YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6258
KARAR NO : 2009/3898
KARAR TARİHİ : 02.06.2009
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında, kooperatif genel kurul kararının iptaline ilişkin dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili, davalı kooperatifçe 21.06.2006 tarihinde yapılan genel kurulundan önce müvekkile çağrı yapılmadığını, genel kurulda alınan kararların yasal olmadığını ileri sürerek, alınan kararların iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece; 1 aylık hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan sair temyiz itirazlarının reddine; ancak dava kooperatif genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 53. maddesi kapsamında 1 aylık süresinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, yargılama sırasında 17.12.2007 tarihli dilekçesiyle, aidat ve ödemelere ilişkin genel kurul kararlarında 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 52. maddesinde öngörülen nisabın bulunmadığını ileri sürmüştür. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun toplantı yeter sayısına ilişkin 45., temsile ilişkin 49, kararların geçerliliğine ilişkin 51 ve ortakların paylarının artırılmasına ilişkin 52. maddelerindeki hükümler emredici nitelikte olduğundan, bu hükümlere aykırılık teşkil eden genel kurul kararları, B.K.nun 19 ve 20. maddeleri hükümleri gereğince, mutlak butlanla sakattırlar. Bu kararların iptali için açılacak davalarda genel kurulda muhalefette bulunmuş olma şartı aranmayacağı gibi, bir aylık hak düşürücü süre içinde açılmış olmaları zorunluluğu da bulunmamaktadır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 52. maddesi gereğince, bilânço açıklarının kapatılması amacıyla ödeme yapılmasına karar verilebilmesi ancak 3/4 karar nisabı ile mümkündür. Somut olayda, iptali istenilen bir kısım kararlar bakımından uyuşmazlık, karar nisabına uyulmamış olduğu noktasında toplanmış olup, bu kararlar bakımından davanın bir aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olma şartı bulunmadığı gibi, üyelerce ödenmesi kararlaştırılan meblağın, bilânço açığının kapatılmasına ilişkin olarak istenilip istenilmediği de araştırılmamıştır. Bu durumda mahkemece, karar nisabının bulunmadığı iddia edilerek iptali istenilen kararlar bakımından nisabın bulunup bulunmadığının araştırılması, para toplanmasına ilişkin karar bakımından ise ödenmesi kararlaştırılan meblağın ne için toplanacağı belirlendikten sonra karar nisabının yeterli olup, olmadığının buna göre belirlenmesi, bundan sonra gerektiğinde işin esasına girilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 02.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.