Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/523 E. 2009/1851 K. 23.03.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/523
KARAR NO : 2009/1851
KARAR TARİHİ : 23.03.2009

MAHKEMESİ : ANTALYA 1. İCRA MAHKEMESİ

Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçundan sanık …’in İİK’nun 338.maddesi gereğince 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılması kararına yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde sanık tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40/2.maddesinde “Devlet işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” hükmü düzenlenmiş olup, maddenin gerekçesinde de açıklandığı gibi, bireylerin yargı ya da yönetsel kurumlar önünde etkin bir biçimde haklarını arayabilmelerine olanak tanınması ve kolaylık sağlanmasının amaçlandığı, son derece karmaşık ve dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesi ile hak arama, hak ve özgürlüklerin korunmasının amaçlandığı, bu düzenlemeye paralel olarak 5271 sayılı CMK’nun 231/2.maddesinde “Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir” hükmüne yer verildiği, bu bağlamda yargı kararlarına karşı başvurulacak kanun yolu ile süresinin açıkça ve doğru olarak gösterilmemiş olması bu hakkın etkin bir şekilde kullanılmasını doğrudan etkileyebilecektir. Somut olayda karar sanığın gıyabında verilmiş olup tebliğ edilen gerekçeli kararda yasa yolu başvuru süresinin gösterilmemesi nedeniyle sanığın 27.12.2007 tarihli temyiz istemi süresinde kabul edilerek, temyiz isteminin reddine dair karar ortadan kaldırılarak yapılan inceleme sonucunda;
İİK’nun 74.maddesindeki “Mal beyanı, borçlunun gerek kendisinde ve gerek üçüncü şahıslar yedinde bulunan mal ve alacak ve haklarında borcuna yetecek miktarın nevi ve mahiyet ve vasıflarını ve her türlü kazanç ve gelirlerini ve yaşayış tarzına göre geçim membalarını ve buna nazaran borcunu ne suretle ödeyebileceğini yazı ile veya şifahen icra dairesine bildirmesidir.”şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, sanığın 02.05.2007 tarihli mal bildiriminin borçlunun yaşam tarzına göre geçim kaynak ve olanaklarını içermemesi nedeniyle İİK’nun 74.maddesinde düzenlenen şartları taşır nitelikte mal beyanı olarak kabulü mümkün bulunmadığından isnat edilen suçun oluşmadığı anlaşılmakla, sanığın beraati yerine cezalandırılmasına karar verilmesi isabetsiz olduğundan temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle, hükmün istem gibi BOZULMASINA, 23.03.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.