Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/2837 E. 2009/3760 K. 29.05.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2837
KARAR NO : 2009/3760
KARAR TARİHİ : 29.05.2009

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 114 ada 82 parsel sayılı 5262,82 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve satım nedeni ile davalı … adına tespit edilmiştir. Davacılar … … ve …, yasal süresi içinde taşınmazın muris ….’e ait olduğu iddiasına dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile ….mirasçıları adına iştirak halinde mülkiyet hükümlerine göre tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazda davalının davacılarla birlikte zilyet olduğu, taşınmazın tarafların annesi ….’e ait olup paylaşım yapılmadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; verilen karar dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Davalı savunmalarında noter huzurunda düzenlenen “satış vaadi sözleşmesine” dayanmış, mahkemece satış vaadi sözleşmesine değer verilmediği gibi bu husus kararın gerekçesinde de tartışılmamıştır. Satış vaadi sözleşmesini düzenleyen Borçlar Kanunu’nun 22. maddesine göre; bir akdin ileride inşa edilmesine dair yapılan sözleşmeler geçerli olup, satış vaadi sözleşmeleri resmi şekil şartına bağlı, iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşmelerdir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13. maddesinin son fıkrasında ise “noter tarafından tespit ve tevsik edilen muvafakat beyanı veya düzenlenen satış vaadi senedi teknisyen huzurunda yapılmış muvafakat sayılır” hükmüne yer verilmiş böylece şartları yerine getirilmiş sözleşme ile zilyedin ayni hak iktisab ettiği benimsenmiştir. Somut olayda tarafları….. ve … olan ….. Noterliğince düzenlenen 23.06.1988 tarih ve 9341 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesinde “Devrek Kazası ….. Köyü, ….. mevkiinde bulunan ve tapunun Ağustos 1324 tarih ve 48 sıra numarasında kayıtlı olan, 5 dönüm miktarındaki hudutları belirtilen taşınmazın …’e satış vaadinde bulunulduğu ve bedelinin tamamen alındığı” ve “ taşınmazın vaat edenden mahallen devir alınarak fiilen zilyetliğe geçirildiği” yazılıdır. Keşifte dinlenen yerel bilirkişilerce de sözleşmede geçen taşınmazın çekişmeli 114 ada 82 parsel olduğu belirlenmiştir. Senet kapsamından zilyetliğin devir ve teslim edildiği anlaşıldığına davacı taraf da aksini yöntemince kanıtlamamış olduğuna göre taşınmazın teslim edilmediğinden söz edilemez. Bu durumda aynı maddeye göre davalının sözleşme ile kazanmış olduğu hakkın korunması, Mahkemece satış vaadi sözleşmesine değer verilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 29.05.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

S/KŞ.