Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/649 E. 2009/1785 K. 20.03.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/649
KARAR NO : 2009/1785
KARAR TARİHİ : 20.03.2009

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 200 ada 18 ve 214 ada 162 parsel sayılı 6.720,25 ve 14.644,82 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar … Çalışmaları sonucu oluşan tapu kaydı, nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli parsellerin davacı … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı Hazine vekilinin 200 ada 18 sayılı parsele ilişkin yerinde olmayan tüm temyiz itirazlarının reddi ile bu parsele ilişkin hükmün ONANMASINA,
2-) Davalı Hazine vekilinin 214 ada 162 sayılı parsele ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece, çekişmeli taşınmazın tarım arazisi olduğu ve davacı lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile kazanma koşullarının oluştuğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmazın dört tarafı 214 ada 186 nolu mera parseli ile çevrili olup, 1964 tarihinde yapılan toprak tevzii çalışmalarında tevziin 703 nolu parseli olarak 1945 tarihinde meradan açılması nedeniyle Hazine adına tapu kaydı oluşmuştur. Hazine adına olan 01.02.1966 tarih 434 nolu tapu kaydının bütün hudutları “mera” okumakta olup, çekişmeli taşınmaz da meranın ortasında mera bütünlüğünü bozucu niteliktedir. Meralar üzerinde sürdürülen zilyetlik hukuken değer taşımaz. Bu nedenlerle davanın reddine ve taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmesi gerekirken, soyut nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına itibar edilerek ve delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 20.03.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.