YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5932
KARAR NO : 2009/6901
KARAR TARİHİ : 26.10.2009
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 275 parsel sayılı 4100 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz belgesiz olarak tespit edilen 50 dönümlük miktarın fazlası olarak Hazine adına tespit edilmiştir. İtirazı Kadastro Komisyonunca red edilen … mirasçıları, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. 164 parsel sayılı 5750 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle …… adına tespit edilmiş, taşınmazın yüzölçümü eksikliğine ilişkin itirazı Kadastro Komisyonunca red edilen davacı …oğlu … taşınmazın yüzölçümünün 20 dönüm olduğu iddiası ile Hazine ve Köy Tüzel Kişiliğini hasım göstererek dava açmıştır. 133 parsel sayılı 6500 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz irsen ve taksimen intikal ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına tespit edilmiştir. İtirazı Kadastro komisyonunca red edilen davacı Suphi … taşınmazın miktarının 45 dönüm olduğu ve kendisine ait bulunduğu iddiası ile; tespit maliki mirasçısı… ise, Hazine ve Köy Tüzel Kişiliğini hasım göstermek suretiyle taşınmazın yüzölçümünün 45 dönüm olduğu iddiasına dayanarak dava açmışlardır. 57 ve 171 parsel sayılı 3250 ve 12060 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan, 57 sayılı parsel ifraz, taksim, satış, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … … mirasçıları adına, 171 sayılı parsel ise, 57 sayılı parsele uygulanan vergi kaydı miktar fazlası olarak Hazine adına tespit edilmiş; itirazı Kadastro Komisyonunca red edilen davacı … … mirasçıları … ile … …, 57 sayılı parselin miktarının 20 dönüm kadar olması gerekirken eksik tespit edildiği iddiası ile; davacı … mirasçıları ise 171 sayılı parsel yönünden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. 19, 20, 22, 23 ve 24 parsel sayılı 2000’er m2 yüzölçümündeki taşınmazlardan ifraz, satış, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 19 sayılı parsel eşit paylarla … … ve … …, 20 sayılı parsel ……, 22 sayılı parsel ……, 23 sayılı parsel eşit paylarla … … ve … … adına; 24 sayılı parsel Suphi … adına, 167 parsel sayılı 29750 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise dava konusu 19, 20, 22, 23 ve 24 sayılı parsellere uygulanan vergi kaydı miktar fazlası olarak Hazine adına tespit edilmiştir. Miktara yönelik itirazları Kadastro Komisyonunca red edilen Davacı … … mirasçısı …, 19 sayılı parselin yüzölçümünün 12 dönüm olması gerektiği, davacı …… mirasçısı … …, 20 sayılı parselin 10 dönüm, 22 sayılı parselinde 12 dönüm olduğu, davacı … … mirasçısı … 23 sayılı parselin 5 dönüm olduğu, davacı Suphi …, 24 sayılı parselin 10 dönüm olduğu, böylece taşınmazların eksik tespit edildiği iddiasına dayanarak ve Hazine ile Köy Tüzel Kişiliğini hasım göstererek davacı … mirasçıları, 167 sayılı parselin murislerinden kaldığı ve zilyet bulundukları iddiasına dayanarak dava açmışlardır. 334 parsel sayılı 69250 metrekare, 339 parsel sayılı 506570 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar kadimden beri mera olarak kullanılmaları nedeniyle mera vasfı ile orta malı olarak sınırlandırılmıştır. Kadastro Komisyonunca … ve …’in 334 sayılı parsele, …’in 339 sayılı parsele yapmış olduğu itirazların reddine karar verilmiştir. 165 parsel sayılı 9250 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … …, 182 parsel sayılı 6938 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle eşit paylarla … ve … … adına tespit edilmiştir. İtirazı Kadastro Komisyonunca red edilen davacı … … mirasçıları, 165 sayılı parselin yüzölçümünün 30 dönüm civarında olduğu, davacı … … 182 sayılı parselin yüzölçümünün 10 dönüm olduğunu ileri sürerek, … mirasçıları ise, 334 ve 339 sayılı parseller hakkında irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, dava konusu 57 sayılı parsel ile dava konusu 171 sayılı parseller birleştirilmek suretiyle taşınmazın 15310 metrekare yüzölçümü ile … … mirasçıları adına hisseleri oranında tesciline; 165 sayılı parsel ile teknik bilirkişi rapor ve krokisine göre dava konusu 334 sayılı parselin (A) harfi ile gösterilen 9000 metrekare, dava konusu 339 sayılı parselin (B) harfi ile gösterilen 3825 metrekare ve tapulama harici kayalık alanın (C) harfi ile gösterilen 17000 metrekarelik bölümlerin birleştirilerek taşınmazın toplam 39075 metrekare olarak … … mirasçıları adına hisseleri oranında tesciline; 275 sayılı parselin … mirasçıları adına hisseleri oranında tesciline; 182 sayılı parsel ile dava konusu 339 sayılı parselin (A) harfi ile gösterilen 11000 metrekarelik kısmı birleştirilerek toplam 17938 metrekare olarak eşit paylarla … ve… … adına tesciline; 164 sayılı parsel ile tapulama harici taşlık olarak bırakılan (A) harfi ile gösterilen 13750 metrekarelik bölüm birleştirilerek taşınmazın toplam 19500 metrekare olarak …… mirasçıları adına payları oranında tesciline; 20 sayılı parsel ile dava konusu 167 sayılı parselin 20/(A) ile gösterilen 6600 metrekarelik bölümü birleştirilerek 8600 metrekare olarak …… mirasçıları adına payları oranında tesciline; 22 sayılı parsel ile 167 sayılı parselin 22/(A) ile gösterilen 3900 metrekarelik bölümü birleştirilerek taşınmazın toplam 5900 metrekare olarak …… mirasçıları adına payları oranında tesciline; 19 sayılı parsel ile dava konusu 167 sayılı parselin 19/(A) ile gösterilen 8750 metrekarelik bölümü birleştirilerek taşınmazın toplam 10750 metrekare olarak 1/2 payının … … mirasçıları adına, 1/2 payının … … adına tesciline; 23 sayılı parsel ile dava konusu 167 sayılı parselin 23/(A) harfi ile gösterilen 5500 metrekarelik bölümü birleştirilerek taşınmazın toplam 7500 metrekare olarak 1/2 payının … … mirasçıları 1/2 payının … … adına tesciline; 24 sayılı parsel ile dava konusu 167 sayılı parselin 24/(A) harfi ile gösterilen 5000 metrekarelik bölümü birleştirilerek taşınmazın toplam 7000 metrekare olarak Suphi … adına tesciline; 167 sayılı parselin tamamı 19, 20, 22, 23 ve 24 sayılı parseller arasında paylaştırıldığından ve geriye kalan kısım bulunmadığından 167 sayılı parsel ile ilgili her hangi bir tescil işlemi yapılmasına yer olmadığına; 133 sayılı parsel tapulama harici taşlık olarak belirtilen ve (A) harfi ile gösterilen 23500 metrekarelik bölüm ile birleştirilerek toplam 30000 metrekare olarak … mirasçıları adına hisseleri oranında tesciline; 334 sayılı parselin 165 sayılı parsel ile birleştirilmesinden geri kalan 60250 metrekarelik bölümün 334 sayılı parsel altında mera niteliği ile sınırlandırılmasına ve özel siciline tesciline; 339 sayılı parselin dava konusu 182 ve 165 sayılı parsellerle birleştirilen bölümlerinden geriye kalan 491925 metrekarelik bölümünün 339 sayılı parsel altında mera niteliği ile sınırlandırılarak özel siciline tesciline kararverilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre çekişme konusu 57, 171 ve 275 sayılı parsellere ilişkin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,
2- Hazinenin 164 ve 133 sayılı parsellere eklenen (A) bölümleri ve 165 sayılı parsele eklenen (C) bölümüne yönelik temyizi hakkında; Her ne kadar Mahkemece 164 sayılı parsel teknik bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 13750 metrekarelik, 133 sayılı parsel (A) harfi ile gösterilen 23500 metrekarelik, 165 sayılı parsel (C) harfi ile gösterilen 17000 metrekarelik bölümler ile birleştirilmek suretiyle tesciline karar verilmiş ise de; taşınmazlar ile birleştirilen ve dava konusu edilen bu bölümlerin kadastro tespitinde tapulama harici taşlık olarak bırakıldığı ve bu bölümler hakkında tutanak düzenlenmemiş olduğu belirlenmiştir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup mahkemece re’sen nazara alınmalıdır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 25. maddesıne göre Kadastro Mahkemesinin görevi hakkında kadastro tutanağı düzenlenen taşınmazlarla sınırlıdır. Hal böyle olunca; Kadastro Mahkemesince bu bölümler hakkında görevsizlik kararı verilerek dosyanın genel mahkemeye aktarılması zorunlu olduğu gibi, ayrıca davacıların murisleri adına tespit edilen 133, 164 ve 165 sayılı parsellere karşı açılmış dava bulunmadığından bu parsellerin kadastro tespit tutanak asıllarının olağan usullere göre kesinleştirilmesinin yapılması için Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken tespit dışı bırakılan bölümlerin bu parseller ile birleştirilmek suretiyle, geometrik şekilleri ve yüzölçümlerinin değiştirilmiş olması da isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
3- Hazinenin 167 sayılı parsele yönelik temyizi hakkında; Mahkemece bu taşınmazın, teknik bilirkişi rapor ve krokisinde ayrı ayrı (A) harfleri ile gösterilen 8750, 6600, 3900, 5500 ve 5000 metrekarelik bölümleri hakkında davacılar yararına zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle bu bölümlerin sırasıyla 19, 20, 22, 23 ve 24 sayılı parseller ile birleştirilmek suretiyle davacılar adına tesciline hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Kadastro tespiti sırasında 19, 20, 22, 23, 24 sayılı parsellere uygulanan vergi kaydının doğusu kıraç okuduğundan miktar fazlası olarak Hazine adına tespit edilmiştir. 167 sayılı parsel, kadastro paftasına göre, doğu hududunda “Devlet Ormanı” kuzey hududunda kadastro tespiti kesinleşmiş bulunan 332 sayılı “Mera” parseli ile sınır bulunduğu halde usulüne uygun olarak mera ve orman araştırması yapılmamıştır. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle taşınmazın bulunduğu bölgede tespit tarihinden önce orman kadastrosunun yapılıp yapılmadığı araştırılmalı, orman kadastrosu yapılmış ise orman kadastro tutanağı ve haritası ile taşınmazı dıştan çevreleyen tüm komşu parsellerin kadastro tespit tutanakları ve dayanağı kayıtlar getirtilerek dosya tamamlandıktan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen komşu köy veya kasabalarda ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve aynı yöntemlerle belirlenecek taraf tanıkları, uzman ziraat ve orman bilirkişi kurulları ve teknik bilirkişiler katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, öncesinin kamu orta malı mera olup olmadığı, sınırında bulunan meradan açılıp açılmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, tesbite ve yargılama sırasında toplanan diğer delillere aykırı sonuca varıldığı takdirde tesbit bilirkişileri ile yargılama sırasında dinlenen tüm yerel bilirkişi ve tanıklar arazi başında ve yüzleştirme yapılarak dinlenilmek suretiyle aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, uzman ziraat mühendisinden, komşu taşınmazların toprak yapıları ile karşılaştırmalı biçimde, taşınmazın niteliği, toprak yapısı, sınırındaki mera ile arasında doğal ya da yapay sabit sınırın bulununup bulunmadığı ve meranın devamı niteliğinde olup olmadığı hususlarında ayrıntılı rapor alınmalı, orman kadastrosu yapılmış ise orman kadastro tutanağı ve haritası ormancı bilirkişi aracılığıyla usulen mahalline uygulanmalı, taşınmazların bulunduğu bölgede orman kadastrosu yapılmamış ise 1/25.000 ölçekli memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğrafları getirtilerek uygulanmak suretiyle, orman bilirkişi kurulundan 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca orman sayılan yerlerden olup, olmadığı konusunda düşünceleri alınmalı, beraberde götürelecek teknik bilirkişiye uygulanan kayıtların kapsamını belirtir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, bundan sonra tüm delillerle birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, davacı taraf adına tespit edilen 19, 20, 22, 23 ve 24 sayılı parselere karşı açılmış her hangi bir dava bulunmadığından dava konusu olmayan bu parsellerin kadastro tutanak asıllarının olağan usullere göre kesinleştirilmesinin yapılması için Kadasto Müdürlüğne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, 167 sayılı parselden bölümlerin eklenmesi suretiyle geometrik şekilleri ve yüzölçümleri değiştirilecek şekilde tescil kararı verilmiş olması da isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
4- Çekişme konusu 334 ve 339 sayılı parselere yönelik temyiz itirazlarına gelince; 334 sayılı parselin teknik bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 9000 metrekarelik bölümü, 339 sayılı parselin (B) harfi ile gösterilen 3825 metrekare ve (A) ile gösterilen 11000 metrekarelik bölümlerinin mera olmadığı ve adına tescil kararı verilenler adına zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle 334 sayılı parselin (A) bölümü ve 339 sayılı parselin (B) harfi ile gösterilen bölümünün 165 sayılı parsel ile 339 sayılı parselin (A) harfi ile gösterilen bölümünün 182 sayılı parsel ile birleştirilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm için yeterli bulunmamaktadır. 334 ve 339 sayılı parseller kadastro tespiti sırasında kadim mera olarak kullanılmaları nedeniyle mera niteliği ile orta malı olarak tespit edilmiştir. Meralara ilişkin uyuşmazlıklarda yerel bilirkişilerin, komşu köylerde ikamet eden, davada yararı bulunmayan yaşlı ve tarafsız kişiler arasından seçilmesi, taraf tanıklarının da aynı yönteme göre belirlenmesi gerektiği halde mahkemece aynı köyden yerel bilirkişi dinlenmek suretiyle inceleme yapılmıştır. 334 ve 339 sayılı parseller hakkında birleştirilmeden önce yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi, taşınmazların köyün hayvanlarının otladığı mera olduğunu beyan ettiği halde, duruşmada bu bölümlerin tarım arazisi olduğunu söylemiştir. Keşif sonucu dosyaya ibraz edilen ziraat bilirkişinin 30.9.2006 tarihli raporunda da taşınmazların kayalık ve taşlık niteliğinde, yüksek eğimli olduğu, üzerinde yıllardır tarım yapılamadığı, tarım yapılmaya uygun olmadığı, mera olarak kullanabileceği belirtildiği halde, bu parseller hakkında birleştirmeden önce yaplan keşifte aynı yerel bilirkişi dava konusu mera parsellerinden tescile karar verilen bölümlerin tarım arazisi olduğunu, meradan açılmadığını beyan etmiş, aynı ziraatçı bilirkişi bu bölümlerin uzun yıllardır tarım yapılan tarım arazisi olduğu yönünde rapor vermiştir. Aksi sonuca varıldığı halde tespit bilirkişileri dinlenmemiş, beyanlar ve raporlar arasındaki çelişki giderilmeden ve usulüne uygun mera araştırması yapılmadan karar verilmiştir. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle 334 ve 339 sayılı parselleri dıştan çevreleyen tüm komşu parsellerin kadastro tespit tutanakları ve dayanağı kayıtlar getirtilerek dosya tamamlandıktan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve aynı yöntemle belirlenecek tanıklar, tespit bilirkişileri, üç kişilik ziraat bilirkişi kurulu ve fen bilirkişi katılımı ile keşif yapılmalıdır. Arazi başında dinlenilecek yansız yerel bilirkişilerden ve taraf tanıklarından taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne surette kullanıldığı, özellikle kullanmanın hangi tarihte başladığı, taşınmazların öncesinin kamu orta malı niteliğınde mera olup olmadığı, devamındaki meradan açılıp açılmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, tespit tutanağının edinme sebebi sütunundaki beyanlara aykırı sonuca varılması halinde tespit bilirkişileri arazi başında ve yüzleştirme yapılmak sureti ile dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, dinlenen şahısların beyanlarının gerçeğe uygunluğu komşu parsellere uygulanan resmi kayıt ve belgelerle denetlenmeli, ziraat bilirkişi kurulundan taşınmazların niteliği, toprak yapısı ve mera vasfında olup olmadığı, taşınmazların kalan ve mera olarak sınırlandırılan bölümleri ile tescile karar verilen bölümleri arasında sabit sınırın bulunup bulunmadığı hususlarında ayrıntılı rapor alınmalı, beraberde götürülecek teknik bilirkişiye keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, taşınmaz bölümlerinin kamu orta malı niteliğinde mera olduğunun anlaşılması halinde zilyetlikle kazanılamayacağı düşünülmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmaması isabetsiz olduğu gibi, 182 ve 165 sayılı parseller davacı taraf adına tespit edilip, bu parsellere karşı açılmış dava bulunmadığından kadasto tespit tutanaklarının olağan usullere göre kesinleştirilip tescilinin yapılması için Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken 339 sayılı mera parselinin (A) harfi ile işaretli bölümünün 182 sayılı parselle (B) harfi ile işaretli bölümünün 165 sayılı parselle, 334 sayılı parselin (A) harfi ile işaretlenen bölümünün ise yine 165 sayılı parselle birleştirilmek suretiyle geometrik şekillerin değiştirilip yeniden yüzölçümü belirlenmiş olması da isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.