YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/9420
KARAR NO : 2008/7622
KARAR TARİHİ : 27.11.2008
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 275 ada 103 parsel sayılı 2.419.033 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altındaki “hali arazi” niteliğindeki yerlerden olması nedeniyle davalı … adına tespit edilmiş, tutanağın beyanlar hanesine “bu parselin (0725) metrekarelik kısmı sit dışı alanda ve 2.075.308 metrekarelik kısmı 1.derece doğal sit alanında kalmaktadır.” şeklinde şerh verilmiş; değişik kişilerce değişik bölümleri hakkında açılan davalar nedeniyle tespiti kesinleşmemiş ve Gökçeada Kadastro Mahkemesinin 1996/110 esas sayılı dosyasında halen davalı durumdadır. Davacı … , 19.06.2006 tarihli dava dilekçesi ile Hazine ve Gökçeada Belediye Başkanlığını davalı göstererek sınırlarını bildirdiği iki bölüm taşınmazın vergi kaydı, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle adına tescili istemiyle Sulh Hukuk Mahkemesinde tapu iptali ve tescil davası açmıştır. Sulh Hukuk Mahkemesinin 21.02.2008 tarihli görevsizlik kararı ile dosyanın aktarıldığı Kadastro Mahkemesinde yapılan yargılama sonunda, davacı vekilinin Sulh Hukuk Mahkemesinin 23.08.2006 tarihli oturumunda davadan feragat etmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş ise de mahkemenin kabul ve değerlendirmesi dosya içeriğine uygun bulunmamaktadır. Dosya içindeki tüm belge ve bilgiler ile özellikle Dairemizin geri çevirme kararı ile dosya ekine alınan aynı mahkemenin 1996/110 esas sayılı dava dosyasının incelenmesinden, çekişmeli 275 ada 103 parsel sayılı taşınmazın mahkemenin 1996/110 esas sayılı dava dosyasında dava konusu olduğu ve davanın halen derdest bulunup yargılamanın devam ettiği anlaşılmaktadır. Aynı taşınmazın değişik bölümleri hakkında değişik kişilerce açılmış davaların birleştirilmesi Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 45.maddesinin gereği olduğu gibi, kadastro davalarında çelişkili kararlara neden olunmaması, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve özellikle davaya konu taşınmaz hakkında açık ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde tescil hükmünün kurulabilmesi için bu nitelikteki davaların birleştirilerek görülmesi, davada taraf olan tüm kişilerin dava ve talepleri ile hukuki durumlarının da davaların birleştirildiği birleşik dosyada değerlendirilmesi bir zorunluluktur. Bu nedenlerle, mahkemece davanın çekişmeli taşınmazla ilgili yargılamanın halen devam ettiği 1996/110 esas sayılı dava
dosyası ile birleştirilmesine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 27.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.