Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/2660 E. 2009/3975 K. 08.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2660
KARAR NO : 2009/3975
KARAR TARİHİ : 08.06.2009

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 15, 159, 601 ve 572 parsel sayılı 8800, 3400, 21800 ve 1400 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan 15, 159, 601 sayılı parsellerin beyanlar hanesinde …’in işgalinde olduğu şehri verilerek, 15 sayılı parsel vergi kaydı ve kaçak yitik kişilerden intikal etmesi nedeniyle, 159 sayılı parsel dava dışı 114 sayılı parsele uygulanan tapu kaydı miktar fazlası olarak, 601 sayılı parsel vergi kaydı nedeniyle, 572 sayılı parsel ise kaçak ve yitik kişilerden intikal etmesi nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. İtirazı Kadastro Komisyonunda reddedilen davacı … 15, 159 ve 601 sayılı parseller hakkında, … ise 572 sayılı parsel hakkında irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davacıların davasının reddine ve çekişme konusu 15, 159, 601 ve 572 sayılı parsellerin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm davacı … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişme konusu 15, 159 ve 601 sayılı parseller yönünden Kadastro Kanunu’nun 36/1. maddesi gereğince, davacının keşif giderini verilen kesin süre içerisinde yatırmaması ve mevcut delillerle de davanın kanıtlanamaması 572 sayılı parsel yönünden ise taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalan yerlerden olmadığının ispat edilememesi nedeniyle davaların reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin kabulü dosya kapsamına uygun bulunmayıp, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama da hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. 02.02.2006 tarihli celse de alınan ara kararı ile taşınmazlar başında 11.5.2006 tarihinde keşif yapılmasının karara bağlandığı, yapılacak keşif için toplam 234.76 YTL. keşif giderinin tebliğ tarihinden itibaren 10 günlük süre içinde yatırması için kesin süre verilerek, davacı …’e 23.2.2006 tarihinde açıklamalı davetiye tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Ancak keşif giderleri içinde, mahalli bilirkişiler için ücret ve tebliğ gideri ile araç için takdir edilecek ücret bulunmamaktadır. Bundan sonra gelen celsede ise araç gideri belirtilmediğinden yeniden 14.7.2006 tarihinde keşif yapılmasına ve bu kez araç gideri de takdir edilerek toplam 284.76 YTL keşif giderinin tebliğden itibaren 10 günlük kesin sürede davacı tarafından yatırılmasına karar verilmiş, ancak bu husustaki açıklamalı davetiye davacıya tebliğ edilmemiştir. Bu durumda Mahkemece Kadastro Kanunu’nun 36.maddesine göre verilen kesin mehil usulüne uygun olmadığı gibi davacı … ’in açtığı ve bu dava ile birleştirilen dava nedeniyle yapılan keşifte 572 sayılı parsel yanında dava konusu parsellerin tümü hakkında keşif yapılmıştır.
Mahkemece keşif ve inceleme yapıldıktan sonra kesin süreye riayet edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Esasen Mahkemenin tüm parseller hakkında yaptığı araştırma, inceleme ve uygulama da hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece yapılan keşifte 15 sayılı parsel yönünden davacı …’in kardeşi diğer davacı … tespit bilirkişisi, …’in dava ettiği parseller yönünden ise kardeşi … mahalli bilirkişi olarak dinlenmiştir. Dinlenen bilirkişiler ve tespit bilirkişisi taşınmazların kaçak ve yitik kişilerle ilgisinin olmadığını, 30-40 yıldır davacıların murisi ve ölümü ile davacıların kullandığını beyan etmişlerdir. Çekişmeli taşınmazlara uygulanan kayıtlar ile taşınmazları dıştan çevreleyen komşu parsellere ilişkin tutanaklar ile dayanağı kayıtlar getirtilmemiş, komşu parsellerin dayanağı olan kayıtların nizalı parsellerin bulunduğu yönü ne şekilde sınır olarak okudukları belirlenmemiş, 572 sayılı parselin etrafında mera bulunduğu halde yöntemince mera araştırması yapılmamış, mera parselinin bazı bölümlerinin hükmen şahıslara verilerek kesinleştiği hususu değerlendirilmemiştir. Doğru sonuca varılabilmesi için, çekişmeli parsellere uygulanan kayıtlar ile, bu parsellere komşu tüm parsellerin tutanakları ve dayanağı kayıtlar celp edilmeli, taşınmazların bulunduğu yörede iskanen dağıtılan taşınmazların varlığının anlaşılması nedeniyle dağıtıma ilişkin belge ve kararlar getirtilmeli, taşınmazların bulunduğu yöreyi iyi bilen yansız ve elverdiğince yaşlı yerel bilirkişilerle, aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları ve uzman bilirkişiler huzuruyla mahallinde keşif yapılmalı, taşınmazlara dayanak yapılan tapu ve vergi kayıtları zemine uygulanarak kapsamları kesin olarak belirlenmeli, yerel bilirkişiler ve tarafların bildireceği tanıklardan taşınmazların kaçak ve yitik kişilerden kalıp kalmadığı, kim tarafından ne şekilde ve hangi tarihten beri kullandıkları, 572 sayılı parselin öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığı hususunda maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, taşınmazların iskanen dağıtılan yerlerden olup olmadıkları belirlenmeli, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanakları ve dayanakları ile denetlenmeli, yerel bilirkişiler ve tanıkların beyanı tutanağa aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenerek beyanlar arasındaki çelişkiler yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, çekişme konusu 572 sayılı parsele komşu 1114 sayılı mera parselinin bazı bölümlerinin hükmen şahıslara verilerek kesinleştiği hususu değerlendirilmeli, ziraatçi bilirkişiden taşınmazların toprak yapısıyla ilgili gerekçeli rapor alınmalı, teknik bilirkişiye, keşif ve uygulamayı gösterir ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmeli ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler yerine getirilmeksizin eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 08.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.