YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1389
KARAR NO : 2009/1280
KARAR TARİHİ : 05.03.2009
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 102 ada 468 ve 470 parsel sayılı 5258,81 ve 974,73 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … oğlu … adına tesbit edilmiştir. Davacı … kızı …, yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli parsellerin davacı … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacının dava konusu taşınmazları kadastro tespit gününden önce 20 yılı aşkın süre ile malik sıfatıyla nizasız, fasılasız sürüp ektiği ve bu şekilde adına edinme koşullarının oluştuğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit edilmiş, davacı çekişmeli taşınmazların annesi …’den kendisine intikal ettiği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Dinlenen bilirkişi ve tanık beyanlarında çekişmeli taşınmazlara öncesinde davalının babası … ve dedesi İsmail zilyet iken, 1984–1985 yıllarından beri davacı ve eşi zilyet olduğu belirtilmiştir. Mahkemece tespite aykırı sonuca ulaşıldığı halde tüm tespit bilirkişileri dinlenerek aykırılık giderilmeden karar verilmesinde isabet bulunmadığı gibi, yapılan araştırma ve incelemede taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözmek, özellikle davacının çekişmeli taşınmazlar üzerinde sürdürdüğü zilyetliğinin asli mi fer’i mi olduğunu belirlemek yönünden yeterli bulunmamaktadır. Eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmez. Doğru sonuca ulaşabilmesi için taraflardan yeniden tanık göstermeleri istenerek bundan sonra mahallinde yerel bilirkişiler ve tüm tespit bilirkişileri hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte çekişmeli taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, hangi tarihten beri ne sıfatla kimin tarafından kullanıldığı, ne sebeple kimden kime intikal ettiği, öncesinde davalı ve bayileri tarafından kullanılan taşınmazın ne şekilde davacı ve eşinin eline geçtiği, davacı ve davalı arasında satım veya kira akdi bulunup bulunmadığı, davacının sürdürdüğü zilyetliğin malik sıfatıyla olup olmadığı, davalı ve bayilerinin zilyetliği terk iradelerinin bulunup bulunmadığı, davacının zilyetliğinin, taşınmazları sahiplenmek suretiyle mi olduğu, yoksa akdi veya irsi bir ilişkiye mi dayandığı, çekişmeli taşınmazlar üzerinde davacının annesi …’nin herhangi bir hakkının bulunup bulunmadığı, dosya içine ortak kök muristen itibaren nüfus kayıtları da getirtilerek davacının annesi ve davalının dedesinin kardeş olup olmadıkları, kardeş iseler aralarındaki ilişkinin ne olduğu, çekişmeli taşınmazların ortak kök muristen kalıp kalmadıkları, tarafların murisler arasında yapılan taksimde çekişmeli taşınmazların davacının annesi … payına düşüp düşmediği, davalının dedesi İsmail’e çekişmeli taşınmazların ne şekilde geçtiği gibi taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için aydınlatılması zorunlu hususlar olaylara dayalı olarak sorulup saptanmalı; bilirkişi ve tanık sözleri arasında doğabilecek çelişkiler usulen giderilmeli; bilirkişi ve tanık sözlerinin çekişmeli taşınmazların edinme sebebinde bildirilen olaylara aykırı olması halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek aykırılıkların giderilmesine çalışılmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 05.03.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.