Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/2232 E. 2009/2741 K. 20.04.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2232
KARAR NO : 2009/2741
KARAR TARİHİ : 20.04.2009

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden … dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 380 ada 8, 384 ada 29 ve 60 parsel sayılı 631,16, 167,83 ve 797 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, sit alanı içinde kaldıklarından söz edilerek Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın verilen kesin süre içinde keşif avansının yatırılmaması nedeniyle reddine, çekişmeli parsellerin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacının verilen kesin süre içerisinde keşif avansını yatırmadığı, bu nedenle keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de; değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesinin ispat külfeti kendisine düşen taraf aleyhine uygulanabilmesi için öncelikle dosyanın keşfe hazır hale getirilmesi, bir diğer ifade ile taraflardan tanık ve diğer delil listelerinin alınması, dayanılan kayıtların celp edilip dosyaya konulması, yerel bilirkişi adaylarının isimlerinin zabıta aracılığı ile tespit edilmesi ve dosyada bu yönden bir eksikliğin bulunmaması gerekir. Bundan sonra keşifle ilgili ara kararında hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayları, taraf tanıkları, uzman bilirkişilere verilecek ücretlerle, vasıta parası ve yapılacak tebligatlarla ilgili masraflar kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgiliye makul ve belirli bir süre tanınmalı, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında da bilirkişi adayları, taraf tanıkları ve uzman bilirkişilere çıkarılacak davetiye için yine uygun bir sürenin bulunmasına azami özen gösterilmesi gerekmektedir. Keşif günü belirlenirken, Tebligat Tüzüğü’nün 12. maddesi gözönünde bulundurulmalıdır. Tüzüğün anılan maddesine göre; “Tüzüğün 8. maddesinde sayılan vasıtalarla yapılanlar dışındaki her nevi tebliğ evrakı ve davetiyelerin alakalılara ulaşması ve alakalıların tebliğin veya davetiyenin icaplarını yerine getirebilmesi için bu evrakı çıkaran merci tarafından tayin edilecek müddetin hesabında evrakın gönderileceği mahallin yakınlık veya uzaklığı, mevsimin yaz veya kış olması, nakil vasıtalarının durumu gibi hususlar nazara alınır. Bu suretle tayin edilecek müddetler, tebliği çıkaran merciin bulunduğu köy veya belediye hududu dahilinde tebligat yapılacaksa 3 günden, köyde veya aynı vilayetin diğer bir kazasında tebligat yapılacaksa 15 günden, diğer bir vilayet içinde tebligat yapılacaksa 1 aydan az olamaz” hükmü yer almış bulunmaktadır. Mahkemece karara esas alınan 20.8.2008 tarihli ara kararında davacıya keşif avansını keşif gününden bir gün önceye kadar yatırması için süre verdiğinden, davacıya tanınan bu süre ile keşif günü arasında bilirkişi adayları, taraf tanıkları ve uzman bilirkişilere çıkarılacak davetiye için uygun bir süre bulunmamaktadır. Yine keşif ara kararında mahalli bilirkişi ve tanıklara ödenecek ücret belirlenerek bu kişiler adına davetiye çıkarılmasının hüküm altına alınamamış olması nedeniyle de ihtar yasal unsurları ihtiva etmediğinden yasaya uygun bulunmamaktadır. Yasada öngörülen şekle uygun olmayan bir ara kararına dayanılarak davacının keşif deliline dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilemez. Yapılamayacağı önceden belli olan keşif için taraflara külfet yüklenilmesi isabetli değildir. Davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 20.04.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.