YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4816
KARAR NO : 2009/4818
KARAR TARİHİ : 29.06.2009
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 140 ada 521 parsel sayılı 8.130,19 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı, harici ifraz, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile davalı adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içinde tapu kaydı miktar fazlasının zilyetlikle iktisap edilemeyeceği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli parselin 21.2.2008 tarihli fen bilirkişisi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölümünün davacı Hazine adına tesciline, bu bölüm üzerindeki zeytin ağaçlarının davalı tarafa ait olduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesine, (A) harfi ile gösterilen bölümünün tespit gibi davalı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Davalının temyiz istemi, çekişmeli taşınmazın dayanak tapu kaydı miktar fazlası olarak kesilerek Hazine adına tescile karar verilen ve uzman bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölümüne yöneliktir. Mahkemece, davalı tarafın dayanağı tapu kaydının gayrisabit sınırlı olduğu, tapu kaydı miktar fazlasının öncesinde orman olduğunun kabulü gerektiği ve orman tahdidinin kesinleştiği tarih ile tespit günü arasında zilyetlikle mülk edinme süresinin dolmamış olması nedeniyle kayıt miktar fazlasının kazanılamayacağı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, mahkemece yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dayanak tapu kaydı miktar fazlasının kazanılıp kazanılamayacağı hususundadır. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede yapılan orman tahdidi 13.08.1991 tarihinde kesinleşmiştir. Tespitin ve davalının dayanağı olan üç dönüm yüzölçümündeki tapu kaydı 1934 yılında iskanen oluşmuş ve tapu kaydının üç sınırında “zeytinlik” ve bir sınırında “… ” okumakta olup, sınırlarda “orman” okunmamaktadır. Bu durumda tapunun tesis tarihinde çekişmeli taşınmazın sınırında orman olmadığı anlaşılmaktadır. Uzman ziraatçı bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın temyize konu bölümü üzerindeki zeytin ağaçlarının 100 yaş ortalamasında olduğu ve gençleştirme sonucu 20 yaşında gözüktüğü bildirildiği gibi, keşifte dinlenen 1932 ve 1936 doğumlu mahalli bilirkişi ve 1935 doğumlu davalı tanığının beyanlarına göre de davalı lehine zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Tespit ve davalı dayanağı tapu kaydı hudutları “zeytinlik” okuyup, orman okumadığına ve çekişmeli taşınmazın orman olmadığı fen, zirai ve ormancı bilirkişi raporları ile belirlendiğine göre davalının zilyetliğinin başlangıcının orman tahdidinin kesinleştiği tarih değil, tapu kaydı tarihi olan 1934 tarihi olarak kabulü gerekir. Diğer bir ifadeyle tapu kaydı miktar fazlası orman tahdit tarihine kadar orman sayılan yer kabul edilemez. Hal böyle olunca davanın reddi ile taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalının temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 29.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.