YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2111
KARAR NO : 2009/2964
KARAR TARİHİ : 27.04.2009
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 122 ada 9 parsel sayılı 1.173,39 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar … ve müşterekleri adlarına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın miras payları oranında miras bırakanı …’ın mirasçıları adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacıya usulüne uygun meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen mazeretsiz olarak duruşmaya katılmadığı gerekçesiyle davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 28/2. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, çekişmeli parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacıya usulüne uygun meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen, mazeretsiz olarak duruşmaya katılmaması nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı adına çıkartılan meşruhatlı davetiyenin “davacının geçici olarak adresinden ayrıldığı belirtilmek suretiyle köy azası…’a imza karşılığı teslim edilmekle” yetinildiği anlaşılmıştır. Tebligat Kanunu’nun 21 maddesi 1. fıkrasında “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya aynı konutta birlikte oturanlardan hiç kimse gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memurunun tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza karşılığında teslim etmesi, tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi muhatabın adresine ait binanın kapısına yapıştırmakla beraber, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini sağlayacak, mümkün oldukça en yakın komşulardan birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi gerektiği, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihin tebliğ tarihi sayılacağı” kaydedilmiştir. Somut olayda adına çıkartılan tebligatın davacının adresinden geçici olarak ayrıldığının bildirilmiş olması nedeniyle köy azasına imza karşılığı teslim edilmesinin yanında, tebligatı alanı ve adresini ihtiva eden ihbarnamenin davacının adresine ait binaya asılması ve bu durumun davacıya bildirilmesi için mümkün oldukça en yakın komşularından birine haber verilmesi gerekirken bu hususlara riayet edilmeden tebligat yapılmış olup, tebligat bu nedenle usulsüzdür. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 73. maddesi gereğince, Mahkemece tarafların duruşmada dinlemeleri ve bu maksatla iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak duruşmaya davet edilmeleri gerekir.
Usulünce tebligat yapılmayan ve bu sebeple davadan haberi olmayan ve kendisini savunma ya da iddialarını ileri sürme imkanından mahrum bırakılan bir tarafın yokluğunda yapılan yargılama sonucunda telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğabilir. Davacıya usulüne uygun meşruhatlı davetiye ile duruşma günü tebliğ edilerek usulüne uygun biçimde taraf koşulu sağlandıktan sonra davanın esasına girilmek suretiyle varılacak sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, yetersiz inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz davacının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 27.4.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.