YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6366
KARAR NO : 2009/4210
KARAR TARİHİ : 15.06.2009
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamlarında özetle “14 sayılı parsel hakkında; mahallinde yeniden keşif yapılarak tarafların dayandığı K.Sani 288 tarih 142 sıra numaralı tapu kaydı ve gittileri uygulanmak suretiyle kapsamının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığının etraflıca sorularak saptanması, tapu kaydının, taşınmazı tamamını ya da bir bölümünü kapsaması halinde davacı ve davalılara, tapu kaydının ilk maliki … bin … ile akrabalık bağlarının ispatı için imkan verilmesi, tarafların tapu kayıt maliki ile akrabalık bağlarının bulunmadığı belirlendiği takdirde, malikin ölüm tarihi, tapu kaydının intikali ve taşınmazın kullanım durumu nazara alınarak kaydın hukuki kıymetini kaybedip kaybetmediği üzerinde durulması, teknik bilirkişiye kayıt kapsamını gösterir kroki düzenlettirilmesi, toplanan delillerin tespit tutanağındaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişilerinin tanık sıfatıyla dinlenmesi suretiyle aykırılığın giderilmesine çalışılması” gereğine, diğer 15, 16 ve 108 sayılı parseller yönünden ise; “bir kısım davacıların dayandığı tapu ve vergi kayıtlarının revizyon durumu araştırılarak, varsa revizyon gördükleri parseller ile 15, 16 ve 108 parsel sayılı taşınmazları dıştan çevreleyen komşu parsellerin tutanak ve dayanağını oluşturan belgeler getirtildikten sonra taşınmaz başında yerel bilirkişiler katılımı ile yeniden keşif yapılarak, dayanılan tapu ve vergi kayıtları uygulanmak suretiyle kapsamlarının belirlenmesi, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kaldığı ve kimin ne zamanda beri kullandığı, tarafların murisine ait ise, ölümünden sonra terekesinin usulüne göre paylaşılıp, paylaşılmadığının saptanması, uzun süre kullanımın harici taksimin karinesi olduğunun ve paylaşmada eşitliğin zorunlu bulunmadığının göz önünde tutulması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararlarına uyularak ve 14 sayılı parsel ile diğer parseller hakkındaki davalar birleştirilmek suretiyle yapılan yargılama sonunda; çekişme konusu 14, 15, 16 ve 108 sayılı parsellerin … oğlu … ve … mirasçıları ile … oğlu … (aynı zamanda … mirasçısı) adına hisseleri oranında tesciline karar verilmiş; hüküm davacı(karşı davalı) … mirasçıları,…, …, …, …, … ile … oğlu … mirasçısı … ve … oğlu … mirasçısı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece Kasım 1954 tarih ve 4 sıra numaralı tapu kaydı ve tapu kaydına göre tesis edilen 1937 tarih ve 68 tahrir numaralı vergi kaydının çekişmeli parsellerin tamamını kapsadığı ve tapu maliklerinin zilyet olduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozmaya uyulmakla taraflar yararına usuli müktessap hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma ilamında işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi zorunludur. Çekişme konusu 14 sayılı parsel 15.11.1954 tarih ve 4 sıra numaralı tapu kaydı uygulanarak … evlatları …, … ve sonradan tapu hisse tedavülü nazara alınarak …, … ve … oğlu … adlarına, 15 sayılı parsel irsen ve taksimen intikal ile 25 yılı aşkın zilyet bulunduğundan … oğlu …, 16 sayılı parsel aynı nedenle … oğlu … ve 108 sayılı parsel de yine aynı nedenle eşit paylarla Süleyman oğlu … ve … oğlu …. adlarına tespit edilmiştir. Hükmüne uyulan bozma ilamında belirtildiği halde taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kaldığı, kimin tarafından ne zamandan beri kullanıldığı tam olarak araştırılmamış, bozma ilamından önce Mahkemece yapılan keşifte taşınmazların kök muris …’ (halk arasında bilinen adı ile …)dan mirasçıları …, … ve …’e kaldığı, bu şahısların ölümleri ile de mirasçılarının zilyet bulunduğu beyan edildiği halde son keşifte taşınmazların 14 sayılı parsele uygulanan tapu ile davacıların dayandığı vergi kaydı malikleri …, … ve ….’ya atalarından intikal ile, bildiklerinden beri zilyet olduğu, diğer parsel tespit maliklerinin zilyetliği bulunmadığı beyan edilmiş olması nedeniyle yapılan keşiflerde zilyetlik hususunda alınan beyanlar ve bu beyanlar ile tutanak içeriği arasında çelişki oluştuğu halde bu çelişki giderilmemiş; 20.01.1984 tarihli keşif zabtında 14 sayılı parsel tespit maliki ve tapu kaydı maliklerinden …’nun, “15, 16 ve 108 sayılı parsellerde zilyetliğinin bulunmadığı, ancak tapusunun kapsamında kaldığı için dava açtığı” şeklindeki imzalı beyanının zilyetlik hususunda bağlayıcı olup olmadığı da değerlendirilmemiş; komşu 12 sayılı parsele uygulanan 72 tahrir numaralı vergi kaydının güney hududunda taşınmazları “… iken …” olarak okuduğu halde söz edilen …’in kim olduğu da araştırılmamıştır. Yine bozma kararında belirtildiği halde,davacı ve karşı davalıların dayanağını oluşturan tapu kaydının intikali, maliklerin ölüm tarihi ve kullanım durumuna göre hukuki kıymetini koruyup korumadığı araştırılmamış, tespit bilirkişilerin nüfus kayıt örnekleri getirtilerek ölü oldukları belgelendirilmemiştir. Davacı tarafın dayandığı K.Sani 288 tarih 142 sıra numaralı sicilden gelen tedavülleri Kasım 1954 tarih 4 ve Kasım 1964 tarih ve 4 sıra numaralı tapular olan tapu kaydının “…” sınırı dava konusu 16 sayılı parsel olarak gösterilmiş ise de komşu 18 ve 19 sayılı parsellere uygulanan vergi kaydı … oğlu … ve … oğlu …. adlarına kayıtlı olduğu tapu kaydının uygulanan diğer hudutları da nazara alındığında güneydeki ark sınırının açık kaldığı anlaşıldığından tapu kaydının sabit sınırlarla taşınmazları kapsamadığı hususu değerlendirilmemiş, zilyetlik hususunda yetersiz beyanlara itibar edilerek hüküm kurulmuştur. Doğru sonuca varılabilmesi için, bozma ilamından önce 20.01.1984 tarihinde yapılan keşiflerde dinlenen ve son keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ve tanıklar ile sağ oldukları nüfus kayıt örneğinden tespit edilen tespit bilirkişilerinin katılımı ile taşınmazın başında yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri, ne suretle kullanıldığı; taraflar arasında isim ve soy isim benzerliği bulunması nedeniyle adları da belirtilerek kimlerin zilyet olduğu; komşu 12
sayılı parsele uygulanan vergi kaydının taşınmazlar yönünü neden “… iken …” okuduğu hususları etraflıca sorularak maddi olaylara dayalı olarak bilgi alınmalı; gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarının beyanları arasındaki ve önceki beyanlar arasındaki çelişki, giderilmeli; yerel bilirkişi ve tanık beyanları komşu parsellere uygulanan kayıtlarla denetlenmeli; beyanların tutanağa aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenmek suretiyle beyanlar arasındaki çelişki giderilmeye çalışılmalı, çekişme konusu taşınmazları dıştan çevreleyen komşu parsellere uygulanan kayıtların taşınmazlar yönünü kim olarak okuduğu üzerinde durulmalı, 14 sayılı parsele uyduğu kabul edilen 1937 tarih ve 68 tahrir numaralı vergi kaydı hudutları taşınmazları kapsasa bile vergi kaydının tapu kaydına göre oluşturulduğu ve davacı tarafın dayanağını oluşturan tapu kaydının tüm hudutlarının taşınmazları çevrelemediği ve tapu kaydı sabit sınırlarla kapsamadığından miktarı ile geçerli olduğu düşünülmeli, kayıt miktar fazlası yönünden zilyetlikle mülk edinme şartlarının kim veya kimler lehine gerçekleştiği araştırılmalı, zilyetlik hususunda tapu maliki …’nun keşifteki beyanı değerlendirilmeli, Kasım 1954 tarih ve 4 sıra numaralı tapu kaydının tesisinden itibaren intikalleri, maliklerinin ölüm tarihleri ve taşınmazlar üzerindeki zilyetlik durumu nazara alınarak kaydın hukuki değerini kaybedip kaybetmediği üzerinde durulmalı, teknik bilirkişiye keşif ve uygulamayı gösterir kapsamlı rapor ve kroki düzenlettirilmeli ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu yönler yerine getirilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 15.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.