YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4050
KARAR NO : 2009/3933
KARAR TARİHİ : 04.06.2009
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 170 parsel sayılı 90600 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 1/3 hisselerle … …, … ve … adına tesbit edilmiştir. İtirazı Kadastro Komisyonunda reddedilen davacı Hazine vekili, çekişmeli taşınmazın kamu arazisi olduğunu ileri sürerek; Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli parselin hisseleri oranında tespit malikleri … … ve müştereklerinin mirasçıları adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmaz üzerinde davalı taraf yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmaz 1957 yılında 5602 sayılı Yasa uyarınca yapılan tespit sırasında 30 İlul 1937 tarih 49 tahrir numaralı 1 Hektar 50 Ar miktarlı vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … … ve müşterekleri adına tespit edilmiştir. Vergi kaydı “dört tarafı karaç (kıraç)” sınırlı olup değişebilir sınırlıdır. Değişebilir sınırlı kaydın kayıt miktar fazlasının kazanılabilmesi için miktar fazlası bölümün zilyetlikle edinilebilecek yerlerden olması ve kaydın ihdas tarihinden kadastro tespit tarihine kadar zilyetlikle mülk edinme süresinin dolmuş olması gerekmektedir. Mahallinde yapılan keşfe katılan yerel bilirkişiler çekişmeli taşınmazı tespit maliklerinden … oğlu …’in kullandığını bildirdikleri, tespitin dayanağını oluşturan 49 tahrir numaralı vergi kaydı da … oğlu … adına tesis edilmiş olduğu halde mahkemece diğer tespit maliklerinin çekişmeli taşınmaza zilyet olup olmadıkları, payları yönünden adlarına edinme koşullarının oluşup oluşmadığı sorulup saptanmamıştır. Ayrıca 20.9.2005 tarihli Merkez Jandarma Komutanlığı yazısına ekli belgeye göre, 1977 yılında arsasının hibesinden sonra çekişmeli taşınmaz üzerine yapılan Suçeken Jandarma Karakolunun 1978 yılında herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmadan inşa edildiği bildirildiği halde, bu durum da açıklığa kavuşturulmamıştır. Eksik araştırma, inceleme ve uygulama ile hüküm kurulamaz. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için elverdiğince yaşlı kişiler arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları hazır olduğu halde mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte; keşfe katılacak elverdiğince yaşlı yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından çekişmeli taşınmazın öncesinde kime ait olduğu, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, hangi sınırlarla ne zamandan beri kullanıldığı, sınırlarında herhangi bir genişleme olup olmadığı, oluşmuşsa hangi tarihte olduğu, genişleme yoksa, vergi kaydında 1 Hektar 50 Ar olan miktarın tespitte belirlenen miktara nasıl çıktığı, vergi kaydı miktar fazlası bölüm üzerindeki zilyetliğin ne zaman başladığı, çekişmeli taşınmazın sınırlarında kaçak ve yitik kişilerden Hazineye intikal ettiklerinden söz edilerek Hazine adına tespit edilmiş taşınmazların olması nedeniyle vergi kaydı miktar fazlasının kaçak ve yitik kişi yeri olup olmadığı; vergi kaydının 30 İlul 1937 oluşum tarihi ile 09.09.1957 tespit günü arasında müstakil zilyetlikle edinme süresinin geçip geçmediği; vergi kaydında malik olarak görünen … … ve mirasçıları dışındaki tespit maliklerinin çekişmeli taşınmaz üzerinde herhangi bir zilyetliklerinin bulunup bulunmadığı, bu kişilerin payları yönünden kendi adlarına edinme koşullarının oluşup oluşmadığı, çekişmeli taşınmaz üzerindeki zilyetliklerini tespit gününe kadar terk edip etmedikleri; tespit maliklerinin çekişmeli taşınmaz üzerinde tespit gününe kadar süregelen zilyetlikleri varsa çekişmeli taşınmaz üzerindeki karakolun 1978 yılında kamulaştırma işlemi olmadan nasıl ve neden yapıldığı, kamulaştırma yoksa tespit maliklerinin veya mirasçılarının ilgili idareye bağışlamalarının olup olmadığı gibi hususlar tek tek sorulup olaylara dayalı olarak saptanmaya çalışılmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Kabule göre de, gerekçeli kararın hüküm bölümünün 2. fıkrasının ikinci paragrafındaki … oğlu … payı atlanmak suretiyle infazı olanaksız tescil hükmü kurulması da doğru değildir. Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 04.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.