YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/703
KARAR NO : 2009/1764
KARAR TARİHİ : 19.03.2009
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 628 parsel sayılı 350 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar … ve … adlarına 1/2 pay itibari ile tespit edilmiştir. İtirazı Kadastro Komisyonunda reddedilen davacı … çekişmeli taşınmazın 200 metrekarelik bölümünün kendisine ait olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli taşınmazın davalı … ve davalı … mirasçıları adına miras payları oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar …, …, …, …, …, …, … …, … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın kadastro tespitinden sonra çekişmeli taşınmazın sınırlarının davalı … tarafından davacıya ait taşınmazın aleyhine olacak şekilde değiştirildiği, böyle bir fiilin men-i müdahale davasına konu olabileceği, kadastro mahkemesinin görevsiz olduğu kabul edilmek sureti ile davanın görev yönünden reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Davacı … 22.10.1997 havale tarihli dava dilekçesinde çekişmeli 628 parsel sayılı taşınmazda davalıların 150 metrekare yerlerinin olduğunu, kalan kısmın kendisine ait olduğunu iddia etmiş, 29.03.2006 tarihinde taşınmaz başında yapılan keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişiler taşınmazın davalılara ait olduğunu, ancak davalılardan … tarafından kadastro tespiti yapıldıktan sonra sınırların değiştirilerek çekişmeli parsele 60 metrekarelik ilave yapıldığını ve bu fazlalığın davacılara ait 629 sayılı parselden alındığını beyan etmişlerdir. Dinlenen yerel bilirkişi ile tanık anlatımları uyuşmazlığın çözümüne yeterli ve elverişli değildir. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle davacının ölmüş olması nedeni ile davayı takip eden mirasçıları çağrılarak dava dilekçesi açıklattırılıp davanın niteliği bir başka anlatımla kadastrodan önceki nedene mi dayanıldığı, yoksa kadastroca belirlenen sınıra yapılan müdahalenin önlenmesi isteminde mi bulunulduğu belirlenmeli, gerekirse taraflara yeni tanık bildirme imkanı tanınmalı, bundan sonra mahallinde yerel bilirkişiler ve tespit bilirkişileri ile taraf tanıkları huzuruyla taşınmazın başında yeniden icra edilecek keşif sırasında davacı tarafın göstermesi ile dava ettiği taşınmaz parçası belirlenmeli, dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi, kimden kime ve ne surette intikal ettiği ve ne şekilde kullanıldığı maddi olaylara
dayalı olarak açıklattırılmalı, teknik bilirkişiye davacılar tarafından gösterilecek sınırlar işaretlettirilerek keşfi izlemeye yeter nitelikte kroki çizdirilmeli, davanın kadastro tutanağının kesinleşmesinden önce süresinde açıldığı da gözönünde bulundurularak toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Kabule göre de, mahkemece hükmün gerekçe kısmında davanın görev yönünden reddi gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen hüküm kısmında davanın esası hakkında red kararı verilerek taşınmaz hakkında tescil hükmü kurulmak suretiyle kararın gerekçesi ve hüküm fıkrası arasında çelişkiye yol açılması da isabetsiz olup, bir kısım davacılar vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 19.03.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.