Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/1622 E. 2009/2027 K. 30.03.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1622
KARAR NO : 2009/2027
KARAR TARİHİ : 30.03.2009

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden … geldi. Aleyhine temyiz istenilen taraftan gelen olmadı. Gelen tarafın yüzüne karşı duruşmaya başlandı. Sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 122 ada 4, 116 ada 1, 107 ada 2, 3; 104 ada 45 parsel sayılı 3100, 352, 2600, 2600 ve 4200, metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı … tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptali ve tescil davası davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanakları ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davanın reddi ile çekişme konusu parsellerin payları belirtilmek suretiyle … mirasçıları adına tesciline karar verilmiş; hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece 116 ada 1; 122 ada 4; 107 ada 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazlara davalı … ve mirasçılarının zilyet olduğu, davalı …’nın kayden sahip olduğu payını yine kayden …’ya sattığı, tapu kaydında paydaş olan … ve … ’nın tapudaki paylarının hukuki değerini yitirdiği kabul edilerek yazılı biçimde hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Taşınmazların, kadastro tespiti sırasında uygulanan tapu kayıtlarının kapsamında olduğu,107 ada 2 ve 3 sayılı parsellerin öncesi bir bütün iken 1949 yılında yapılan rızai paylaşma sonucu ifraz edilerek 107 ada 3 sayılı parselin tapu maliki … ve …’ya düştüğü, … ve …’nın da 1963 yılında …’ya sattığı o tarihten beri …’in zilyet bulunduğu; paylaşmada 107 ada 2 sayılı parselin … ve … payına düştüğü, 116 ada 1 sayılı parselin aynı şekilde ifraz ve paylaşma ile …’ya düşdüğü, halen zilyet olduğu; 122 ada 4 sayılı parselde ise ifraz ve paylaşma sonucu kayıt malik ve mirasçılarının …’ya haricen 1964 tarihinde satışı ile …’nın zilyet olduğu belirtilmek suretiyle taşınmazların Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu edilmeleri nedeniyle malikhaneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. 107 ada 2 ve 3 sayılı parsellere uyduğu belirlenen T.Sani 303 Yoklama ve 24 sıra numaralı tesis kaydının … evlatları “… ve … ve … ve … ve … ve …” adlarına kayıtlı olup,
11.12.1940 tarih ve 16 sıra numaralı tapu ile … mirasçısı …’nın hissesini satışı ile 12/72 hissesi … oğlu … adına, 2.2.1948 tarih ve 6 sıra numaralı tapu kaydı ile …’in bir kısım mirasçılarının satışı ile 36/360 hissesi … oğlu … adına, Mart 1949 tarih ve 60 sıra numaralı tapu kaydı ile … mirasçısı … mirasçıları ve … mirasçısı …’nin satışı ile 60/360 hissesi … adına, 17.6.1963 tarih ve 50 sıra numaralı tapu kaydı ile … oğlu … mirasçılarından davalı … ve kardeşleri …, …, …’ın iştirak halindeki mülkiyeti müşterek mülkiyete çevirerek hisselerini satış ile 8/72 payı …, 2/72’şer payı ise hissesini satmayarak intikal eden … evlatları davalı …’in kardeşleri … ve … adına tescil edilmiştir.122 ada 4 sayılı parsele de T.Sani 303 tarih 27; 10.12.1940 tarih ve 19, 2.2.1948 tarih 9, Mart 1949 tarih 63, 17.6.1963 tarih 53 sıra numaralı tapu kayıtları ile yukarıda sözü edilen aynı malikler adına hisse satışları ile tescil edilmiştir. 116 ada 1 sayılı parsel ise T.Sani 1291 tarih ve 151, 152, 153 sıra numaralı tapu kayıtları ile … Efendi oğulları … ve …., … ve Süleyman adına ayrı ayrı 3 tapu kaydı ile kayıtlı iken, Mart 1949 tarih 51, 52, 53 sıra numaralı tapular ile 1/4 (… oğlu …) hissenin 14553 hisse itibariyle 1074 hissesi … mirasçısı … kızı …’nin satışı ile … oğlu … , Haziran 1963 tarih ve 42, 43, 44 sıra numaralı tapu kayıtları ile … mirasçısı … mirasçıları …, …, … ve … hissesini satış ile 1/4 payı tevsien 1782 pay itibariyle 188/1782 payına teferruan … oğlu … ve 47/1782 şer payı davalı …’in kardeşleri … ve … adına intikalen aynı şekilde tescil edilmiştir. Mahkemece taşınmazlar başında yapılan her iki keşifte taşınmazlara kimin zilyet olduğu hususunda beyanlar çelişkili olup beyanlar arasındaki çelişki giderilmediği gibi, tespit tutanağının edinme sebebinde yazılı beyanların aksi sonucuna varıldığı halde tüm tespit bilirkişileri dinlenememiştir: İlk keşifte taşınmazların … ’ya ait olduğu beyan edilmiş ise de ikinci keşifte 107 ada 2 sayılı parsel dışındaki parsellerin tapu hissedar maliki … ve davalı …’nın, …’nın ölümü ile de davalı …’in zilyet olduğu, 116 ada 1 parselde evlerinin bulunduğu, evde oturdukları, sonradan …’in yeni ev, garaj ve ambar inşa ettiği beyan edilmiştir. Beyanlar arasındaki çelişki giderilmeden ilk keşifteki beyanlara itibar edilmesi doğru değildir. Bu parsellerde tapu maliki 331 yılında ölen … mirasçısı 1949’da ölen … mirasçısı davalı … tapu kaydındaki iştirak halinde mülkiyet hisseleri müşterek mülkiyete çevrilerek payını …’ya tapu ile satmış ve tapu hissesi bulunmamakta ise de ihtilaf harici taksim, satışlar ve tapu kaydının hukuki değerini yitirip yitirmediğine ilişkin olup bu hususlarda yeterince araştırılmamıştır. Doğru sonuca varılabilmesi için taşınmaz başında yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, tespit bilirkişileri ve fen bilirkişi katılımı ile keşif yapılmalıdır. Yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi, kayıt malikleri veya mirasçıları arasında harici taksimin ne zaman yapıldığı, taksim yapılmamış ise kimin hangi payları kayden ve haricen satın aldığı hususları etraflıca sorularak maddi olaylara dayalı olarak bilgi alınmalı, beyanlar arasında çelişki doğduğunda yüzleştirme yapılarak çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, ilk keşifte ve ikinci keşifte dinlenen yerel bilirkişiler de yüzleştirilerek beyanları arasındaki çelişki giderilmeli, toplanan delillerin tespit tutanağının edinme sebebindeki beyanlara aykırılık teşkil etmesi halinde tüm tespit bilirkişileri tanık sıfatı ile dinlenerek aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, böylece tapu kayıtlarının tesisinden itibaren intikal tarihleri ve kayıt maliklerinin ölüm tarihleri ile taşınmazlardaki zilyetlik durumu gözönüne alınarak 3402 sayılı Kadastro Yasası’nın 13/B-c maddesinde öngörülen iktisap şartların kimin adına gerçekleştiği, tapu kayıtları hukuki değerini yitirmemiş ise tapu malikleri veya mirasçılar arasında rızai taksim yapılıp yapılmadığı, taksim yapılmamış ise kayden satışlar ve varsa haricen yapılan pay satışları dikkate alınarak ve tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre
bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz, davalı …’nın bu parsellere ilişkin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
2- Davalının 104 ada 45 sayılı parsel hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece davalı … tapu kaydında paydaş ise de 1940’dan itibaren …’nın zilyet bulunduğu, tapu ve harici satış yolu ile elde ettiği paylar dışındaki payları da iktisap ettiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; bu konuda yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Kadastro tespit tutanağının edinme sebebinde, taşınmazın tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı, kayıt malikleri ve mirasçılarının 1949 yılında yaptığı paylaşma ve ifraz sonucu taşınmazın … evladı …’ya düştüğü … mirasçılarının da 1952 yılında haricen …’e satışları ile 1952’den beri …’nın zilyet olduğu belirtilmiştir. Taşınmaza uyduğu belirlenen T.Sani 303 yoklama 23 sıra numaralı ilk tesis kaydı ile … evlatları …, …, …, …, … ve … adına kayıtlı olduğu,10.12.1940 tarih 5 sıra numaralı tapu ile 12/72 payın … adına, 2.2.1948 tarih ve 5 sıra numaralı tapu ile 36/360 payın … oğlu …, Mart 1949 tarih ve 59 sıra numaralı tapu kaydı ile 60/360 hissesi … adına, 17.6.1963 tarih ve 49 sıra numaralı tapu kaydı ile 8/72 hissesi …, 2/72’şer hissesi … evlatları … ve … adına diğer temyiz konusu parsellere uygulanan tapu kayıtları gibi tescil edilmiştir. 12.7.1974 tarih 22 sıra numara tapu ile …’nın 8/72 payı satış ile … adına, Temmuz 1976 tarih ve 44 sıra numaralı tapu ile 1/72 payı … ’nın satışı ile davalı … adına tescil edilmiştir. Davalı … sonradan satın aldığı pay ile kayden 1/72 payın malikidir. Mahkemece yapılan ilk keşifte dinlenen yerel bilirkişi taşınmazı … ve mirasçılarının kullandığı, ikinci keşifte ise yerel bilirkişi ve tespit bilirkişisi tapu maliklerinden … ve davalı …’nın birlikte kullandığı, …’in 1976 yılında ölümü ile de …’nın tek başına kullandığını beyan etmiştir. Her iki keşifteki beyanlar arasındaki çelişki giderilmeden ilk keşifteki beyanlara itibar edilmesi doğru değildir. Tapu kaydı kapsamında kaldığı anlaşılan taşınmazda uyuşmazlık, harici taksim, pay satışları, ve tapu kaydının hukuki değerini yitirip yitirmediğine ilişkin bulunduğu halde bu hususlar yeterli şekilde araştırılmamış, aksi sonuca varıldığı halde tüm tespit bilirkişileri dinlenmemiştir. Böylesine eksik inceleme ile karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için mahallinde yeniden yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve tüm tespit bilirkişilerinin katılımı ile keşif yapılarak yukarıda (1) numaralı bentde belirtildiği gibi tapu kaydının hukuki değerini yitirip yitirmediği, yitirmemiş ise tapu malikleri arasında haricen ve rızaen paylaşılıp paylaşılmadığı araştırılarak, taksim yoksa kayda göre varsa harici pay satışları gözönüne alınarak taksime göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz davalı …’nın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 30.03.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.