Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/581 E. 2009/1147 K. 02.03.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/581
KARAR NO : 2009/1147
KARAR TARİHİ : 02.03.2009

MAHKEMESİ : Ankara 5. İcra Mahkemesi

Alacaklısını zarara sokmak kasdiyle mevcudu eksiltmek suçundan sanıklar …, … ve … , haklarında yapılan yargılama sonucunda, sanık …’ın İİK’nun 331/1, 5237 sayılı TCK’nun 52, 50/3, 52/4.maddeleri gereği 29.200.00YTL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve taksitlendirilmesine, sanık … ve …’ın İİK’nun 331/1 ve 5237 sayılı TCK’nun 52, 52/4. maddeleri gereğince ayrı ayrı 1’er yıl hapis ve 14.600.00’er YTL adli para cezasıyla cezalandırılmalarına ve taksitlendirilmesine karar verilmiş, hüküm sanıklar tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Sanıklardan …’e gıyabi kararın 14.12.2007 tarihinde tebliğ edilmesine karşın 1412 sayılı CMUK’nun 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık süre geçtikten sonra hükmü temyiz ettiğinden, 5320 sayılı Yasa’nın 8. maddesiyle yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 317. Maddesi uyarınca temyiz isteminin REDDİNE,
Hükümden sonra 8.2.2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa’nın 562. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesinin 5. fıkrası hükmünün uygulanabilmesi için öncelikle anılan Yasanın 231. maddesinin 6. fıkrasının (C) bendinde belirtilen, “suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi”nin gerekmesi, diğer taraftan İcra ve İflas Kanunu’nun 354. maddesinde “Kanunun bu babında yazılı suçlardan takibi şikayete bağlı olanların müştekisi feragat eder veya borcun itfa edildiği sabit olursa dava ve bütün neticeleri ile beraber ceza düşer.” hükmü ile sanığın üzerine atılı bulunan eylemin yaptırım altına alındığı İcra ve İflas Kanunu’nun 331. maddesinde “alacaklının şikayeti”nin aranması karşısında, isnat olunan suçtan dolayı 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesinin 5. fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi mümkün değildir. Eş anlatımla, borçlu sanıklar alacaklının zararını giderdiğinde yani borçlarını ödediklerinde İcra ve İflas Kanunu’nun 354. maddesi uyarınca davanın düşmesine karar verilmesi zorunluluğu nedeniyle 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesinin 5. fıkrasının somut olayımızda uygulama yeri bulunmamaktadır. Tebliğnamedeki bu yöndeki bozma düşüncesine açıklanan nedenle iştirak edilmemiştir.
Diğer taraftan, suça iştirak ettiği iddasıyla hakkında dava açılan sanık …’in
eylemine göre suça iştiraken 5237 sayılı TCK’nun 37-41. Maddelerinde düzenlendiği gözetilmeden, 5358 sayılı Yasa ile değişik İİK’nun 331. maddesinin son fıkrasındaki suça iştirake ilişkin hükmün kaldırıldığı gerekçesiyle beraatine karar verilmesi isabetsiz ise de, aleyhe temyiz bulunmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanıklar … ve … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde ise;
1-Müşteki vekili 24.05.2004 havale tarihli dilekçe ile Mersin Seyahat Limited Şirketini temsile yetkili olan sanıklar …, …, … ve … haklarında anılan şirkete ait araçları muvazaalı bir şekilde yine sanıklardan …, … ve …’in kurucusu ve ortağı bulundukları Güney Mersin Seyahat Limited Şirketine sattıkları iddiasıyla İcra ve İflas Kanunu’nun 331. maddesiyle cezalandırılmaları istemiyle şikayette bulunduğu, yapılan yargılama sonunda sanık …’ın İİK’nun 331/1, 5237 sayılı TCK’nun 52, 50/3, 52/4. maddeleri gereği 29.200,00 TL adli para cezasıyla, sanıklar … ve …’ın ise İİK’nun 331/1, 5237 sayılı TCK’nun 52, 52/4. Maddeleri gereğince ayrı ayrı 1’er yıl hapis ve 14.600,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmalarına karar verilmiş olup, Dairemizin 2008/3443 esas sayılı dosyasının incelenmesinde ise müşteki vekilinin aynı iddialarla 26.04.2004 havale tarihli şikayet dilekçesi ile Mersin Seyahat Limited Şirketini temsile yetkili sanıklar …, …, …, … ve … haklarında anılan şirkete ait araçları muvazaalı bir şekilde yine sanıklardan …, … ve …’in kurucusu ve ortağı bulundukları … Limited Şirketine sattıkları iddiasıyla İcra ve İflas Kanunu’nun 331. Maddesiyle cezalandırılmaları istemiyle şikayette bulunduğu, Ankara 8. İcra Mahkemesince yapılan yargılama sonunda adı geçen sanıkların eylemlerinin İİK’nun 333/a maddesinde düzenlenen suç tipine uyduğu gerekçesiyle sanıklar … ve …’ın İİK’nun 333/a-1. Maddesiyle 1’er yıl hapis ve 365 gün adli para cezası ile, diğer sanıklar …, Serap Sak ve …’in ise İİK’nun 333/a-son maddesi uyarınca 365’er gün adli para cezasıyla cezalandırılmalarına karar verildiğinin anlaşılması karşısında, öncelikle tarafları ve konusu aynı olan Ankara 8. İcra Mahkemesinin 2005/2099 esas sayılı dosyası getirtilerek birleştirilmesi gerekip gerekmediğinin tartışılmaması,
2-5252 sayılı TCK’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3.maddesinde yer alan “lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir” hükmü karşısında, suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 2004 sayılı İİK’nun 331.maddesi ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Yasa ile değişik İİK’nun 331. maddesi ile 765 ve 5237 sayılı TCK’nunlarının ilgili hükümleri olaya uygulanıp, leh ve aleyhteki hükümleri ayrı ayrı ele alınarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması, cezanın bireyselleştirilmesine ilişkin hükümlerin de kararın gerekçe bölümünde tartışılıp sonucuna göre lehe yasanın belirlenmesi gerekirken denetime olanak vermeyecek şekilde hüküm tesisi yasaya aykırı olduğundan temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle hükmün istem gibi BOZULMASINA, 02.03.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.