Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/5584 E. 2009/6582 K. 15.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5584
KARAR NO : 2009/6582
KARAR TARİHİ : 15.10.2009

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 107 ada 17 parsel sayılı 31124.67 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … oğlu … adına tespit edilmiştir. Davacı … oğlu …, yasal süresi içinde tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak çekişmeli taşınmazın yaklaşık 18.000 m2 bölümünün adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 03.06.2008 tarihli rapor ve 09.06.2008 tarihli ek raporunda (A) harfi ile gösterilen 18.000 m2 bölümünün davacı tarafın zilyetliğinde olmasına rağmen tapulu taşınmazların zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin kabul ve değerlendirmesi dosya içeriğine uygun bulunmamaktadır. Mahallinde yapılan keşif ve uygulama, dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri ile dosyaya sunulan uzman bilirkişi raporlarına göre çekişmeli 107 ada 17 parsel sayılı taşınmazın uzman fen bilirkişisinin yukarıda anılan rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen bölümünün davacı tarafça kullanıldığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafın ve kadastro tespitinin dayanağını oluşturan 01.12.1953 tarih (8) numaralı tapu kaydı 4753 sayılı Yasa uyarınca oluşmuş…oğlu … adına kayıtlı bulunan tapu kaydı, intikal görmemiş olup, dosya içinde bulunan Yunak Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 21.02.1980 tarih 1979/176 esas 1980/18 sayılı veraset ilamına göre; kayıt maliki … …’in 1965 yılında öldüğü anlaşılmaktadır. Genel kural, tapuda kayıtlı taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik hangi süreye ulaşırsa hukuki sonuç doğurmayacağı olmakla birlikte; özel hüküm niteliğinde olan ve olayda uygulanması gereken 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B-c maddesi hükmü uyarınca, “kayıt sahibi yirmi yıl önce ölmüş…. ise, çekişmesiz ve aralıksız yirmi yıl müddetle ve malik sıfatıyla zilyet bulunan kimse adına”, tespit ve tescile karar verileceğidir. Dosya içeriğinden davalının tapu maliki bulunan murisinin 1965’te öldüğü ve çekişmeli bölümün sürekli davacı tarafın kullanımında olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; çekişmeli 107 ada 17 parsel sayılı taşınmazın uzman fen bilirkişi rapor ve ek raporunda (A) harfi ile gösterilen 18.000 m2 bölümünün davacı adına, geri kalan bölümünün tespit gibi tesciline karar vermek gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle, hükmün BOZULMASINA 15.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.