YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2058
KARAR NO : 2009/4010
KARAR TARİHİ : 08.06.2009
MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR 1. İCRA MAHKEMESİ
Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçundan sanıklar …, S.S. … Konut Yapı Kooperatifi ve … haklarında açılan davanın İİK’nun 349.maddesi gereğince düşürülmesine karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde şikayetçi vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre; şikayetçi vekili 25.09.2007 havale tarihli dilekçesi ile müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla Eskişehir 3. İcra Müdürlüğünün 2007/773 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalı kooperatife İcra ve İflas Kanunu’nun 89/1. maddesi uyarınca Birinci Haciz İhbarnamesi gönderdiklerini, ancak davalı kooperatif yetkilileri olan sanıklar tarafından Birinci Haciz İhbarnamesine itiraz edilerek gerçeğe aykırı beyanda bulunduklarını ileri sürerek İcra ve İflas Kanunu’nun 338/1. maddesi ile cezalandırılmasını ve aynı Yasa’nın 89/4. maddesi uyarınca da 160.000,00 TL tazminata mahkum edilmesi isteminde bulunmuş, tensiple duruşma 30.01.2008 günü saat 09;00’a bırakılmış olup, belirlenen günde müşteki vekilinin gelmediği, sanıklardan … ve …’ın duruşmaya katıldığı, şikayetçi vekilinin mazeretsiz olarak duruşmaya gelmediği ve kendisini bir vekille de temsil ettirmediğinden davanın İİK’nun 349. maddesi gereğince düşünülmesine itiraz yolu açık olarak karar verildiği görülmektedir.
Şikayet dilekçesi incelendiğinde davacı vekilinin “Av. …” olmasına ve dilekçe üzerinde el yazısı ile duruşma gün ve saati belirtilmeden “duruşma günü ve saatini aldım. Sevcan Muhtaroğlu” isim ve imzasının bulunduğu, dilekçe 25.09.2007 tarihinde havale edilmesine karşın tensibin 02.11.2007 tarihinde düzenlendiği ve oturumun 30.01.2008 tarihinde yapılmasının karar altına alındığı, sanıklara duruşma gününün usulen tebliğ edildiği, Eskişehir 1. İcra Mahkemesinin 30.01.2008 tarihli duruşma listesinin incelenmesinde, aynı güne 96 adet dava dosyasının duruşmasının bırakıldığı, bunlardan 1. sıradan 81. sıraya kadar olanların duruşma saatlerinin 09.00 olarak, sonraki dosyaların da 10’ar dakika ara ile saatlerinin belirlendiği, somut olaya konu dava dosyasının ise 68. sırada 2007/5654 esas numarası ile duruşmasının saat 09.00’a bırakıldığı anlaşılmıştır.
İcra ve İflas Kanunu’nun “Yargılama Usulü” başlıklı 349. maddenin birinci fıkrasında “şikayet dilekçe ile veya şifahi beyanla yapılır. Dilekçeyi veya dava beyanını alan İcra Mahkemesi duruşma için hemen bir gün tayin edip şikayetçinin imzasını alır ve maznuna celpname gönderir. Şahit gösterilmişse o da celp olunur.” hükmü çerçevesinde dava dilekçesine tekrar göz atıldığında, dilekçe üzerine “duruşma günü ve saatini aldım.” diye yazarak imzalayanın şikayetçi vekili olmadığı gibi, duruşma gününün hangi tarih ve hangi saat olduğunu da yazmadığı, tensibin dilekçeyi havale tarihinden 42 gün sonra düzenlendiği birlikte değerlendirildiğinde, duruşma gününün usulüne uygun olarak şikayetçi vekiline tebliğ edilmediğinin kabulü gerekir.
Diğer taraftan, 01.06.2005 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle yürürlüğe giren Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin “Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetleri” başlıklı “Üçüncü Kısım’ın” “Birinci Bölüm”ünün 46/d maddesi uyarınca tutulması zorunluluğu bulunan “duruşma günleri defteri”, aynı Yönetmeliğin 50. maddesinin birinci fıkrasında, “mahkemelerin iş durumlarına göre duruşma yapılacak gün ve saatlerin bir sıra dahilinde yazıldığı defter” olarak tarifi yapılmış, yine aynı yönetmeliğin “duruşma listesi” başlıklı 81. maddesinde de, “duruşmalı işlerde mübaşir tarafından mahkemesi; mağdur, şikayetçi ve sanık ile vekillerinin isimleri ve duruşma tarih ve saati yazılmak suretiyle bir liste düzenlenir ve bu liste duruşma salonu dışında herkesin görebileceği bir yere asılır. Bu listelerin bir sureti ayrı bir dosyada saklanır.” hükümleri dikkate alındığında, mahkemenin toplam (96) dava dosyası için değişik saatler belirleyerek duruşmalara devam etmek, böylelikle taraflara ve vekillerine Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’nın 36. maddesindeki “… meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip…” olduğu güvencesini vermek ve tarafların usul hükümlerine riayet edip etmediklerinin denetimini mümkün kılmak yerine, büyük çoğunluğu (1. sıradan 81. sıradaki dava dosyasına kadar) için tek saat verilerek (09.00) yaratılan bu belirsizlik nedeniyle taraflardan biri aleyhine haksız bir sonuca sebebiyet verilmemesi açısından, tarafları gelmeyen davaların duruşmalarının bitmesi muhtemel veya mümkün olan en son saat beklenerek, sonucuna göre müştekilerinin şikayet hakkının düşürülmesine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de; İcra ve İflas Kanunu’nun 349. maddesinin 6. fıkrası uyarınca müştekinin şikayet hakkının düşürülmesi yerine davanın düşürülmesine karar verilmesi,
İsabetsiz olup, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle hükmün istem gibi BOZULMASINA, 08.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.