YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/6694
KARAR NO : 2009/932
KARAR TARİHİ : 23.02.2009
MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ
Alacaklısını zarara uğratmak kaydiyle mevcudunu eksiltmek suçundan şüpheliler …, … …, … ve … Yatırım Proje Danışmanlığı Hizmetleri Anonim Şirketi Yönetim Kurulu Üyeleri hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/05/2007 tarihli ve 2007/20797-6393 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın reddine ilişkin, mercii Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığının 19/07/2007 tarihli ve 2007/719 müteferrik sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Tebliğname ile, Emniyeti suistimal, alacaklısını zarara uğratmak amacıyla mal mevcudunu eksiltici eylemde bulunmak ve dolandırıcılık suçlarından dolayı şüpheliler hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 27/04/2004 tarihli ve 2004/14931 hazırlık, 2004/3599 sayılı takipsizlik kararına yapılan itirazın kabulü ile takipsizlik kararının kaldırılmasına, şüpheliler hakkında kamu davası açılmasına dair Beyoğlu 2. Ağır Ceza, Mahkemesi Başkanınca verilen 17/06/2004 tarihli ve 2004/274 müteferrik sayılı karar üzerine yargılama devam ederken 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 331. maddesine aykırılıktan yeniden yapılan şikâyet üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26/04/2005 tarihli ve 2005/831-3362 sayılı takipsizlik kararına yönelik itirazın reddine dair Beyoğlu 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 13/06/2005 tarihli ve 2005/473 değişik iş sayılı kararının Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 20/02/2007 tarihli ve 2006/3309 esas, 2007/919 sayılı kararı ile bozulmasını müteakip İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yeniden düzenlenen 21/05/2007 tarihli ve 2007/20797-6393 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın reddine Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesince karar verilmiş ise de,
Şüpheliler hakkında emniyeti suistimal, alacaklısını zarara uğratmak amacıyla mal mevcudunu eksiltici eylemde bulunmak ve dolandırıcılık suçlarından dolayı verilen 27/04/2004 tarihli takipsizlik kararına yapılan itiraz üzerine, Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca itirazın kabulüne, takipsizlik kararının kaldırılarak kamu davası açılmasına karar verilmesi karşısında Cumhuriyet Savcısının tüm suçlardan dava açması gerektiği hâlde, emniyeti suistimal ve alacaklısını zarara uğratmak amacıyla mal mevcudunu
eksiltici eylemde bulunmak suçlarının 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 79. maddesi
yollamasıyla anılan Kanun’un 504/1-3. maddesi kapsamında kaldığı değerlendirilerek sadece
nitelikli dolandırıcılık eyleminden dolayı kamu davası açıldığı, alacaklısını zarara uğratmak amacıyla mal mevcudunu eksiltici eylemde bulunmak suçundan dolayı ek iddianame düzenlenmesine yönelik başvuru üzerine ilk merci kararı doğrultusunda kamu davası açılması gerektiği, bu hususun aynı olay nedeniyle aynı şüpheliler hakkında verilen Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 20/02/2007 tarihli ve 2006/3309 esas, 2007/919 sayılı ilâmında da belirtilmiş olması karşısında, bozma kararını müteakip şüpheliler hakkında kamu davası açılması gerektiği dikkate alınmaksızın, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemekle anılan kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi gereğince bozulması lüzumu yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 16.06.2008 gün ve 34259 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 28.07.2008 gün ve K.Y.B. 2008/135699 sayılı tebliğnamesiyle talep edilmiş olmakla,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dairemizin 26.02.2008 gün ve 2007/4764-1095 sayılı ilamıyla Beyoğlu 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 19.07.2007 gün ve 2007/719 müteferrik sayılı itirazın reddi kararı zamanaşımı süresinin dolmasına yönelik olması karşısında zamanaşımı süresi ile ilgili olarak kanun yararına bozma istemiyle tebliğname düzenlenip düzenlenmeyeceği konusunda gereğinin takdiri için Yargıtay C.Başsavcılığına iadesine karar verilmiş, bu kez Yargıtay C.Başsavcılığının 28.07.2008 gün ve 2008/135699 sayılı tebliğnamesiyle tekrar yukarıda açıklanan nedenlerle kanun yararına bozma talebinde bulunulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
Sanıklara isnat edilen, alacaklıdan mal kaçırma kasdiyle mevcudunu eksiltmek suçu 2004 sayılı İİK’nun 331.maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin 6.fıkrasında “Bu suçlar alacaklının şikayeti üzerine takip olunur” hükmüne işaret edilmiş, yine anılan Kanun’un 349.maddesine göre şikayetin dilekçe ile veya şifahi beyanla İcra Mahkemesine yapılacağı belirtilmiş, öte yandan 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’un 18.maddesiyle değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 346.maddesinin son fıkrasına göre de “Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara İcra Mahkemesinde bakılır” hükmüne yer verilmesi karşısında, İİK’nun 331. maddesinin birinci fıkrasında yaptırım altına alınan suç hakkında şikayetin Cumhuriyet Başsavcılığına değil anılan Kanunun 346. Maddesi uyarınca icra mahkemesine başvurulması gerekmekte ise de, müşteki vekilinin Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben kaleme aldığı 21.12.2004 havale tarihli dilekçe ile sanıklar hakkında “borcu ödememek kastı ile 22.02.2001 tarihinde aldıkları bir yönetim kurulu kararı ile holding iştirakler portföyündeki kıymet hisseleri gerçek değerinin altındaki defter değerleri üzerinden düşük bedelle … Yatırım A.Ş.’ne devrettikleri iddiasıyla İcra ve İflas Kanunu’nun 331. maddesiyle cezalandırılması isteminde bulunduğu, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının 24.12.2004 tarih, 2004/51902 hazırlık ve 2004/4427 sayılı yetkisizlik kararı ile evrakın yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği, bu yer Cumhuriyet Başsavcılığınca da kanun yararına bozma istemine konu takipsizlik kararının verildiği anlaşılmaktadır.
Sanıkların üzerine atılı bulunan ve İcra İflas Kanunu’nun 331. maddesinde düzenlenen alacaklıdan mal kaçırmak kasdiyle mevcudunu eksiltmek suçu için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre; sanıkların lehine olan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102/4. maddesindeki 5 yıllık süreye tabi olup, suç tarihinden kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği tarihe kadar zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla, zamanaşımı süresi tamamlanan bir suçtan dolayı dava açılmasının gerekmemesi karşısında kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda ve bu karara itirazın reddine ilişkin Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.07.2007 tarih ve 2007/719 müteferrik sayılı kararında isabetsizlik bulunmamaktadır. Suç tarihindeki yasal düzenlemeye göre anılan suçtan dolayı iddianame
ile dava açılmasının gerekmesi nedeniyle soruşturma sonunda zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararında bir usulsüzlük görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmediğinden REDDİNE, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 23.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.