Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/3501 E. 2009/6104 K. 05.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3501
KARAR NO : 2009/6104
KARAR TARİHİ : 05.10.2009

MAHKEMESİ : CEYHAN İCRA MAHKEMESİ

Alacaklısını zarara uğratmak maksadıyla mevcudunu eksiltmek suçundan sanıklardan … hakkında açılan davanın sanığın ölmesi nedeniyle TCK’nun 64/1., CMUK’un 223/8.maddeleri gereğince düşürülmesine, sanıklardan … ve …’ün ayrı ayrı beraatlerine, sanık …’nın İİK’nun 331, TCK’nun 62/1, 52/4, 51/1.maddeleri gereğince 5 ay hapis ve 3.000.00 YTL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve ertelemeye karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde şikayetçi vekili tarafından temyiz edildiğinden,Yargıtay C.Başsavcılığının onama ve bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesi sonucunda;
Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararda yazılı gerektirici nedenlere, yapılan yargılama ve uygulamada isabetsizlik bulunmadığına göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün İİK.’nun 366. maddesi uyarınca istem gibi ONANMASINA,
Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesi sonucunda ise;
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 4949 sayılı Yasa ile değişik 331. maddesinin suça iştirak edenlere yönelik yaptırım içeren “son” fıkrasına, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Yasa’nın 1. maddesi ile değişik İcra ve İflas Kanunu’nun 331. maddesinde yer verilmemiş ise de, olayın oluş şekline ve suça iştirak ederek katıldığı iddia edilen sanıkların eylemine göre, 5237 sayılı TCK’nun 37-41.maddelerinde düzenlenen suça iştirake ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği nazara alınmadan, gerekli araştırma yapılmadan ve Adana 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/104 esas sayılı tasarrufun iptaline yönelik olarak açılan davanın sonucu da beklenmeksizin, sanıkların yanlış gerekçe ile beraatlerine karar verilmesi,
Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesi sonucunda;
Sanığa isnat edilen suç, İİK’nun 331.maddesinde, “Haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde borçlu; alacaklısını zarara sokmak maksadıyla, mallarını veya bunlardan bir kısmını mülkünden çıkararak, telef ederek veya kıymetten düşürerek hakiki surette yahut gizleyerek muvazaa yoluyla başkasının uhdesine geçirerek
veya asıl olmayan borçlar ikrar ederek mevcudunu suni surette eksiltirse, aleyhine aciz belgesi aldığını veya alacaklı alacağını alamadığını ispat ettiği takdirde, altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” biçiminde düzenlendiği dikkate alındığında;
1- Sanık … ve vekili tarafından satılan malların bedellerinin satın alanlar tarafından müştekinin hesabına yatırıldığı iddia edilmesine rağmen bu hususun araştırılmaması,
2- Müşteki tarafça Adana Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/104 esas numarasında kayden açılan tasarrufun iptali davasının sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdiri gerektiğinin düşünülmemesi,
Kabule göre de;
3- 5252 sayılı TCK’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3.maddesinde yer alan “lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir” hükmü karşısında, suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 2004 sayılı İİK nun 331.maddesi ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı İİK’nun 331.maddesi ve 765 ile 5237 sayılı TCK’nunlarının ilgili hükümleri olaya uygulanıp, leh ve aleyhteki hükümleri ayrı ayrı ele alınarak,ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması, cezanın bireyselleştirilmesine ilişkin hükümlerin de kararın gerekçe bölümünde tartışılıp sonucuna göre lehe yasanın belirlenmesi gerekirken, sanığın suç tarihinde yürürlükte bulunan İİK’nun 331.maddesi ile cezalandırılmasına ve 1.5.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun hükümleri uygulanmak suretiyle cezanın paraya çevrilmesine ve ertelenmesine karar vermek suretiyle karma uygulama yapılması,
İsabetsiz olduğundan temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle hükmün istem gibi BOZULMASINA, 05.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.