Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/7606 E. 2008/6913 K. 31.10.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/7606
KARAR NO : 2008/6913
KARAR TARİHİ : 31.10.2008

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 144 ada 77 parsel sayılı 5.570.87 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle davalı Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı, yasal süresi içinde satış senedi ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne ve çekişmeli parselin 5.094.30 metrekarelik kısmının davacı adına tesciline, 476.57 metrekarelik kısmının kıyı kenar şeridi olarak tescil harici bırakılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre Hazine vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, mahkemece bir jeolog ve bir fenni bilirkişi tarafından çekişmeli taşınmazın konumu, kıyı çizgisine olan uzaklığı, çevre parsellerin kullanım sınırlarına göre belirlenen kıyı kenar çizgisi içinde kalan kısmının kıyı kenar şeridi olarak tescil harici bırakılmasına, tarım arazisi niteliğinde bulunan bakiye kısım üzerinde zilyetlikle iktisap şartlarının davacı taraf yararına gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle bu kısmın davacı … adına tesciline karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Nizalı taşınmazın bulunduğu bölgede idari yönden tespit edilmiş kıyı kenar çizgisi olmadığı anlaşıldığı halde bilimsel verilerden uzak olarak komşu parsel sınırları esas alınarak kıyı kenar çizgisi belirlenmiştir. Tarafların iddia ve savunmalarının içeriğine göre uyuşmazlık “kıyı kenar çizgisinin” saptanmasına yöneliktir. Bilindiği gibi, 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun “kıyı kenar çizgisini” belirleme yöntemine ilişkin 5 ve 9. maddelerinin uygulanmasına yorum getiren ve görülmekte olan davalarda uygulanması zorunlu bulunan 28.11.1997 gün ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararına göre kıyı kenar çizgisi kural olarak, uzman bilirkişi kurulundan yararlanılmak suretiyle Adliye Mahkemesince belirlenecek, ancak idarece belirlenerek kişiye tebliğ edilmiş ve böylece kesinleşmiş ya da İdare Mahkemesinin bu konudaki kararıyla kesinleşmiş bir kıyı kenar çizgisi mevcut ise, Adliye Mahkemesince kesinleşmiş kıyı kenar çizgisi veya İdare Mahkemesi kararına değer verilecektir. Nizalı taşınmazın bulunduğu bölgede idari yönden tespit edilmiş kıyı kenar çizgisi olmadığı belirlenmiştir. O halde, doğru sonuca varılabilmesi için; “kıyı kenar çizgisi” üç Jeologdan oluşturulacak uzman bilirkişi kurulu ve tapu fen memuru aracılığıyla belirlenmeli ve belirlenen bu çizgi harita mühendisi veya tapu fen memuru sıfatını taşıyan uzman bilirkişinin krokisinde infazda kuşkuya yer bırakmayacak biçimde işaretlenmelidir. Taşınmazın tamamının kıyı kenar çizgisinin dışında kaldığının
./…

2008/7606-6913 SH.2

belirlenmesi halinde davacı adına tesciline karar verilmeli, aksi halde 3402 sayılı Yasa’nın 16. Maddesinin (C) fıkrası gereğince kıyılar özel mülkiyete konu olamayacağından kadastro harici bırakılması gerektiği düşünülmelidir. Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup Hazinenin, temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 31.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.