YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3105
KARAR NO : 2010/292
KARAR TARİHİ : 28.01.2010
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “Tespit sırasında çekişmeli taşınmazlara uygulanan ve davalı tarafın dayanağını oluşturan tapu kaydının çekişmeli taşınmazlara ait olduğunun yapılan keşif ve uygulama ile anlaşıldığı; tapu kaydının miktarının 12 dönüm, çekişmeli taşınmazların toplam yüzölçümlerinin ise 247.000 m2 olduğu belirtilerek mahkemece tapu kaydının miktar fazlası olan taşınmaz bölümü üzerinde davalılar yararına edinme koşullarının oluşup oluşmadığı yönünden araştırma, inceleme ve uygulama yapılarak ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan yerlerden olduğu belirtilerek davacı …’ın davasının reddine katılan Hazinenin davasının kısmen kabulüne 322 sayılı parselin 18663.19 metrekare yüzölçümündeki bölümünün bu parselden ifrazı ile ayrı bir parsel numarası verilerek Hazine adına tapuya tesciline, 322 sayılı parselde bulunan ve tapu kaydı hudutlarına yakın olan ve taraf beyanlarına göre (A) ile gösterilen yerden 12.000 m2?sinin kuzeye doğru olan kısmının bu miktar üzerinden ayrılarak ve ayrı bir parsel numarası verilerek tespit malikleri adına tespit gibi tapu siciline tesciline; bu kısım açısından Hazine ve davacı …?ın davasının reddine, 323 sayılı parselde (B) harfi ile gösterilen alanda ve güneye doğru olan kısımda 100.000 m2 olan kısmın 323 sayılı parselden ayrılarak ve ayrı parsel numarası verilerek tespit malikleri adına tespit gibi tapu siciline tesciline, bu kısım açısından Hazine ve davacı …’ın davasının reddine, 322 ada (B), (C), (Ç) ve (D) ile gösterilen parselin tamamı ve (A) ile gösterilen kısımdan güney taraftan, 31.682,02 metrekarelik kısmın aynı parsel numarasıyla ve 323 sayılı parselde yer alan 1.775,44 metrekarenin ve kuzeyde kalan kısmının aynı parsel numarasıyla, bu kısımlar açısından tespit malikleri adına yapılan tespitin iptali ile Hazine adına mera niteliği ile sınırlandırılmasına, bu kısım açısından davacı …’ın davasının reddine karar verilmiş; hüküm, müdahil Hazine vekili, davalı Bederhan Kurt vekili ile davalı … … mirasçısı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde, bozma ilamı gerekleri yerine getirtilmemiştir. Mahkemece hükmüne uyulan Dairemizin 21.05.2007 günlü ve yukarıda özetlenen bozma ilamında, tespit ve davalıların dayanağının oluşturan tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazlara ait olduğu kabul edildikten sonra, değişebilir sınırlı dayanak tapu kayıtlarının miktar fazlası bölümü üzerinde zilyetlikle edinme koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması gereğine değinilmiştir. Bu yönden yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli olmadığı gibi, kabule göre de tapu kaydı miktar fazlası bölüm üzerinde davalıların zilyetlikle kazanabilecekleri kabul edilen miktarın fazlasının mera olarak sınırlandırılması suretiyle çelişki yaratılmıştır. Uzman fen bilirkişisinden açık ve yeterli rapor alınmaksızın, infazı olanaksız şekilde tescil hükmü kurulmuş olmasında da isabet bulunmamaktadır. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için; mahallinde yöntemince komşu köylerde oturan ve davada yararı bulunmayan elverdiğince yaşlı kişiler arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile uzman ziraatçı bilirkişi kurulu ve fenci bilirkişi hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte, öncelikle tespitin ve davalıların dayanağını oluşturan tapu kayıtlarına yerel bilirkişi ve tanıklarca bildirilecek sabit sınırlarından başlamak üzere miktarınca 11.028 m2 olarak kapsam tayin edilmelidir. Bundan sonra çekişmeli taşınmazın kayıt miktar fazlası olan bölümleri üzerinde davalılar yararına edinme koşullarının oluşup oluşmadığı üzerinde durulmalıdır. Bu amaçla, çekişmeli taşınmazlara komşu olan tüm taşınmazların tutanak örnekleri ile dayanakları kayıtların çekişmeli taşınmazları ne şekilde sınır gösterdikleri gözetilmeli; özellikle çekişmeli taşınmazların miktar fazlası bölümlerinin öncesinde ne olduğu, mera olup olmadığı, çekişmeli taşınmazların kuzeylerinden geçen patika yoldan sonra gelen mera parsellerinden nasıl ayrıldıkları, aradaki yolun kadim ve sabit olup olmadığı, arada başka doğal ve yapay sınırın bulunup bulunmadığı hususları yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından tek tek sorulup saptanmalı, gerektiğinde uzman fenci bilirkişiden çekişmeli taşınmazlar ile kuzeylerindeki yoldan sonra mera taşınmazların konumunu gösterir yan kesit çizelgeli rapor alınmalıdır. Aynı şekilde keşfe katılacak 3 kişiden oluşacak ziraatçı bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazların kayıt miktar fazlası bölümlerinin tarımsal niteliklerini bildirir, gerektiğinde komşu parsellerle karşılaştırmalı ve rapora eklenecek çekişmeli taşınmazlara ait fotoğraflarla desteklenecek ayrıntılı rapor alınmalıdır. Bu şekilde yapılacak uygulama sonunda, çekişmeli taşınmazların kayıt miktar fazlası bölümlerinin öncesinin mera olduğunun anlaşılması halinde meraları üzerinde sürdürülen zilyetliğin, süresi neye ulaşırsa ulaşsın, hukukça değer taşımayacağı gözönünde bulundurularak, miktar fazlasının tamamının mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmelidir. Bu şekilde yapılacak uygulama sonunda çekişmeli taşınmazların kayıt miktar fazlası bölümlerinin öncesinde mera olmadıklarının anlaşılması halinde ise, bu bölümlerin tarım arazisi olup olmadıkları, zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadıkları ile davalılar yararına edinme koşullarının oluşup oluşmadığı üzerinde durulmalı; davalıların tespit günü itibariyle zilyetlikten edinilebilecekleri taşınmaz miktarı da gözetilerek, adlarına tesciline karar verilmelidir. Hal böyle olunca, eksik inceleme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. maddesinde kararda hangi hususların bulunacağı açıkça belirtilmiş olup, bu doğrultuda kadastro hakimi de, taraflar arasındaki çekişme ve uyuşmazlığı çözümleyecek nitelikte açık, hükmün infazında şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde tescil hükmü kurmakla yükümlü olduğu halde, gerekçeli karar başlığında davalılardan “Bederhan Kurt’un” adının “…” olarak yanlış yazılması ve vekilinin adının gösterilmemesi isabetsiz olduğu gibi; gerekçeli kararın hüküm bölümünde, çekişmeli taşınmazların, davanın kabulüne veya reddine karar verilen bölümlerini gösterir şekilde, uzman fen bilirkişiden açık ve yeterli rapor alınmaksızın, infazı olanaksız biçimde tescil hükmü kurulmuş olması da isabetsiz olup, hükmü temyiz edenlerin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.