Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/2249 E. 2009/1794 K. 20.03.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2249
KARAR NO : 2009/1794
KARAR TARİHİ : 20.03.2009

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 101 ada 63 parsel sayılı 24.167,21 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadim kullanım nedeniyle mera olarak sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacılar, yasal süresi içerisinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne ve çekişmeli parselin fen bilirkişisi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölümünün mera niteliği ile sınırlandırılmasına, geri kalan kısmının eşit paylarla davacılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın davacılar adına tesciline karar verilen temyize konu bölümünün çayır niteliğindeki tarım arazisi olduğu, ve davacı taraf lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile kazanma koşullarının oluştuğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun bulunmadığı gibi, araştırma, inceleme ve uygulama da hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaz 101 ada 39 ve 170 sayılı mera parsellerine sınır olup, bu parsellerin tespitleri kesinleşmemiştir. Aynı şekilde doğu yönünden komşusu olan 64 sayılı parsel de mera olarak sınırlandırılmış olup, … adına tesciline karar verilmiş ise de henüz Yargıtay incelemesinde olması nedeniyle karar kesinleşmemiştir. Keşif sonucu düzenlenen uzman ziraatçı bilirkişi raporuna göre taşınmazın ortalama % 40-50 eğimde olup, batısı, kuzeyi ve doğusunun yaklaşık bir metre derinliğindeki dere ile çevrili olduğu, güneydeki mera ile arasında doğal ya da yapay ayırıcı bir unsur bulunmadığı belirtilmiştir. Tespit bilirkişilerinin tespitteki beyanları ile keşifteki beyanları da çelişkili olup, bu çelişki giderilmemiş, zirai bilirkişi raporunda belirtilen eğimdeki taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyetin ne şekilde sürdürüleceği de araştırılmadan soyut nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulmuştur. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için, üç kişiden oluşacak ziraatçı bilirkişi kurulu da hazır olduğu halde mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte taşınmazın fotoğrafları çekilmeli, ziraatçı
bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olup olmadığı, mera bütünlüğünü bozucu nitelik taşıyıp taşımadığı ile mera ile arada ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı hususlarında komşu parsellerle karşılaştırmalı incelemeyi içeren ve taşınmazın eğimini gösteren, mevcut eğime göre taşınmazın teknik olarak çayır niteliğinde olmasının ve bu amaçla kullanılmasının mümkün olup, olmadığını irdeleyen ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, çekişmeli taşınmazın niteliği değerlendirilirken komşu parsellerin nitelikleri ve hukuki durumları üzerinde durulması gerektiği de düşünülmeli, tespit bilirkişileri taşınmazın başında dinlenilerek tespit sırasında beyanları ile keşifteki beyanları arasındaki çelişkiler giderilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 20.03.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.