Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/446 E. 2009/1871 K. 23.03.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/446
KARAR NO : 2009/1871
KARAR TARİHİ : 23.03.2009

MAHKEMESİ : KUŞADASI İCRA MAHKEMESİ

Ödeme şartını ihlâl suçundan sanık …’ün, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi uyarınca 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair Kuşadası İcra Ceza Mahkemesinin 19/11/2007 tarihli ve 2007/795-977 sayılı kararını müteakip, adı geçen sanığın aynı ödeme taahhüdünde yer alan 20/10/2007 vade tarihli 40.000 Amerikan Doları borcunu yerine getirmediğinden aynı kanun maddesi uyarınca 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına ilişkin Kuşadası İcra Ceza Mahkemesinin 03/12/2007 tarihli ve 2007/1040 esas, 2007/1115 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Tebliğname ile; Sanık …’ün, Kuşadası 2. İcra Müdürlüğünün 2007/979 sayılı dosyası üzerinden hakkında başlatılan icra takibi sırasında 15/08/2007 tarihli ödeme taahhüdünde bulunduğu, bu taahhütnamede yer alan 24/08/2007 vade tarihli 5.000 Amerikan Doları borcunu ödememesi sebebiyle Kuşadası İcra Ceza Mahkemesinin 19/11/2007 tarihli, 2007/795-977 sayılı kararı ile cezalandırılmış olması sebebiyle aynı ödeme taahhüdüne dayalı sonraki ihlâllerin ayrı bir suç oluşturmayacağı gözetilmeksizin söz konusu ödeme taahhüdündeki 20/10/2007 vade tarihli, 40.000 Amerikan doları borcun ödenmediğinden bahisle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemekle anılan hükmün 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 01.12.2008 gün ve 2008/114076- 60604 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 02.01.2009 gün ve K.B.Y 2008/270986 sayılı tebliğnamesiyle talep edilmiş olmakla; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, borçlu hakkında başlatılan Kuşadası 2.İcra Müdürlüğünün 2007/979 esas sayılı takip dosyasında, borçlunun 15.08.2007 tarihli haciz zaptında… Borcumun 5.000.00 Dolarını 24.08.2007 tarihinde, 5.000.00 Dolarını 31.08.2007 tarihinde ve 40.000.00 Dolarını 20.09.2007 tarihinde, 40.000.00 Dolarını, 20.10.2007 tarihinde 75.725 Dolarını ve 27.877.40 YTL Av.ücreti icra masrafları harç 20.11.2007 tarihinde ödemeyi beyan ve taahhüt ederim” şeklinde taahhütte bulunduğu, borçlunun 31.08.2007 tarihli taahhüdünü yerine getirmemesi nedeniyle müşteki tarafından 05.09.2007 tarihli dilekçe ile İcra Mahkemesine şikayette bulunulması üzerine yapılan yargılama sonunda 2007/795-977 sayılı kararla borçlunun üç aya kadar tazyik hapsi cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, bu kez de 20.10.2007 tarihli taahhüdünü yerine getirmemesi nedeniyle müştekinin
26.10.2007 tarihli dilekçe ile şikayeti nedeniyle yapılan yargılama sonucu Kuşadası İcra Mahkemesinin 2007/1040-1115 sayılı kararıyla cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Taahhüdü ihlal eylemine ilişkin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi ile, “111. madde mucibince veya alacaklının muvafakatı ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlu, alacaklının şikayeti üzerine İcra Mahkemesi tarafından bir aydan üç aya kadar hafif hapis cezası ile cezalandırılır,” şeklindeki düzenleme ile yaptırım altına alınmış iken, 01.06.2005 tarihli mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5358 sayılı Yasa’nın 11.maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi, “111. madde mucibince veya alacaklının muvafakatı ile İcra Dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlunun, alacaklının şikayeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir; ödemelerini tekrar keserse, hakkında tazyik hapsine yeniden karar verilir. Ancak, bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı geçemez.” şeklinde değiştirilerek hüküm altına alınmıştır.
Görüleceği üzere, 5358 sayılı Yasa’nın 11. maddesi ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesine, “Hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir; ödemelerini tekrar keserse, hakkında tazyik hapsine yeniden karar verilir. Ancak bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı geçemez,” hükmü ilave edilmiştir. İlave edilen hükmün içeriğinden de anlaşılacağı üzere, taahhüt ettiği taksitlerden birini ödemeyen borçlunun borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edileceği, ödemelerini tekrar keserse, hakkında tazyik hapsine yeniden karar verileceği düzenlemesi getirilmiştir. Örneğin borçlunun ödemediği taksiti, sonradan o tarihe kadar icra veznesinden yatırmak zorunda olduğu meblağı ödedikten ve tahliye edildikten sonra, takip eden taksitlerden birini ödemediği takdirde hakkında yeniden tazyik hapsine karar verilebilecektir. Ancak, anılan maddenin son cümlesinde de açıklandığı üzere, “bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı” geçemeyecektir.
Somut olaya bakıldığında, borçlunun 31.08.2007 tarihli taahhüdünü yerine getirmemesi nedeniyle müştekinin 05.09.2007 tarihli dilekçe ile icra mahkemesine şikayette bulunması üzerine yargılamaya başlandığı, henüz karar verilmeden önce 20.10.2007 tarihli taksiti de ödememesi üzerine şikayetçi vekilinin 26.10.2007 havale tarihli dilekçe ile şikayetinin mahkeme esas defterinin 2007/1040 sırasına kaydedilerek yargılamaya başlandığı, ilk şikayeti hakkında 19.11.2007 gün, 2007/795-977 sayılı kararla borçlunun üç aya kadar tazyik hapsi cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, ikinci şikayeti hakkında da aynı mahkemenin 03.12.2007 tarih, 2007/1040-1115 sayılı kararı ile yine borçlunun üç aya kadar tazyik hapsine karar verildiği, her iki kararın da itiraz edilmeden kesinleştiği saptanmıştır.
5358 sayılı Yasa ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesine yapılan ilave hüküm dikkatlice incelendiğinde, taahhütnamede belirttiği taksiti ödememesi nedeniyle borçlu hakkında dava açılmasını müteakip, sonraki taksiti de ödememesi nedeniyle yapılan şikayetin mahkemenin ayrı bir esas numarası üzerinden değil, aynı dosyada (ilk yapılan şikayete ilişkin) işleme tabi tutulmasının infaz sırasında olası bir dikkatsizlik sebebiyle ilgilinin mağduriyetine neden olunması önlenmiş olacaktır. Zira bir borçtan dolayı tazyik hapsi süresi üç ayı geçemeyecektir. Hal böyle olunca aynı taahhüde bağlı ihlallerin hepsi ayrı
bir eylem olup, cezayı gerektirmektedir. Ancak aynı taahhütteki farklı ihlaller halinde verilecek tazyik hapsi süresinin üç ayı geçemeyeceği dikkate alınacaktır.
Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 23.03.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.