YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/437
KARAR NO : 2009/752
KARAR TARİHİ : 16.02.2009
MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ
Mal beyanında bulunmamak eyleminden sanık …’in yargılama sonucunda, takibe konu alacak miktarı paranın, alım satım gücüne göre yaşamak için herkeste bulunması zorunlu olan miktarın altında olduğu görülerek, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/4-d maddesi gereğince sanığın eyleminde haksızlık içeriğinin az olduğu, ceza verilmesinde toplum yararı olmadığı değerlendirildiğinden bahisle, 5358 sayılı Kanun’la Değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 337/1-son maddesi uyarınca sanık hakkında ceza tayinine yer olmadığına dair Bağcılar İcra Mahkemesinin 6.07.2006 tarihli ve 2006/808-1136 sayılı kararına yönelik itiraz üzerine, itirazın öncelikle hükmü veren mahkemece incelendikten ve itirazla ilgili bir karar verildikten sonra gönderilmesi gerektiğinden bahisle iadesine ilişkin, Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.11.2006 tarihli ve 2006/762 müteferrik sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Tebliğname ile;
Bağcılar İcra Ceza Mahkemesince verilmiş bulunan karara karşı yapılan itiraz üzerine, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 271/2.maddesi hükmü doğrultusunda itirazın konusu hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemekle kararın 5271 sayılı CMK.nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 03.12.2008 gün ve 61508 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 02.01.2009 gün ve K.Y.B.2008/270927 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.11.2006 tarih ve 2006/220-231 sayılı kararında; “1.6.2005 gün ve 25832 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren, 31.05.2005 gün ve 5358 sayılı Yasa ile İcra ve İflas Yasası’nda yer alan eylemler ve yaptırımları yeniden düzenlenmiş, bu kapsamda İcra ve İflas Kanunu’nun 337, 338/2, 339, 340, 341, 343 ve 344. maddelerindeki eylemler kabahat olarak düzenlenip disiplin hapsi veya tazyik hapsi şeklinde yaptırımlara bağlanmış, 331, 332, 333, 333/a, 334, 335, 336, 337/a, 338/1, 342, 345/a, 345/b maddelerindeki eylemler ise suç olarak düzenlenip, hapis cezası veya adli para cezası biçiminde yaptırımlara bağlanmıştır. Aynı tarihte yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK’nun “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (L) bendinde disiplin hapsinin tanımı; “kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil
dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre
esas olmayan, şartlı salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adli sicil kayıtlarına geçirilemeyen hapsi ifade eder” şeklinde yapılmıştır. Disiplin hapsi için yapılan bu tanım, hapsen tazyik yaptırımını da kapsar niteliktedir. Bu tanım nazara alındığında, hapsen tazyik yaptırımı 5237 sayılı TCY’da düzenlenen yaptırımlardan farklı niteliktedir. Bu nedenle de, duruşma açılarak yapılan bir yargılama sonunda verilmelerine karşılık, 2004 sayılı İİY.nın 353/1. maddesinde yasa yolu olarak itiraz yasa yolu öngörülmüştür. Anılan hükümler gözetildiğinde, gerek disiplin hapsi gerekse hapsen tazyik yaptırımı tayin edilen kararlar, CMY.nın 223. maddesinde belirtilen “hüküm” niteliğinde değildirler ve bunlar hakkında hükümler için öngörülen yargılama kuralları uygulanamaz.” şeklinde yapılan değerlendirmeden de anlaşılacağı üzere, İcra ve İflas Kanunu’nda müeyyidesi disiplin hapsi ve tazyik hapsi olarak saptanan eylemlerin kabahat olduğu belirtilmiştir.
Ceza Muhakemesi Kanunu anlamında itirazın, kural olarak itiraz olunan kararı veren mahkemeye yapılacağı ve ilk inceleme kararı veren mahkemece gerçekleştirilip, kararın düzeltilebileceği, yerinde görmezse en çok üç gün içinde itirazı inceleyecek mercie göndermesi gerektiği (CMK.md.268/1-2), buna karşılık İcra ve İflas Kanunu’nda icra mahkemesinin itiraza tabi verdiği kararlara itirazın 5358 sayılı Yasa ile değişik İİK.nun 353/1. maddesi uyarınca yedi gün içerisinde yargı çevresinde bulunduğu Ağır Ceza Mahkemesine yapılması gerekmekte olup, bu anlamda Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki sistemden ayrıldığı, Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki itiraz kanun yolu bir suç muhakemesi sonucunda verilen yargı kararları için olduğu, dolayısıyla sistem Sulh Ceza, Asliye Ceza, Ağır Ceza Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi olarak belirlendiği, buna karşılık İcra ve İflas Kanunu’nda İcra Mahkemesinin itiraza tabi verdiği disiplin hapsi ve tazyik hapsine ilişkin kararlar, dar ve teknik anlamda “suç” karşılığı verilen kararlar olmadığı, nitekim 5271 sayılı CMK.nun “itiraz usulü ve inceleme mercileri” başlıklı 268. maddesinde kararına itiraz edilecek mahkemeler arasında icra mahkemesinin gösterilmediği cihetle İcra ve İflas Kanunu’nun 353/1. maddesi uyarınca, icra mahkemesince verilen itiraza tabi kararlara itirazın yedi gün içerisinde doğrudan Ağır Ceza Mahkemesine yapılması gerektiği, anılan maddede ilk incelemenin icra mahkemesince yerine getirileceğine ilişkin bir düzenlemenin de bulunmadığı gözetildiğinde, itiraz hakkında Ağır Ceza Mahkemesince bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname bu nedenle yerinde görüldüğünden Bakırköy 5.Ağır Ceza Mahkemesinin 28.11.2006 gün ve 2006/762 müteferrik sayılı kararının BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde ifasına, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.