Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/9166 E. 2008/7554 K. 24.11.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/9166
KARAR NO : 2008/7554
KARAR TARİHİ : 24.11.2008

MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ

Ödeme şartını ihlal etmek eyleminden borçlu … ’nun 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi uyarınca 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair, Biga İcra Mahkemesinin 07.11.2007 tarihli ve 2007/1690-2012 sayılı karara yönelik itiraz, Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesinin 18.01.2008 tarih ve 2008/41 değişik iş sayılı kararı ile red edilmiştir.
Tebliğname ile;
Yargıtay 1.Ceza Dairesinin 29.06.2006 tarihli ve 2006/4216-2876 sayılı ilamı ile Yargıtay 10.Ceza Dairesinin 19.11.2007 tarihli ve 2007/1196-13395 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40/2.maddesinde “Devlet işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” hükmünün düzenlendiği, maddenin gerekçesinde açıklandığı gibi,bireylerin yargı yada yönetsel kurumlar önünde etkin bir biçimde haklarını arayabilmelerine olanak tanıması ve kolaylık sağlanmasının amaçlandığı, son derece karmaşık ve dağınık mevzuat karşısında kanun yolu,mercii ve sürelerin belirtilmesi ile hak arama, hak ve özgürlüklerin korunmasının amaçlandığı,bu düzenlemeye paralel olarak 5271 sayılı CMK’nun 231/2.maddesinde “Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları,mercii ve süresi bildirilir” hükmüne yer verildiği,bu bağlamda yargı kararlarına karşı başvurulacak kanun yolu ile süresinin açıkça ve doğru olarak gösterilmemiş olması bu hakkın etkin bir şekilde kullanılmasını doğrudan etkileyebileceğinden belirtilen eksiklik giderilmeden kanunlarda öngörülen başvuru süresinin işlemeye başlamayacağının kabulünde zorunluluk bulunduğu cihetle,
İtiraza tabi kararların hüküm fıkrasında kanun yolu, mercii ve süresi hiç gösterilmemiş veya hatalı gösterilmiş ve bu kararlara karşı kanun yoluna müracaat edilmemiş olunan hallerde ise itiraz süresinin işlemeye başlamayacağı, ilgililere kanun yolunu,süresini ve merciini gösterecek şekilde yeniden tebliğ işleminin yapılması ve itiraz etme hakkının bundan sonra başlayacağının gözetilmesi gerektiği, somut olayda icra mahkemesince kısa kararın sanığın yüzüne karşı verildiği ve kararın tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içerisinde Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesine başvurabileceği hususunun bildirilmiş olduğunun anlaşılması karşısında, itiraza ilişkin yedi günlük sürenin gerekçeli kararın tebliğinden
itibaren başlayacağı ve sanığın da süresi içerisinde itiraz etmiş olmasına nazaran, itiraz
konusu hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde süre yönünden reddine karar verilmesinde isabet görülmemekle kararın 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 05.03.2008 gün ve 13850 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 04.04.2008 gün ve K.Y.B.2007/65779 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş,Dairemiz 20.05.2008 gün ve 3689-3589 sayı ile;“Mahkemece 07.11.2007 tarihli celsede sanığın yüzüne karşı verilip tefhimle geçerlilik kazanan ve hükmün esasını oluşturan kısa kararda ,karara karşı yasa yolu belirlenirken kararın tebliğinden itibaren yedi günlük sürenin başlayacağının sanığa bildirilmiş olması karşısında itiraz süresinin kararın tebliğinden itibaren hesaplanması gerekecektir.Ancak 14.12.2007 tarihinde kararın borçluya tebliği üzerine 7 günlük itiraz süresi 21.12.2007 tarihi itibarıyla sona ermesine rağmen 24.12.2007 tarihinde Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesine itirazda bulunulduğu anlaşılmakla itirazın reddine ilişkin kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır.” gerekçesiyle kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir.
Yargıtay C.Başsavcılığınca 08.07.2008 gün ve 65779 sayı ile;
İtiraz süresinin son gününün 21 Aralık 2007 Cuma gününe(Kurban Bayramının ikinci) gününe rastlaması,22 ve 23 Aralık 2007 tarihlerinin ise hafta sonu tatili olması nedeniyle 24.12.2007 tarihinde yapılan itirazın süresinde olduğu gerekçesiyle itiraz yasa yoluna başvurularak,Yargıtay 16.Hukuk Dairesinin 20.05.2008 gün ve 3689-3589 sayılı kararının kaldırılmasına ve Adalet Bakanlığının yasa yararına bozma isteminin kabulü ile Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesinin 18.01.2008 gün ve 2008/41 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMY’nın 309.maddesi uyarınca bozulmasına ve itiraz hakkında bir karar verilmesi için dosyanın mahalline gönderilmesi talebi üzerine,Yargıtay Ceza Genel Kurulu 14.10.2008 gün ve 2008/16.HD-181 esas ve 2008/216 sayılı kararı ile, Yargıtay C.Başsavcılığının itirazın değişik gerekçe ile kabulüne ve Dairemizin kararının kaldırılması ile yasa yararına bozma istemi hakkında bir karar verilmek üzere dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmesi nedeniyle yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Biga İcra Mahkemesi 07.11.2007 gün ve 1690-2012 sayılı dosyasında,kabahatlinin yüzüne karşı tefhim edilen hükümde başvuru süresi tefhimle başlamasına rağmen,mahkemece tefhim ve tebliğ sözcüklerinin içerdikleri farklı anlamlar göz önüne alınmadan başvuru süresinin tebliğle başlayacağının borçlu kabahatliye bildirilmesi nedeniyle, bu hatalı bildirimden dolayı 7 günlük itiraz süresi ancak borçluya yapılacak tebliğde, itirazın tebliğle başlayacağına ilişkin açıklamalı davetiye tebliği üzerine başlayacaktır. Somut olayda tebliğle başlatılan 7 günlük itiraz süresi son günün ve müteakip günlerin 2429 sayılı Yasa uyarınca Resmi Tatil sayılan Kurban Bayramına tesadüf etmesi nedeniyle 24.12.2007 tarihinde sona ermektedir. Bu itibarla 24.12.2007 tarihinde yapılan itiraz yasal süresindedir. Yine önemle üzerinde dikkatle durulması gereken bir husus da, somut olayda son ve müteakip günlerin tatil sayılan bir zaman dilimine rastlaması nedeniyle 24.12.2007 tarihinde yapılan itirazda bir hak kaybı doğmamakta ise de, son günler tatile tesadüf etmemiş olsa dahi,14.12.2007 tarihinde yapılan tebliğde, önceki yanılgılı bildirimi ortadan kaldıracak şekilde sürenin tebliğle başlayacağına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiş olması nedeniyle, son gün tatile tesadüf etmemiş olsa dahi itirazın yine süresinde yapılmış sayılması zorunluluğu bulunduğu gözetilmeksizin, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Açıklanan nedenlerle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesinin 18.01.2008 gün ve 2008/41 değişik iş sayılı kararının BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.11.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.