YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5283
KARAR NO : 2009/6715
KARAR TARİHİ : 19.10.2009
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 148 ada 31, 159 ada 112, 184 ada 129 ve 192 parsel sayılı 1.517,24, 606,36, 5.493,68 ve 5.128,90 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde irsen intikale ve mirasçılar arasında taksim yapılmadığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli parsellerin miras payı oranında davacı … adına, geriye kalan payların ise tespit gibi davalı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece, çekişmeli 148 ada 31 ve 159 ada 112 parsel sayılı taşınmazların tarafların ortak murisi … oğlu …’den kaldığı, paylaşılmadığı ve davalı dayanağı 6.10.1971 ve 16.1.1976 tarihli köy senetlerinin şekli şartları taşımadığından geçersiz olduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Davacı, taşınmazların babası, …ve … oğlu … …’e ait olduğunu ve terekesinin paylaşılmadığını iddia ederek kardeşi …’nın oğlu olan davalı …’i hasım göstererek dava açmıştır. Davalı ise babası …’nın 6.10.1971 tarihli köy senedi ile çekişmeli 148 ada 31 sayılı parseli kök muris … …’in kardeşi …’den, 159 ada 112 sayılı parseli ise 16.1.1976 tarihli senet ile babası olan kök muris …oğlu … …’ten satın aldığını iddia etmiştir. Medeni Kanunun 706., Borçlar Kanunu’nun 213., Tapu Kanunu’nun 26. maddeleri uyarınca taşınmazların satımlarının resmi şekilde yapılması zorunludur. Kanunlarda öngörülen şekil şartı ispat şartı olmayıp geçerlik şartıdır. Hukukta geçerlik şekli ve ispat şekli olmak üzere iki tür şekil vardır. Geçerlik şekline bağlı sözleşmelerde kanunun öngördüğü şekle uyulmaması halinde sözleşme hükümsüz kalır. Böyle bir sözleşmenin varlığı artık başka bir delil ile ispat olunamaz. Örneğin ölünceye kadar bakma sözleşmesi miras sözleşmesi şeklinde yazılı olarak düzenlenmez ise şekil şartına uygun olmaması nedeniyle geçersizdir. Tarafların bu sözleşmeyi ikrar ya da kabul etmesi de ona geçerlik kazandırmaz. Mühürlü senetlerin HUMK 297. maddeye göre onanması ise ispat şeklidir. Onama, senedin geçerliliği için değil ispat belgesi olması bakımındandır. Bu itibarla mühürlü veya parmak izli senetle borç altına giren kişi mühür ya da parmak izini kabul ederse Usulün 297. maddesine uygun bir onama olmasa bile senet geçerlidir. Usule uygun onama yoksa ve borç altına giren kişi de senetteki mühür veya imzayı inkar ederse belge ispat yönünden geçersizdir, ancak şekil geçerlik şartı olmadığından, bu yazılı şekil o geçersiz sözleşme bakımından yazılı delil sayılır. Somut olaya gelince, uyuşmazlık, tapusuz olan taşınmazların davalının murisine satışına ilişkin senetlere hukuken değer verilip verilmeyeceği noktasına olup, 16.1.1976 tarihli senet ile 06.10.1971 tarihli köy senetleri her ne kadar şekil şartlarını taşımıyorlar ise de, şekil, geçerlik şartı olmadığından, bu yazılı şekil satış sözleşmesi bakımından yazılı delil sayılacaktır. Bu itibarla doğru sonuca varılabilmesi için; taraflardan iddia ve savunmalarıyla ilgili tüm delilleri sorulup getirtildikten sonra mahallinde yeniden keşif yapılmalı, keşif sırasında davalı tarafın dayanağını oluşturan 6.10.1971 ve 16.1.1976 tarihli satış senetlerinde yazılı sınırlar yerel bilirkişilere zeminde göstertilmeli, yerel bilirkişilerin zeminde gösterdiği sınırlar teknik bilirkişiye harita üzerinde işaretlettirilmelidir. Yerel bilirkişiler tarafından zeminde gösterilemeyen sınırların tesbiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı ve senet tanıkları da dinlenmek suretiyle senedin çekişmeli taşınmazları kapsayıp kapsamadığı, duraksamaya yer vermeyecek şekilde tesbit edilmelidir. Tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişileri de tanık sıfatıyla dinlenerek çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmaksızın yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de davacı, taşınmazların 1/6 payının adına tescilini istediği halde davacıya, taşınmazların 1/5’ine karşılık gelecek şekilde “4/20” pay verilmesi suretiyle talebin aşılması da usul ve yasaya aykırı davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA,
2- Davalının 184 ada 129 ve 192 sayılı parsellere ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve çekişmeli taşınmazların ortak kök muris … oğlu …’den kaldığı, paylaşılmadığı belirlendiğine göre sair temyiz itirazlarının reddine; ancak davacı altı kardeş olduklarını belirterek murise ait olup paylaşılmayan taşınmazların 1/6 payının adına tescilini talep ve dava etmiştir. Mahkemece dava kabul edilerek davacıya taşınmazların 1/5’ine karşılık gelecek şekilde “4/20” pay verilmesi suretiyle talep aşılmıştır. Mahkemece muris … oğlu …’in altı çocuğu ve eşi olduğu gözetilerek veraset ilamına göre belirlenecek davacı miras payının davacı … adına, geriye kalan bölümün ise, tespit gibi davalı adına tesciline karar verilmesi gerekirken davacının talebini de aşar şekilde karar verilmesi isabetsiz davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 19.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.