YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/144
KARAR NO : 2009/743
KARAR TARİHİ : 16.02.2009
MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ
Nafaka borcunu ödememek eyleminden borçlu … hakkında yapılan yargılama sonucunda beraatine dair Küçükçekmece 2. İcra Ceza Mahkemesinin 09/07/2007 tarihli ve 2006/2934 esas, 2007/2296 sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile İcra Ceza Mahkemesi kararının kaldırılmasına, sanığın mal beyanında bulunmamak suçundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 337/1. maddesi gereğince 10 gün disiplin hapsi ile cezalandırılmasına ilişkin, Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/07/2007 tarihli ve 2007/386 müteferrik sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Sanığın nafaka borucunu ödememek suçundan 2004 sayılı Kanun’un 344. maddesine göre cezalandırılması için yapılan şikâyet söz konusu olduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemekle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 19.11.2008 gün, ve 2008/ 13261-57100 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 18.12.2008 gün K.Y.B.2008/253550 sayılı tebliğnamesiyle talep edilmiş olmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40/2.maddesinde “Devlet işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” hükmünün düzenlendiği, maddenin gerekçesinde açıklandığı gibi, bireylerin yargı ya da yönetsel kurumlar önünde etkin bir biçimde haklarını arayabilmelerine olanak tanıması ve kolaylık sağlanmasının amaçlandığı, son derece karmaşık ve dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesi ile hak arama, hak ve özgürlüklerin korunmasının amaçlandığı, bu düzenlemeye paralel olarak 5271 sayılı CMK’nun 231/2.maddesinde “Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir” hükmüne yer verildiği, bu bağlamda yargı kararlarına karşı başvurulacak kanun yolu ile süresinin açıkça ve doğru olarak gösterilmemiş olması bu hakkın etkin bir şekilde kullanılmasını doğrudan etkileyebileceğinden belirtilen eksiklik giderilmeden kanunlarda öngörülen başvuru süresinin işlemeye başlamayacağının kabulünün gerekliliği karşısında,
İtiraza tabi kararların hüküm fıkrasında kanun yolu, mercii ve süresi hiç gösterilmemiş veya hatalı gösterilmiş ise itiraz süresinin işlemeye başlamayacağı, ilgililere kanun yolunu, süresini ve merciini gösterecek şekilde yeniden tebliğ işleminin yapılması ve
itiraz etme hakkının bundan sonra başlayacağının gözetilmesi gerektiği, somut olayda icra mahkemesince kısa kararın müştekinin yüzüne karşı verildiği ve kararda kanun yolu, mercii ve süresinin bildirilmemiş olduğunun anlaşılması karşısında, ortada kesinleşmiş bir karar bulunduğundan söz edilemez. Kanun yararına bozma kanun yolu istisnai bir kanun yolu olup, ancak temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararlar hakkında bu yola başvurma olanağı vardır. Hal böyle olunca kanun yararına bozma isteminin reddi gerekmiştir.
Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmemekle bozma talebinin REDDİNE, 16.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.