Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/1228 E. 2010/126 K. 26.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1228
KARAR NO : 2010/126
KARAR TARİHİ : 26.01.2010

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 131 ada 316 parsel sayılı 6.112.615,38 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadimden beri mera olarak kullanıldığından söz edilerek mera vasfıyla sınırlandırılmaştır. Davacı … oğlu …, yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak çekişmeli taşınmazın Toprak Tevzi Komisyonu haritasında 24 ada 2 parsel numarasıyla gösterilen 57.000 metrekare miktarındaki bölümünün adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 43.028,76 metrekare yüzölçümündeki bölümünün davacı … mirasçıları adlarına “iştirak halinde tespit ve tapuya tesciline” karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacının davasının kabulü ile çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 43.028,76 metrekare miktarındaki bölümünün davacı … mirasçıları adlarına tesciline karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1952 yılında 54 sayılı Toprak Tevzi Komisyonunca ve 4753 sayılı Kanun uyarınca çalışma yapılmış ve çekişmeli taşınmazın büyük bir bölümü 24 ada 1 parsel numarasıyla ve mera olarak belirtilmiştir. Ancak 24 ada 1 parsel sayılı bu taşınmaz içinde kalan bazı bölümler tarım arazisi olarak ayrılmış olup bu taşınmazlardan bir tanesi de davacının babası adına belirtilen 24 ada 2 parsel sayılı ve 57.000 m2 yüzölçümündeki taşınmazdır. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın dava konusu edilen ve davacı ile müşterekleri adına tescile karar verilen (A) harfi ile gösterilen bölümünün 24 ada 2 parsel sayılı taşınmaz içinde kalıp kalmadığı, toprak tevzi çalışmaları sonucunda 24 ada 2 parsel sayılı taşınmazın dağıtıma tabi tutulup tutulmadığı ve … adına tapu kaydı oluşup oluşmadığı araştırılmamış; 24 ada 2 parsel sayılı taşınmaz dağıtıma tabi tutulmamış ve hakkında tapu kaydı oluşturulmamış ise, toprak tevzi çalışmaları sırasında bir taşınmazın mera olarak belirtilmemiş olmasının o taşınmazın öncesinin mera olmadığı anlamına gelmeyeceği, bu nedenle çekişmeli taşınmazın öncesinin kadim mera olup olmadığının araştırılması gerekeceği düşünülmemiştir. Doğru sonuca ulaşabilmek için öncelikle toprak tevzi çalışmaları sonucunda 24 ada 2 parsel numarasıyla tespit edilen taşınmazın dağıtıma tabi tutulup tutulmadığı ve hakkında … Yılmaz adına tapu kaydı oluşup oluşmadığı belirlenmeli, Yunak Sulh Ceza Mahkemesi’nin 1986/172 Esas, 1988/15 sayılı dava
dosyası getertilerek sanık “…’a ait tapulu taşınmaz” olarak sözü edilen taşınmazın dava konusu taşınmaz olup olmadığı ve sözkonusu dosya içinde tapu kaydı bulunup bulunmadığı incelenmeli, bundan sonra mahallinde yeniden keşif yapılarak; fen bilirkişisinden çekişmeli taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümünün toprak tevzi çalışmaları sonucu oluşturulan 24 ada 2 parsel sayılı taşınmaz içinde kalıp kalmadığı hususunun toprak tevzi haritaları ile kadastro paftalarının çakıştırılması suretiyle belirlemesi istenmeli, 24 ada 2 parsel sayılı taşınmaz hakkında tapu kaydı oluştuğunun ya da 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 46/1. maddesinde açıklandığı üzere söz konusu taşınmaz bölümleri toprak tevzi komisyonunca dağıtıma tabi tutularak, dağıtım cetvellerinin onaylandığının ve çekişmeli taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümünün 24 ada 2 sayılı toprak tevzi parseli içinde kaldığının anlaşılması halinde çekişmeli taşınmazın bu bölümünün davacı taraf adına tesciline karar verilmeli, tapu kaydı oluşmamış veya dağıtım cetvelleri onaylanmamış ise çekişmeli taşınmazın öncesinin kadim mera olup olmadığı yöntemine uygun şekilde araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmeli, kadim mera olmadığının anlaşılması halinde davacı taraf yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde yazılı miktar sınırının aşılıp aşılmadığının araştırması gerektiği düşünülmeli, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Kabule göre de, kadastro hakimi çekişmeli taşınmazın tamamı hakkında infaz sırasında sorun oluşturmayacak şekilde tescil hükmü kurmak zorunda olup, mahkemece çekişmeli taşınmazın sadece (A) harfi ile gösterilen bölümü hakkında tescil hükmü kurulup geriye kalan bölümü hakkında bir karar verilmemesi isabetsiz olduğu gibi, bu bölüm yönünden adlarına tescil kararı verilen kişilerin paylarının belirlenmemiş olması da isabetsiz olup, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.