Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/3678 E. 2009/4444 K. 22.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3678
KARAR NO : 2009/4444
KARAR TARİHİ : 22.06.2009

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 113 ada 11 parsel sayılı 374.39 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına tespit edilmiştir. Tespite Hazinenin itirazı üzerine Terme Kadastro Mahkemesinin 16.3.2001 gün ve 1999/44 esas, 2001/121 karar sayılı ilamı ile taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle tescil harici bırakılmasına karar verilmiş, kararın davalı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 21.5.2002 tarihli ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. Davacı …’in 7.8.2006 tarihli dava dilekçesi ile kesinleşen ilama esas alınan ve idare tarafından belirlenen kıyı kenar çizgisinin Samsun İdare Mahkemesince iptal edildiği ve yeniden belirlenen kıyı kenar çizgisi esas alındığında taşınmazın büyük kısmının kıyı kenar çizgisi dışında kalması nedeniyle yargılamanın yenilenmesine karar verilerek taşınmazın kıyı kenar çizgisi dışında kalan bölümünün adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine çekişme konusu 113 ada 11 sayılı parselin teknik bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 31.53 metrekarelik bölümünün 3402 sayılı Yasa’nın 16.maddesi gereğince tespit dışı bırakılmasına, (B) harfi ile gösterilen 342.86 metrekarelik bölümünün kumluk vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece HUMK.nun 445/1. fıkrasının 10. bendi uyarınca davacı tarafın yargılamanın yenilenmesi talebi kabul edilerek taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümünün tesbit dışı bırakılmasına, (B) harfi ile gösterilen dava konusu bölümünün ise kumluk vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de; yapılan değerlendirme usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Dava HUMK.nun 445/10.maddesi hükmüne dayanan yargılamanın yenilenmesi isteğine ilişkindir. Bilindiği gibi olanağanüstü bir kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesi nedenleri Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 445. maddesinde sınırlı bir biçimde açıklanmış bulunmaktadır. Sözü geçen maddenin bu dava ile ilgili 10. bendindeki düzenleme ile tarafları, sebebi ve konusu aynı olan bir dava hakkında verilen hükme aykırı yeni bir hüküm verilmesine yasal sebep bulunmadığı halde, aynı veya başka bir mahkeme tarafından önceki hükme aykırı ikinci bir hüküm verilmiş ve her iki hükmün kesinleşmiş olması yargılamanın yenilenmesi sebebi sayılmıştır. Demek oluyor ki, tarafları sebebi ve konusu aynı olan bir dava hakkında birbirine aykırı kesinleşmiş iki hüküm bulunması halinde yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilebilir. Bu açıklamaların ışığı altında somut olay incelendiğinde ilk önce Hazine ile iade-i muhakeme isteyenler arasında kıyı kenar çizgisinin de tartışıldığı kadastro davasının cereyan etmiş olduğu ve anılan davada 1977 tarihinde onaylı kıyı kenar çizgisi esas alınmak suretiyle taşınmazın tesbit dışı bırakılmasına karar verilmiş olduğu görülmektedir. Kadastro davası, dava konusu taşınmazın tesbit günü itibarıyla mülkiyet durumunun tesbitine ilişkindir. Taşınmazın tamamının tesbit dışı bırakılmasına esas olan kıyı kenar çizgisi, bilahare Samsun İdare Mahkemesi kararıyla iptal edilmiş ve iptal kararı üzerine idarece yeniden belirlenen kıyı kenar çizgisi 12.8.2004 tarihinde onaylanmıştır. Söz konusu bu kıyı kenar çizgisi esas alındığında, taşınmazın bir bölümü kıyı kenar çizgisi dışında kalmaktadır. Samsun İdare Mahkemesinin iptal kararı taşınmazın tesciline ilişkin olmayıp, kadastro mahkemesi kararına esas alınan kıyı kenar çizgisinin iptaline ilişkindir. Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular karşısında olayda HUMK.nun 445/10. maddesi koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemez. Öncelikle anılan hükmün uygulanabilmesi için her iki hükmün de adliye mahkemesinden verilmiş olması gerekirken birbiriyle çeliştiği iddia olunan hükümlerden birinin Kadastro Mahkemesi, diğerinin ise İdare Mahkemesi tarafından verilmiş olması nedeniyle yargılamanın iadesi yoluna başvurulması mümkün olmadığı gibi, somut olayda taşınmazın tesciline ilişkin verilen hüküm ile İdare Mahkemesince kıyı kenar çizgisinin iptaline ilişkin verilen hükmün konuları da farklı olduğundan 445/10. maddesi hükmünün uygulanması mümkün bulunmamaktadır. Hal böyle olunca iade-i muhakeme davasının reddine karar verilmesi gerektiği gibi, kabule göre de işin esasının incelenmesinde, kıyı kenar çizgisinin 28.11.1991 tarih, 1996/5 esas, 1997/3 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına uygun olarak tesbit edilmemiş olması da isabetsiz olup, davacı tarafın temyiz itirazlarının reddi ile Hazinenin temyiz itirazlarının kabulüne ve hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.