Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/1357 E. 2009/1678 K. 17.03.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1357
KARAR NO : 2009/1678
KARAR TARİHİ : 17.03.2009

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 111 ada 147 parsel sayılı 4044.09 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili, yasal süresi içinde çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında …, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda müdahil …’ın davasının kabulüne ve çekişmeli 111 ada 147 parsel sayılı taşınmazın … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, kamu yararına tahsis edilen, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan veya yasalar gereğince devlete intikal eden yerlerle ilgisinin olmadığı, müdahil lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Davalı ile adına tescil kararı verilen müdahilin yargılama sırasında kendilerini aynı vekil ile temsil ettirmeleri karşısında aralarında menfaat çatışması olduğu hususu göz önüne alınmamıştır. Avukat …’ın davalı ile adına tescil kararı verilen müdahilin de vekili olması durumunun; 1136 sayılı Avukatlık Yasası’nın avukatın işi reddetme zorunluluğu başlığını taşıyan 38. maddesinin (b) fıkrasındaki emredici hükmüne ve vekil ile müvekkil arasındaki güven ve gizlilik ilkelerine aykırı bulunduğu açıktır. Hal böyle olunca hem davalı hem de müdahil vekili durumunda bulunan Avukat …’ın çağrılarak taraflardan hangisinin vekili olduğunun belirlenmesi, bundan sonra işin esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 17.03.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.