YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1952
KARAR NO : 2009/2242
KARAR TARİHİ : 06.04.2009
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 108 ada 6 parsel sayılı 194.27 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve mirasçılarının kim olduğunun bilinememesi nedeniyle ölü olduğu beyanlar hanesinde şerh verilerek … … … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içinde taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu ve zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşmediği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişme konusu 108 ada 6 sayılı parselin davalı ölü … … … adına tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı Hazineye ölü olan davalının mirasçılarını davaya dahil etmesi için verilen sürede davetiye masraflarını yatırmaması nedeniyle delil bildirme hakkından vazgeçtiği kabul edilmek suretiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş ise de; Mahkemenin kabulü dosya içeriğine uygun düşmemektedir.Dava konusu taşınmaz mirasçılarının kim olduğunun bilinememesi nedeniyle ölü olduğu beyanlar hanesinde açıklanarak … … … adına tespit edilmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 29/2. maddesi gereğince mirasçılarının tayin edilememesi sebebiyle ölü olduğu belirtilerek kayıt sahibi adına tespiti yapılan taşınmaz mallar hakkında ölünün ismi açıklanarak mirasçıları denilmek suretiyle mirasçıları aleyhine dava açılabilir. Oysa Hazine, ölü olduğu tespit tutanağından anlaşılan … … …’ın isminin yanına mirasçıları denmeksizin ölü kişi … … … aleyhine dava açmıştır. Bu durumda davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, kanıtlanamadığı gerekçesiyle esastan reddine karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36/1. maddesi gereğince taraf teşkilinin res’en yapılması ve tebliğ işlemleri için gereken giderin ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere ödenekten karşılanması gerektiğinin düşünülmemiş olması da isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 06.04.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.