YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2159
KARAR NO : 2009/3283
KARAR TARİHİ : 07.05.2009
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında Samsun, …. ilçesi, ….. Kasabası, ….. Mahallesi, …. Mevkiinde kain 113 ada 8 parsel sayılı 324.53 m2 yüzölçümündeki taşınmaz arsa niteliği ile Kazım Dok adına tespit edilmiş, davacı Hazine vekili tarafından taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalan kumluk niteliğinde olduğu ileri sürülerek tespitin iptali için dava açılmış, …. Kadastro Mahkemesinde 1999/32 esas sayılı dosya ile açılan dava sonunda mahkemece, davanın kabulüne, kadastro tespitinin iptali ile çekişmeli taşınmaz kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeni ile tespit dışı bırakılmasına karar verilmiş, karar Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 18.02.2002 tarih, 2002/1530-1430 sayılı kararı ile onanmış ve 31.05.2002 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı, 26.04.2007 tarihli dilekçesinde; Kadastro Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında uygulanan kıyı kenar çizgisinin Samsun İdare Mahkemesinde açılan dava sonunda 08.06.2000 tarih ve 1999/955 esas, 2000/440 karar sayılı ilam ile iptal edildiğini, Terme Kadastro Mahkemesinin karar ile İdare Mahkemesinin kararının birbirini nakzeden iki ilam olduğunu, HUMK. nun 445/1.maddesinin 10. bendinde yazılı yargılamanın iadesi nedenini doğurduğunu belirterek yargılamanın yenilenmesi, Terme Kadastro Mahkemesinin 1999/32 esas, 2001/94 karar sayılı kesinleşen ilamının ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi talebinde bulunmuştur. Mahkemece yargılamanın iadesi talebi yerinde görülerek yapılan yargılama sonunda çekişmeli taşınmazın 113 ada 8 parsel sayılı taşınmazın 10.09.2007 tarihli bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen kısmın tespit dışı bırakılmasına, (B) harfi ile gösterilen kısmın kumluk niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece HUMK.nun 445/1. fıkrasının 10. bendi uyarınca davacı tarafın yargılamanın yenilenmesi talebi kabul edilerek taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümünün tesbit dışı bırakılmasına, (B) harfi ile gösterilen dava konusu bölümünün ise kumluk vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de; yapılan değerlendirme usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Dava HUMK.nun 445/10.maddesi hükmüne dayanan yargılamanın yenilenmesi isteğine ilişkindir. Bilindiği gibi olanağanüstü bir kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesi nedenleri Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 445. maddesinde sınırlı bir biçimde açıklanmış bulunmaktadır. Sözü geçen maddenin bu dava ile ilgili 10. bendindeki düzenleme ile tarafları, sebebi ve konusu aynı olan bir dava hakkında verilen hükme aykırı yeni bir hüküm verilmesine yasal sebep bulunmadığı halde, aynı veya başka bir mahkeme tarafından önceki hükme aykırı ikinci bir hüküm verilmiş ve her iki hükmün kesinleşmiş olması yargılamanın yenilenmesi sebebi sayılmıştır. Demek oluyor ki, tarafları sebebi ve konusu aynı olan bir dava hakkında birbirine aykırı kesinleşmiş iki hüküm bulunması halinde yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilebilir. Bu açıklamaların ışığı altında somut olay incelendiğinde ilk önce Hazine ile iade-i muhakeme isteyenler arasında kıyı kenar çizgisinin de tartışıldığı kadastro davasının cereyan etmiş olduğu ve anılan davada 1977 tarihinde onaylı kıyı kenar çizgisi esas alınmak suretiyle taşınmazın tesbit dışı bırakılmasına karar verilmiş olduğu görülmektedir. Kadastro davası, dava konusu taşınmazın tesbit günü itibarıyla mülkiyet durumunun tesbitine ilişkindir. Taşınmazın tamamının tesbit dışı bırakılmasına esas olan kıyı kenar çizgisi, bilahare Samsun İdare Mahkemesi kararıyla iptal edilmiş ve iptal kararı üzerine idarece yeniden belirlenen kıyı kenar çizgisi 12.8.2004 tarihinde onaylanmıştır. Söz konusu bu kıyı kenar çizgisi esas alındığında, taşınmazın bir bölümü kıyı kenar çizgisi dışında kalmaktadır. Samsun İdare Mahkemesinin iptal kararı taşınmazın tesciline ilişkin olmayıp, kadastro mahkemesi kararına esas alınan kıyı kenar çizgisinin iptaline ilişkindir. Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular karşısında olayda HUMK.nun 445/10. maddesi koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemez. Öncelikle anılan hükmün uygulanabilmesi için her iki hükmün de adliye mahkemesinden verilmiş olması gerekirken birbiriyle çeliştiği iddia olunan hükümlerden birinin Kadastro Mahkemesi, diğerinin ise İdare Mahkemesi tarafından verilmiş olması nedeniyle yargılamanın iadesi yoluna başvurulması mümkün olmadığı gibi, somut olayda taşınmazın tesciline ilişkin verilen hüküm ile İdare Mahkemesince kıyı kenar çizgisinin iptaline ilişkin verilen hükmün konuları da farklı olduğundan 445/10. maddesi hükmünün uygulanması mümkün bulunmamaktadır. Hal böyle olunca iade-i muhakeme davasının reddine karar verilmesi gerektiği gibi, kabule göre de işin esasının incelenmesinde, kıyı kenar çizgisinin 28.11.1991 tarih, 1996/5 esas, 1997/3 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına uygun olarak tesbit edilmemiş olması da isabetsiz olup, davacı tarafın temyiz itirazlarının reddi ile Hazinenin temyiz itirazlarının kabulüne ve hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 07.05.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.