkişi kurulundan taşınmazın üzerinde öncesinde değirmen olup olmadığı tespit ettirilerek değirmen ve kullanıldığı arsası kesin olarak belirlenmeli, teknik bilirkişiye keşfi takibe imkan verir ve değirmen ve arsasını gösterir şekilde ayrıntılı rapor ve kroki düzenlettirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmaması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de Kadastro Hakimi doğru, açık ve infazı kabil sicil oluşturmakla yükümlü bulunduğu halde taşınmazın sadece krokisinde (A) harfi ile gösterilen kısmının mera olarak sınırlandırılmasına karar verilip, taşınmazın tamamı hakkında sicil oluşturmaması da isabetsiz temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 15.09.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.