YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1081
KARAR NO : 2009/4331
KARAR TARİHİ : 16.06.2009
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 60, 84, 85, 178, 180, 185, 188 ve 252 parsel sayılı 13300, 6800, 2400, 35900, 25600, 9700, 20750 ve 2000 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan 60, 84 ve 85 parsel sayılı taşınmazlar devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle 180, 185 ve 188 parsel sayılı taşınmazlar 766 sayılı Yasa’nın 33. maddesi nedeniyle, 178 ve 252 parsel sayılı taşınmazlar ise vergi kayıt miktar fazlası olmaları nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. İtirazı Kadastro Komisyonunda reddedilen davacılar … ve …, tapu kaydı, vergi kaydı ile kazandırıcı zamanaşamı zilyetliğine, … ise, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda çekişmeli 60 ve 252 parsel sayılı taşınmazların davacı … murisi … mirasçıları adlarına, 84, 85, 180 ve 188 parsel sayılı taşınmazların davacı … adına, 178 ve 185 parsel sayılı taşınmazların davacı … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı Hazine temsilcisinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak; Mahkemece, adlarına tescil kararı verilen davacıların belgesiz olarak aynı çalışma alanı içinde taşınmaz iktisap edip etmediği sorulmak suretiyle miktar sınırlaması yönünden gerekli araştırma yapılmamıştır. 3402 sayılı Kadastro Yasası’nın 14. maddesinde “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edileceği” hükmü yer almaktadır. Hal böyle olunca, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen kısıtlama ile ilgili olarak aynı çalışma alanı içinde lehlerine tescil kararı verilen davacılar ve mirasçıları adlarına, belgesizden tespit ve tescil edilen taşınmaz bulunup bulunmadığı, Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden sorularak tespit edilmeli, belgesizden tespit ve tescil edilen taşınmaz ya da taşınmazlar bulunduğu sonucuna varıldığı takdirde, belirlenen taşınmazların kadastro tespit tutanakları ile kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları getirtilerek incelenmeli, ayrıca 3083 sayılı Yasa’nın 5403 sayılı Kanunla değişik 2/G maddesi hükmü uyarınca dava konusu taşınmazların sulu ya da kuru toprak niteliğinde olup olmadığı yöntemince araştırılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 16.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.