YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/665
KARAR NO : 2008/1028
KARAR TARİHİ : 26.02.2008
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 147 ada 1 parsel sayılı 87.813,60 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı, yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne 147 ada 1 sayılı parselin teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 10.615,85 metrekarelik bölümünün davacı adına tesciline, 147 ada 1 sayılı parsel mahkemenin 2005/103 esas sayılı dosyasında davalı bulunduğundan bu parsel ile ilgili tespit ve tescil hususunda karar verilmesine mahal bulunmadığına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazineyi temsilen Mal Müdürü tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, 147 ada 1 parsel sayılı taşınmazın dava ve temyize konu bölümü üzerinde tespit gününde adına tescile karar verilen davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, bu kabul eksik inceleme, araştırma ve uygulamaya dayalıdır. Kural olarak davalardan biri hakkında verilecek hükmün diğer davanın sonucunu etkileyeceğinin anlaşılması halinde davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığının kabulü gerekir. Dosya içeriğine göre Kadastro Mahkemesinin 2007/9 esas sayılı dava dosyasında 147 ada 1 parsel sayılı taşınmazın bir başka bölümünün davalı olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca dava dosyalarının birleştirilerek tüm uyuşmazlıkların birlikte çözümlenmesi zorunludur. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle derdest olduğu anlaşılan Kadastro Mahkemesinin 2007/9 esas sayılı dava dosyası ile, mevcut ise aynı parsele yönelik diğer başka dava dosyaları Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca birleştirilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı ve tarafsız yerel bilirkişiler ile tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde uzman bilirkişiler vasıtasıyla taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş şekli ve süresi ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesi hükmü de gözönüne alınarak imar ihyanın hangi günde başladığı, hangi günde sona erdiği, imar ihyanın kim yada kimler tarafından yapıldığı hususlarında maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, teknik bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek ve taraflar adına tescile dair hüküm kurulurken infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.02.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.