YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/617
KARAR NO : 2009/3227
KARAR TARİHİ : 05.05.2009
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan, dava sonucunda verilen kararın onanmasına ilişkin yukarda belirtilen ilamın karar düzeltme yolu ile incelenmesi … … mirasçıları tarafından süresinde istenilmekle; inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 563 parsel sayılı 6.200 m2, 564 parsel sayılı 5.300 m2 ve 565 parsel sayılı 515 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından sözedilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan elatmanın önlenmesi davası, davaya konu olan taşınmazlar hakkında tutanak düzenlenmiş bulunması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsellerin tutanakları ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli parsellerin davacı … … mirasçıları … ve müşterekleri adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … … mirasçılarından …. … ile …. … … vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dairemizin 24.03.2008 tarih 2008/2007 esas, 2008/1785 karar sayılı ilamı ile temyiz itirazlarının reddine karar verilerek hüküm onanmış; bu kez temyiz edenler vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Dava, davacı … … tarafından 10.05.1952 tarih 8 sıra numaralı tapu kaydına dayanılarak 15.09.1955 tarihinde davalı … … aleyhine açılan elatmanın önlenmesi davasından gelmekte olup 1963 yılında yörede kadastro çalışmalarının yapılması ile kadastro mahkemesine aktarılmıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 30/2. maddesi uyarınca kadastro hakimi, mahalli mahkemelerden devredilen dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığı takdirde, re’sen lüzum gördüğü delilleri toplayarak taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür. Başka bir anlatımla genel mahkemelerden devredilen davalarda hakim, gerçek hak sahibini araştırmak ve taşınmazın gerçek hak sahibi adına tesciline karar vermekle yükümlü bulunmaktadır. Davacı … …’ın tutunduğu tapu kaydı güneyinde “kazlı” okumaktadır. Yerel bilirkişi beyanlarından bu sınırın eski göl yeri olduğu, suların zaman zaman yükselerek göl alanının genişlediği, çekişmeli taşınmazların güneyine kadar ilerlediği anlaşılmaktadır. Bu itibarla “Kazlı” hududunu sabit sınır kabul etmek mümkün değildir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/C maddesi uyarınca gayrısabit hudutlu tapu kayıtlarının kapsamları miktarları ile sınırlı olup kayıt kapsamının, sabit sınırlardan bağlantı kesilmeksizin kaydın miktarına göre belirlenmesi gerekmektedir. Davacının tutunduğu tapu kaydı dava dışı 568 parsele de revizyon görmüş olup tapu kaydında okunan “… …” sınırının 672 parsel yeri, “Ağa …” yerinin 553 parsel yeri, “Tarik”in 563 parselin kuzey sınırında evvelce mevcut olan yol olduğu ve “Kazlı” hududunun ise taşınmazların güney yönünde bulunduğu anlaşılmaktadır. O halde tapu kaydının miktarı ile kapsamının, sabit olduğu anlaşılan “Tarik, … … ve … …” hudutlarından bağlantı kesilmeksizin 563 ve 568 parsel sayılı taşınmazların kuzey sınırından güneye doğru kayıt miktarınca (7.352 metrekare) inilmek suretiyle belirlenmesi gerekmektedir. Çekişmeli taşınmazların, yukarıda açıklanan şekilde belirlenecek kayıt kapsamın güneyinde kalan taşınmaz bölümleri üzerinde sürdürülen zilyetliğin dava tarihine kadar 20 yıla ulaşmadığı, Kazlı hududu yönündeki taşınmazların evvelden zaman zaman göl suları altında kalması nedeniyle sazlık olduğu ve kullanılmadığı, 1950 yılında kanalların yapılması ile taşınmazın göl sularının etkisinden kurtulduğu ve davanın açıldığı tarihten 4-5 yıl önce tarım arazisi haline getirilerek kullanılmaya başlandığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca kayıt miktar fazlası üzerinde taraflar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle mülk edinme koşulları oluşmamıştır. Gerçek hak sahibini belirlemek zorunda olan mahkemece bu bölümün Hazine adına tesciline karar vermek gerekirken yazılı olduğu şekilde şahıslar adına tescil kararı verilmesi doğru değildir. Diğer taraftan davacının tutunduğu tapu kaydının geldi si Teşrinievvel 1306 tarih 92 sıra numaralı tapu kaydı olup, kayıt maliki … oğlu …’dir. Bu kaydın gittisi olan Mayıs 1952 tarih 8 sıra numaralı tapu kaydının iktisap sütunundaki açıklamaya göre … oğlu … “50 yıl önce” vefat etmiştir. Davalı taraf …. oğlu … mirasçısı olmayıp taşınmazı dava tarihine kadar uzun süre kullandıklarını ifade etmektedir. Ne var ki mahkemece çekişmeli taşınmazların kayıt kapsamı içinde kalan bölümü üzerinde davalı taraf yararına tapu kaydının hukuki kıymetini kaybedip kaybetmediği, başka bir anlatımla 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B-c maddesinde yazılı koşulların oluşup oluşmadığı değerlendirilmemiş ve bu husus araştırılmamıştır. Eksik inceleme ve dosya kapsamına uygun düşmeyen değerlendirme ile karar verilemez. Davalı … ….ın mirasçılarından …. ve …. … …. vekilinin temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabülüne karar vermek gerekirken, Dairemizce hükmün onanmasına karar verildiği anlaşılmakla, Ramazan ve Hümmet … …. vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 24.03.2008 tarih ve 2008/2007 esas 2008/1785 karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına ve hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05.05.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.