YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/9185
KARAR NO : 2008/7534
KARAR TARİHİ : 24.11.2008
MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 331, 337/a, ve 345/a maddelerine aykırı davranmak suçlarından şüpheli Musa Büyükköroğlu hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 03.05.2007 tarihli ve 2006/52271 soruşturma, 2007/11820 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulüne dair, mercii … Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca verilen 30.07.2007 tarihli ve 2007/1323 müteferrik sayılı kararı kapsayan dosya incelendi.
Tebliğname ile;
Yargıtay 16.Hukuk Dairesinin 27.12.2006 gün ve 2006/6103-8363 sayılı kararında da belirtildiği üzere,1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’la değişik 2004 sayılı İİK.nun “Muhakeme Usulü” başlıklı 349/1. fıkrasında şikayetin dilekçe ile veya şifahi beyanla İcra Mahkemesine yapılacağı şeklindeki düzenleme ile, 5358 sayılı Kanun’un 18.maddesiyle değişik 2004 sayılı Kanun’un 346.maddesinin son fıkrasına göre “Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara İcra Mahkemesinde bakılır” hükümleri karşısında,şüpheliye isnat edilen suç hakkında iddianame ile dava açılamayacağı gözetilmeksizin, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemekle kararın 5271 sayılı CMK.nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 07.10.2008 gün ve 50194 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 04.11.2008 gün ve K.Y.B.2008/211720 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, 2004 sayılı İİK’nun 331.maddesinin son fıkrasındaki “Bu suçlar alacaklının şikâyeti üzerine takip olunur”,aynı Yasanın 337/a maddesinin birinci fıkrasındaki “44 üncü maddeye göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermeyen veya beyanından sonra bu malları üzerinde tasarruf eden borçlu, bundan zarar gören alacaklının şikâyeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” hükmü, yine aynı Yasanın 345/a.maddesindeki” İdare ve temsil ile görevlendirilmiş kimseler veya tasfiye memurları, 179 uncu maddeye göre şirketin mevcudunun borçlarını karşılamadığını bildirerek şirketin iflasını istemezlerse, alacaklılardan birinin şikâyeti üzerine “on günden üç aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” hükümleri ile “muhakeme usulü”nün düzenlendiği anılan Kanun’un 349.maddesinde şikayetin dilekçe
ile veya şifahi beyanla İcra Mahkemesine yapılacağının öngörülmüş olması, öte yandan 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’un 18.maddesiyle değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 346.maddesinin son fıkrasına göre de “Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara İcra Mahkemesinde bakılır” hükümleri karşısında, sanığa yöneltilen suç hakkında iddianame ile dava açılmasının gerekmediği, İcra Mahkemesine verilecek dilekçe ile veya şifahi beyanla yargılamaya başlanacağı hususu gözönüne alındığında, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Açıklanan nedenlerle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle mercii … Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığının 30.07.2007 tarihli ve 2007/1323 müteferrik sayılı kararının BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde ifasına, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.