YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4575
KARAR NO : 2009/6464
KARAR TARİHİ : 12.10.2009
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 2. İCRA MAHKEMESİ
Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçundan sanık …’ın beraatine, hakkında İİK’nun 89/4.maddesi gereğince talep edilen tazminatın reddine karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde şikayetçi vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının onama istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgele okunarak, GEREGİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçuna yönelik kurulan hükmün temyiz incelemesi sonucunda;
Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararda yazılı gerektirici nedenlere, yapılan yargılama ve uygulamada isabetsizlik bulunmadığına göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün İİK.’nun 366. maddesi uyarınca istem gibi ONANMASINA,
Tazminat istemi hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesi sonucunda ise;
Müşteki vekili 9.7.2008 havale tarihli şikayet dilekçesiyle, asıl borçlu … hakkında alacağın tahsili amacıyla başlatılan Bakırköy 3.İcra Müdürlüğünün 2008/5543 sayılı takip dosyasında üçüncü kişi konumunda bulunan, ancak borçlunun hissedarı olduğunu bildikleri … San.Tic.A.Ş.ye birinci haciz ihbarnamesi tebliğ edildiğini, asıl borçlunun mal bildiriminde sanığın yetkilisi olduğu anılan şirketten alacağı olduğunu beyan edip, ibraz ettiği 31.12.1998 ve 31.12.1998 tarihli bilançolara göre 3. Şahsın, asıl borçluya borcunun olduğu anlaşılmasına rağmen gerçeğe aykırı olarak haciz ihbarnamesine itiraz eden sanığın cezalandırılması ve İİK’nun 89/4. maddesi uyarınca tazminata mahkum edilmesini talep etmiş, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, “haciz ihbarnamesine karşı vekilin beyanından dolayı asilin cezai yönden sorumlu tutulamayacağı, davacının dayandığı yazılı delil niteliğindeki bilanço ve ticari defterler, İİK’ nun 68.maddesinde yer alan belgelerden olmadığı, genel hükümler gibi duruşma yapılıp, her türlü delil toplanarak ihtilaflı olan bu alacağın tespitine sınırlı yetkili icra mahkemesinde olanak bulunmaması” gerekçesiyle sanığın beraatine ve hakkında talep edilen tazminatın reddine karar verilmiştir.
İİK’nun 89/4 . maddesine göre “Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini tetkik merciinde ispat ederek üçüncü şahsın 338/1. maddesi hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkum edilmesini isteyebilir. Tetkik mercii, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre
halleder.” hükmü karşısında haciz ihbarnamesine verilen cevabın gerçeğe aykırı olduğu iddiası nedeniyle üçüncü kişinin cezalandırılması isteği cezanın kişiselliği prensibi de dikkate alınmak suretiyle ayrı bir yargılama usulüne tabi olup, tazminat istemi yönünden davanın genel hükümlere göre çözümlenmesi gerekmektedir. Ceza verilememesi hali de tazminata hükmedilmesinden bağımsız bir konudur ve tazminat yönünden bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Açıklamalar çerçevesinde somut olaya bakıldığında;
Asıl borçlu …’un birinci haciz ihbarnamesi tebliğ edilen … San.ve Tic. A.Ş’nin hissedarı olduğu iddia edildiğinden suç tarihi itibarıyla asıl borçlunun anılan şirketin ortağı olup olmadığı araştırılarak, ortağı olduğunun saptanması halinde asıl borçluya karşı sanığın üçüncü şahıs sayılamayacağı eş anlatımla adı geçen sanığın üçüncü şahıs olmaması nedeniyle kendisine İİK’nun 89/1. maddesine göre birinci haciz ihbarnamesi gönderilmesi yasal olarak mümkün bulunmadığından, buna verilen cevabı da geçersiz kabul etmek gerekir. Ortağı olmadığının belirlenmesi halinde ise, İcra ve İflas Kanunu’nun 89/4. maddesi uyarınca mahkeme tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre çözmek zorunda olduğundan, alacaklının üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini ispatlaması amacıyla gösterdiği her türlü delili toplaması gerektiği de gözönünde bulundurularak, davacının dayandığı bilanço ve ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre tazminat hakkında bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile ve yasaya uygun olmayan gerekçe ile tazminat isteminin reddine karar verilmesi isabetsiz olduğundan, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle hükmün kısmen istem gibi BOZULMASINA, 12.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.