Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/3641 E. 2009/4276 K. 15.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3641
KARAR NO : 2009/4276
KARAR TARİHİ : 15.06.2009

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 343 ada 58 parsel sayılı 7.489,28 metrekare, yüzölçümündeki taşınmaz sit alanı sınırları içerisinde kaldığı belirtilerek davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı, yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli parselin davacı adına tesciline, taşınmazın 1.derece doğal sit ve 3. derece arkeolojik sit alanında kaldığı hususunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş; hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın 1. derece doğal ve 3. derece arkeolojik sit alanında kaldığı, tarım arazisi olduğu, davacı lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile edinme koşullarının oluştuğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli değildir. Arkeolog bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın A3-D1 sit sınırları içinde kaldığını belirtmiş ise de, raporun eki olan krokide 1. derece doğal ve 3. derece arkeolojik sit alanı sınırlarını ve çekişmeli taşınmazın bu sınırlar içindeki konumunu ayrı ayrı göstermemiştir. Fen bilirkişisinin çekişmeli taşınmazın 1. derece doğal sit ve 3. derece arkeolojik sit alanı sınırları içinde kaldığını belirtir soyut nitelikli raporuna göre karar verilmiş, sit paftası ile kadastro paftası çakıştırılmamış, uzman fen ve arkeolog bilirkişiden denetime elverişli rapor alınmamıştır. Tespitin aksi sonuca varıldığı halde tespit bilirkişilerinin tanık sıfatı ile beyanına başvurulmamış, tek yerel bilirkişi ve 1962 doğumlu davacı tanığının beyanı ile yetinilerek karar verilmiştir. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahallinde tarafların bildirdikleri ve bildirecekleri tüm deliller ile dava konusu taşınmazı dıştan çevreleyen tüm komşu parsellerin kadastro tespitlerinin kesinleşip kesinleşmedikleri de araştırılarak tutanakları ve varsa dayanağı olan kayıtlar getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra taşınmaz başında yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız yerel bilirkişiler ve üç kişiden oluşan uzman fen bilirkişisi kurulu ve arkelog bilirkişinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Mahalli bilirkişiler ve yaşlı, taşınmazı iyi bilen taraf tanıklarından, çekişmeli taşınmazın kime ait olduğu, kimden kime ne suretle intikal ettiği, ne şekilde zilyet edildiği, zilyetliğin ekonomik amaca uygun olup olmadığı, taşınmazı dıştan çevreleyen komşu parsellerin tespitlerinde bir belge ya da kayıt uygulanmış ise bu kayıtlarda taşınmaz yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği belirlenmeli, kayıt uygulaması ve kapsam tayini hususlarında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesi hükümleri gözetilmeli, bilirkişi ve tanık sözleri komşu
parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, yargılama sırasında toplanan delillerin tutanağın edinme sebebi sütununda yazılı bilgilere aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla ve gerekirse yüzleştirme yapılmak suretiyle dinlenip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, keşfe katılacak uzman fen bilirkişi kurulu ve arkeolog bilirkişiden uygulanan kayıtların kapsamını belirtir, sit paftası ile kadastro paftası çakıştırılmak suretiyle çekişmeli taşınmazın doğal ve arkeolojik sit alanı sınırları içindeki konumunu gösterir şekilde düzenlenmiş denetime elverişli raporlar alınmalı, taşınmazın fotoğrafları da çekilerek bilirkişi raporlarına eklenmeli fotoğraflar ile taşınmaz bölümleri arasında irtibat sağlayacak şekilde fenni bilirkişiden açıklamalı rapor istenilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 15.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.