YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/870
KARAR NO : 2008/1471
KARAR TARİHİ : 11.03.2008
MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ
Mal beyanında bulunmamak eyleminden borçlu … hakkında icra dosyasında ödeme emri tebliğ belgesinin usulüne uygun tebliğ edilmemesi nedeniyle atılı suçun oluşmayacağından bahisle disiplin cezası tertibine yer olmadığına dair, İstanbul 7.İcra Mahkemesinin 14.09.2007 tarihli ve 2006/2592-2697 sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile İcra Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın gereği için Mahkemesine gönderilmesine ilişkin, İstanbul 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 02.11.2006 tarihli ve 2006/2078 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Tebliğname ile,
1-İstanbul 5.İcra Müdürlüğünün 2005/6945 sayılı dosyasında sanığa 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35.maddesi gereğince yapılan ödeme emri tebligatının usulüne uygun gerçekleştirilmemesi karşısında, İstanbul 7.İcra Mahkemesince disiplin cezası tertibine yer olmadığına dair verilen kararda herhangi bir isabetsizlik görülmemesine nazaran yapılan itirazın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde,
2-İstanbul 7.İcra Mahkemesince verilmiş bulunan karara karşı yapılan itirazın kabul edilerek kaldırılmasına karar verilmiş olunmasına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 271/2.maddesi hükmü doğrultusunda itirazın konusu hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemekle kararın 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 06.11.2007 … ve 56165 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 05.12.2007 … ve K.Y.B.2007/250890 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
1 nolu kanun yararına bozma isteminin incelemesi sonucunda;
Borçlu sanık ile müşteki banka arasında düzenlenen kredi sözleşmesi nedeniyle kredi kullandıran bankaca hazırlanan hesap özetinin kredi kullanan borçluya sözleşmedeki adrese tebliği için notere teslim edildiği, noter aracılığıyla çıkarılan tebligatın sözleşme adresinde Tebligat Kanunu’nun 21.maddesine göre usulüne uygun olarak 12.9.2005 tarihinde tebliğ edildiği, 16.11.2001 tarihli ödeme emrinin sözleşmedeki adresine tebliği için çıkarıldığında taşındığından tanınmadığının belirtilmesi nedeniyle mazbataya şerh olarak yazıldığı, zabıta marifetiyle yapılan adres araştırmasından ve Etimesgut Tapu Sicil Müdürlüğüne adres için
yazılan yazılardan sonuç alınamaması üzerine Tebligat Kanunu’nun 35.maddesine göre kredi kullandırana bildirdiği ve hesap özetinin anılan Kanun’un 21.maddesine göre tebliğ edildiği adreste 17.3.2006 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi; “Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen … adrese yapılır.
(Değişik: 19/3/2003-4829/11 md.) Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve … adres tebliğ memurunca da tespit edilemediği takdirde tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi, tebliğ tarihi sayılır.
(Değişik: 19/3/2003-4829/11 md.) “Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır.” Hükmünü içermekte ; 06.06.1985 … ve 3220 sayılı yasanın 12. maddesi ile eklenen son fıkrasında da “Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, taraflar arasında yapılan, imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen adresler ile kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkarlar sicillerine verilen en son adreslerdeki değişiklikler hakkında da bu madde hükümleri uygulanır.” hükmünü içermektedir.
Bu değişikliğin gerekçesinde ise aynen; “Adres değişikliğini düzenleyen 35. madde kapsamı uygulamanın ihtiyaçlarına cevap verecek biçimde genişletilmiştir. Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tarafların aralarında yaptıkları sözleşmede geçerli bir adres tespit etmeleri, bu adresin değiştiğinin karşı tarafa bildirilmemesi halinde adres araştırılması yoluna gidilmeksizin 35. maddenin uygulanması kabul edilmiştir. Ancak kanunun verdiği bu hakkın kötüye kullanılmaması yönünden 35. maddenin uygulanması, imzası resmi makamlar önünde ikrar olunmuş (ki, noterlerce düzenlenen ya da onanan sözleşmeler dahil) sözleşmeler yönünden uygulanacaktır. Maddedeki bu değişiklik, taraflar arasında yapılan sözleşmelerde, tarafların kendi iradeleri ile adreslerini bildirmelerine hukuki bir sonuç ve değer vermekte, yargının süratlenmesi amaçlanmaktadır. Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğinde olan ve 1982 Anayasası’nın 135. maddesinde sayılan meslek kuruluşlarına ticaret sicilleri ile esnaf ve sanatkarlar sicillerine verilen en son adreslerin değişmesi ve adresin bu kurum ve kuruluşlara bildirilmemesi halinde de aynı hüküm uygulanacaktır.” denilmektedir.
Somut olayda; borçluya gönderilen örnek 49 numaralı ödeme emrinin evvelce tebliğ yapılmış adresine tebliğ edilememesi sebebi ile tebliğ işleminin 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35.maddesine göre yapıldığı görülmektedir. Takip dayanağı kredi sözleşmesinin taraflarca noter huzurunda imzalanmadığı, borçluya gönderilen örnek 7 ilamsız takiplerde ödeme emrinin kredi sözleşmesinde gösterilen adreste tebliğ edilememesi nedeniyle tebliğ işleminin 7201 sayılı Kanun’un 35.maddesine göre yapıldığı gözlenmektedir. Takip dayanağı kredi sözleşmesi 7201 sayılı Kanun’un 35/son maddesinde sayılan belgelerden olmadığı için borçluya bu madde uyarınca daha önce kendisine tebligat yapılmadan tebliğ işlemi gerçekleştirilemez. Bu durumda borçluya gönderilen ödeme emri tebliği usulsüzdür.
Açıklanan bu konu tebliğnamede belirtilen 2 nolu bozma talebi nedeniyle mahkemesince gözönüne alınması gerektiğinden bozma sebebi sayılmamıştır.
Ancak; İstanbul 7.İcra Mahkemesince borçlu sanığa meşruhatlı duruşma davetiyesi çıkarılmadan ve nüfus kayıt tablosu getirtilmeden borçlu sanık hakkında disiplin hapsi cezası verilmesine yer olmadığına dair kararına yönelik itiraza bakan İstanbul 4.Ağır Ceza
Mahkemesince dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, İstanbul 7.İcra Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, 5271 sayılı CMK’nun 271/2.fıkrası gereği soruşturma araştırma ya da duruşma yapılmasının zorunlu olduğu takdirde asıl mahkemesince yerine getirilmesi gerektiğinden bahisle dosyanın İstanbul 7.İcra Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.11.2006 tarih ve 2006/220-231 sayılı kararında da açıklandığı üzere “1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nun “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (L) bendinde disiplin hapsinin tanımı; “kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartlı salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adli sicil kayıtlarına geçirilemeyen hapsi ifade eder.” olarak yapılmıştır… “disiplin hapsi ve hapsen tazyik yaptırımı 5237 sayılı TCK.nda düzenlenen yaptırımlardan farklı niteliktedir. Bu nedenle de, duruşma açılarak yapılan bir yargılama sonunda verilmelerine karşılık, 2004 sayılı İİK.nun 353/1. maddesinde yasa yolu olarak itiraz yasa yolu öngörülmüştür. Anılan hükümler gözetildiğinde, gerek disiplin hapsi gerekse hapsen tazyik yaptırımı tayin edilen kararlar, CMK.nun 223. maddesinde belirtilen “hüküm” niteliğinde değildirler ve bunlar hakkında hükümler için öngörülen yargılama kuralları uygulanamaz.” şeklinde yapılan değerlendirmeden de anlaşılacağı üzere, İcra ve İflas Kanunu’nda müeyyidesi disiplin hapsi ve tazyik hapsi olarak saptanan eylemlerin kabahat olduğu belirtilmiştir.
İcra ve İflas Kanunu’nda İcra Mahkemesinin itiraza tabi verdiği kararlara itirazın 5358 sayılı Yasa ile değişik İİK.nun 353/1. maddesi uyarınca yedi … içerisinde yargı çevresinde bulunduğu Ağır Ceza Mahkemesine yapılması gerekmekte olup, bu anlamda Ceza Muhakemesi Kanunundaki sistemden ayrıldığı, Ceza Muhakemesi Kanunundaki itiraz kanun yolu bir suç muhakemesi sonucunda verilen yargı kararları için olduğu, nitekim anılan kanunun “İtiraz usulü ve inceleme merciileri” başlıklı 268. maddesinde kararına itiraz edilecek ve itirazı inceleyecek mahkemeler Sulh Ceza, Asliye Ceza, Ağır Ceza ve Bölge Adliye Mahkemesi olarak belirlendiği, buna karşılık İcra ve İflas Kanunu’nda, İcra Mahkemesinin itiraza tabi verdiği disiplin hapsi ve tazyik hapsine ilişkin kararlar, dar ve teknik anlamda “suç” karşılığı verilen kararlar olmadığı, İcra ve İflas Kanunu’nun 353/1. maddesi uyarınca İcra Mahkemesince verilen itiraza tabi kararlara itirazın yedi … içerisinde doğrudan Ağır Ceza Mahkemesine yapılması ve itiraz hakkında Ağır Ceza Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekte ise de, bu durum yargılaması tamamlanmış, herhangi bir delil ya da sair araştırma ihtiyacı bulunmayan haller içindir. Oysa ki somut olayda icra mahkemesince sanığa meşruhatlı davetiyesi tebliğ edilmeden ve nüfus kayıt tablosu getirtilmeden verilen disiplin cezası tertibine yer olmadığına kararı söz konusudur. Ağır Ceza Mahkemesince itirazın kabulünün gerektiğinin düşünülmesi halinde aynı zamanda borçlu sanığın mal beyanında bulunmama suçundan dolayı İİK.nun 337/1. maddesi gereğince on … disiplin hapsi cezası ile cezalandırılmasına da karar vermesi zorunluluğu nedeniyle borçlu sanığa meşruhatlı duruşma davetiyesi tebliğinin yapılması gerekmektedir. Bu durum ancak suç muhakemesi sonucunda verilen yargı kararları için olduğu ve 5271 sayılı CMK.nun 270. maddenin 1. fıkra 1. cümlesinde dayanak bulduğu, oysa ki yukarıda da açıklandığı üzere, İcra Mahkemesince itiraza tabi olarak verilen disiplin hapsi ve tazyik hapsi kararları “suç” karşılığı verilen kararlar olarak kabul görmemektedir.
Konunun bir kez de Kabahatler Kanunu yönünden irdelenmesinde ise, anılan kanunun “itiraz yolu” başlıklı 29. maddesinde, “(1) Mahkemenin verdiği son karara karşı, yargı çevresinde yer aldığı Ağır Ceza Mahkemesine itiraz edilebilir. Bu itiraz, kararın tebliği tarihinden itibaren en geç yedi … içinde yapılır. (2) İtirazla ilgili karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak verilir. (3) Mahkeme, her bir itirazla ilgili olarak “itirazın kabulüne” veya “itirazın reddine” karar verir…..” hükmü getirilmiştir. Görüldüğü üzere Kabahatler Kanununda da itirazı inceleyecek Ağır Ceza Mahkemesinin “itirazın kabulüne” veya “itirazın reddine,” karar verir şeklinde düzenleme getirilmiştir. Ancak itirazın kabulüne karar vermesi halinde itirazın konusu hakkında da bir karar vermesi gerektiği hususunda bir düzenleme yok ise de, itirazı kabul eden Ağır Ceza Mahkemesinin bu yönde hüküm oluşturması gerektiği de kuşkusuzdur. Diğer taraftan aynı maddenin 2. fıkrasındaki “itirazla ilgili karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak verilir.” amir hükmü gözetildiğinde, itiraz merciinin delil toplama ve sanığın savunmasını alması gibi yargılamayı gerektiren hususları yerine getirmesi de beklenmemelidir.
Öte yandan, bir ihtisas mahkemesi olan İcra Mahkemesince yerine getirilmesi gereken delil toplama ya da sair araştırmanın yapılmasını itiraz mercii olan Ağır Ceza Mahkemesinden beklemek, zaten yoğun iş yükü altında bulunan mahkemenin kendi asıl işlevinden uzaklaştırılmasına, yargı hizmetlerinin aksamasına, ve giderek adalet duygusunun zedelenmesine yol açabilecektir.
Açıklamalar çerçevesinde İcra Mahkemesinden verilen itiraza tabi kararlara İİK.nun 353/1. maddesi uyarınca itiraz mercii olarak bakan Ağır Ceza Mahkemesince itirazın kabulüne karar verilmesi durumunda itirazın konusu hakkında da bir hüküm kurmak zorundadır. Ancak dosyada toplanması gereken delil, araştırma ya da borçlu sanığın savunmasının alınması veya meşruhatlı duruşma davetiyesi gönderilmesi gibi hususların yerine getirilmesi zorunluluğunun bulunduğu hallerde ise, itirazın kabulü ile birlikte bu noksanlıkların tamamlanmasını … ihtisas mahkemesi olan İcra Mahkemesinden talep etmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gözetildiğinde, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.11.2006 tarih ve 2006/2078 değişik iş sayılı kararına karşı kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, sair işlemlerin mahallinde ifasına, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.3.2008 gününde oy birliği ile karar verildi.