Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/317 E. 2009/1656 K. 16.03.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/317
KARAR NO : 2009/1656
KARAR TARİHİ : 16.03.2009

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 185 ada 27 parsel sayılı 24.753,43 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı nedeniyle Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli parselin davacı … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunduğu, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmadığı, zilyetlikle mülk edinme koşullarının davacı yararına gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. 1964 tarihli Toprak Komisyonu çalışmaları esnasında çekişmeli taşınmazın meradan açma olduğundan bahisle 1966 tarihinde davalı Hazine adına tapu kaydı oluşmasına ve çekişmeli taşınmazın sınırında kesinleşmiş 185 ada 310 sayılı mera parseli bulunmasına rağmen yöntemince mera araştırması yapılmamıştır. Mahkemece yapılan keşifte komşu köyden tanık dinlenmemiş, tespitte saptanan hukuksal olgu ile keşifte saptanan hukuksal olgunun birbirinden farklı olması nedeniyle tutanak tespit bilirkişilerinin tümünün taşınmaz başında dinlenmesi gerekirken tutanak bilirkişilerinden sadece ikisi dinlenmiş, mahkeme gözlemi keşif zaptına yazılmamış, komşu 185 ada 29 parsel sayılı taşınmazın dayanağı tapu kaydı getirtilip, keşifte uygulanmamış, ziraat bilirkişisinin soyut raporu ile yetinilerek, çekişmeli taşınmazın meradan açma olup olmadığı, komşu mera parseli ile arasında doğal ya da yapay ayırıcı sabit sınır olup olmadığı üzerinde durulmamıştır. Doğru sonuca ulaşabilmek için taşınmazın bulunduğu yerde, Toprak Komisyonunun belirtmelik tutanakları, haritaları ile komşu parsellerin dayanağı olan belgeler getirtilip dosya ikmal edildikten sonra, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi ve aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları ve üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu huzuruyla icra edilecek keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi, taraf tanıkları, önceki keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklardan, tanık sıfatıyla dinlenecek tespit bilirkişilerinden taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri, ne suretle kullanıldığı, taşınmazın öncesinin
geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığı, taşınmazın sınırında bulunan ve kesinleşmiş olan 185 ada 310 sayılı mera parseli ile arasında ayırıcı bir unsurun bulunup bulunmadığı hususunda maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri çevre parsel tutanakları ve dayanakları ile denetlenmeli, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin tutanağa aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek beyanlar arasındaki çelişkiler yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, ziraatçi bilirkişi kurulundan önceki ziraat bilirkişisinin raporu da değerlendirilerek taşınmazın niteliği, toprak yapısı, bitki örtüsü, ile komşu taşınmazlara göre arz ettiği özellikler konusunda karşılaştırmalı biçimde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar yerine getirilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 16.3.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.