Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/3262 E. 2009/3665 K. 26.05.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3262
KARAR NO : 2009/3665
KARAR TARİHİ : 26.05.2009

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 103 ada 33 parsel sayılı 14660.11 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, ham toprak niteliği nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının davasının reddine, çekişmeli 103 ada 33 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın davacı dayanağı tapu kaydının kapsamında kalmadığı, davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle iktisap koşullarının gerçekleşmediği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı tarafın dayanağını oluşturan 29800 metrekare yüzölçümündeki 16.4.1996 tarih ve 7 sıra sayılı tapu kaydı Gürpınar Asliye Hukuk Mahkemesinin 7.7.1994 tarih, 1993/47-1994/90 sayılı kararı ile hükmen oluştuğu halde mahkemece tapu kaydının tescil ilamı ve krokisi yöntemince uygulanarak kapsamı belirlenmemiştir. Doğru sonuca varılabilmesi için; mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen yerel bilirkişi ve teknik bilirkişi huzuru ile yapılacak keşif sırasında davacı tarafın dayandığı tapu kaydı ve haritası uygulanmak suretiyle kapsamı 3402 sayılı Kadastro Yasası’nın 20/A maddesi gereğince haritasına göre belirlenmeli, tescil krokisinin uygulama kabiliyetinin bulunmaması durumunda ise, tapu kaydının hudutlarının mahalli bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmesi istenilmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tesbiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, kaydın sınırlarında okunan “yol ve ark” sınırlarının kadimden beri yön değiştirmeyen sabit sınır olup olmadıkları araştırılmalı, bu sınırların sabit olmadığının anlaşılması halinde kaydın miktarı ile geçerli olduğu düşünülmeli, teknik bilirkişiye uygulanan tapu kaydının kapsadığı alanı gösterir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, davacı tapusunun dayanağını oluşturan tescil ilamında davalı Hazinenin taraf olması nedeniyle, tescil ilamı taraflar arasında kesin hüküm teşkil edip Hazineyi bağlayacağından tapu kaydının kapsamında kalan bölümün davacı adına tesciline karar verilmelidir. Tescil haritası uygulanamaz ise tapu sınırlarına değer verilerek yapılacak uygulama sonucu çekişmeli taşınmazın tapu kaydının kapsamında kalmaması ya da tapu kaydının gayri sabit hudutlu olduğunun anlaşılması halinde miktar fazlası üzerinde sürdürülen zilyetliğin tescil ilamının alındığı tarihten sonra başladığı ve tespit tarihine kadar 20 yıl dolmaması nedeniyle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle iktisap koşullarının gerçekleşmeyeceği gözönünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı … vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.05.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.