YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2637
KARAR NO : 2009/3631
KARAR TARİHİ : 25.05.2009
MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ
Mal beyanında bulunmamak eyleminden borçlu Selim Ünlü hakkında yapılan yargılama sonucunda,borçlunun borca yetecek miktarda malının olduğu bilinmesi veya bilmesi lazım geldiği hallerde yada borcu maaşının 1/4 ü ile ödeyebilecek borçlunun mal beyanında bulunmakla yükümlü tutulamayacağından bahisle borçlunun üzerine atılı suçtan ceza tertibine yer olmadığına dair istanbul 11. İcra Ceza Mahkemesinin 02/04/2008 tarihli ve 2007/2944 esas, 2008/1163 sayılı kararma yönelik itirazın kabulü ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’ nun 337. maddesinin 1. fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 28/02/2008 tarihli ve 2006/71 esas sayılı kararı ile iptal edilmiş olduğundan, söz konusu iptal kararının yürürlük tarihine kadar beklenerek bu tarihteki mevcut duruma göre yeniden değerlendirme yapılmak üzere dosyanın Mahkemesine iadesine ilişkin İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/07/2008 tarihli ve 2008/390 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Tebliğname ile; İstanbul 11. İcra Ceza Mahkemesince, sanığın borca yetecek miktarda malının olduğu bilinmesi veya bilmesi lazım geldiği hallerde yada borcu maaşının 1/4′ ü ile ödeyebilecek borçlunun mal beyanında bulunmakla yükümlü tutulamayacağından bahisle sanığın üzerine atılı suçtan ceza tertibine yer olmadığına dair verilen karara itirazın kabulü ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 337. maddesinin 1. fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 28/02/2008 tarihli ve 2006/71 esas sayılı kararı ile iptal edilmiş olduğundan, söz konusu iptal kararının yürürlük tarihine kadar beklenerek bu tarihteki mevcut duruma göre yeniden değerlendirme yapılmak üzere dosyanın Mahkemesine iadesine karar verilmiş ise de, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 07/07/2008 tarihli ve 2008/5194-4963 sayılı ilmında da belirtildiği üzere, Anayasa Mahkemesi’nin iptal hükmünün, kararın Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe gireceği, 337. maddenin halen yürürlükte bulunduğu, ancak mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra sanığın mağduriyetine sebebiyet vermemek için, iptal hükmü yürürlüğe girinceye ya da daha lehe olan bir düzenleme yapılıncaya kadar, mahkemesince infazın durdurulmasına karar verilebileceği nazara alınarak, dosyada araştırılması gereken veya hakimin takdir hakkını kullanmasını gerektiren bir hususun bulunmadığının anlaşılması halinde itiraz mercii tarafından esas hakkında bir karar verilmesi, aksi halde esas hakkında bir karar verilmek üzere dosyanın icra ceza mahkemesine gönderilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemekle anılan kararın 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 09/02/2009 gün ve 6259 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 10.03.2009 gün ve
K.Y.B:2009/38482 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla, GEREGİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Borçlunun cezalandırılmasına esas teşkil edecek mal beyanında bulunmamak eylemine ilişkin İcra ve İflas Kanunu’nun 5358 sayılı Yasa’nın 7.maddesi ile değişik 337.maddesinin birinci fıkrası, Anayasa Mahkemesi’nin 28.02.2008 tarih, 2006/71 esas ve 2008/69 sayılı kararı ile iptal edilmiş ve aynı kararla iptal hükmünün, kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır. Nitekim gerekçeli karar da 16 Nisan 2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Kararda, “İcra ve İflas Kanunu’nun 5358 sayılı Yasa ile değişik 337.maddesinin birinci fıkrasının iptaline karar verilmesinin doğuracağı hukuksal boşluk, kamu yararını ihlal edici nitelikte olduğundan gerekli düzenlemelerin yapılması amacıyla iptal kararının, Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.” şeklindeki ifade ile de iptal hükmünün yürürlüğünün erteleme gerekçesi açıklanmıştır.
16 Nisan 2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan gerekçeli kararda özetle, ” … İcra ve İflas Kanunu’ nun 337.maddesinin birinci fıkrasında ve 76.maddesinde borçlunun özgürlüğünü bağlayıcı ceza ile cezalandırılmasını gerektiren eylem, mal beyanında bulunmama eylemidir. Hukuk devleti ve ceza hukuku ilkeleri gereği kişi aynı eylem nedeniyle birden fazla yargılanmaz ve cezalandırılmaz. İtiraz konusu kural uyarınca, müddeti içinde mazereti olmaksızın icra dairesine gelmeyen veya yazılı olarak mal beyanında bulunmayan kimse disiplin cezası ile cezalandırılmasının yanı sıra, İcra ve İflas Kanunu’nun 76.maddesine göre de mal beyanında bulunmama eylemi nedeniyle tazyik hapsi cezası ile cezalandırılabilecektir. Böyle bir olasılığın varlığı İcra ve İflas Kanunu’nun 337.maddesinde öngörülen disiplin hapsi cezasını, Anayasa’nın hukuk devleti ilkesinin düzenlendiği 2.maddesine aykırı hale getirmektedir. Bu nedenle, 337.maddesinin birinci fıkrası Anayasa’nın 2.maddesine aykırıdır. İptali gerekir.” şeklindeki ifade ile iptal gerekçesi açıklanmıştır. Gerekçeli karardaki, ” … 337.maddesinin birinci fıkrasının iptaline karar verilmesinin doğuracağı hukuksal boşluk, kamu yararını ihlal edici nitelikte olduğundan … ” şeklindeki ifadeden de anlaşılacağı üzere, anılan eylem hakkında gerekli düzenleme yapılıncaya kadar hukuksal boşluk önlenmek istenmiştir. Hal böyle olunca, İcra ve İflas Kanunu’nun 5358 sayılı Yasa ile değişik 337.maddesinin birinci fıkrasının 16 Nisan 2009 tarihine kadar yürürlükte olduğu gözetilerek itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
İcra Mahkemesince karar verildiği tarihte İcra ve İflas Kanunu’nun 337.madesinin birinci fıkrası yürürlükte ise de, inceleme tarihi itibariyle iptal hükmü yürürlüğe girdiğinden, mal beyanında bulunmama eylemi kanunda suç olmaktan çıkmıştır.
Açıklanan nedenlerle Yargıtay C. Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlendiği tebliğname yerinde görüldüğünden İstanbul 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 10.07.2008 gün ve 2008/390 değişik iş sayılı kararının BOZULMASINA,
Bozma üzerine 5271 sayılı CMK’ nun 309/4-d maddesi gereğince yeniden uygulama yapılması gerektiğinden;
Mal beyanında bulunmamak eyleminden dolayı borçlu Selim Ünlü’nün beraatine, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 25.05.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.