Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/718 E. 2009/1941 K. 26.03.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/718
KARAR NO : 2009/1941
KARAR TARİHİ : 26.03.2009

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 166 ada 191 parsel sayılı 558,72 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde kendisine ait 166 ada 192 sayılı parselin yüzölçümünün eksik olduğu, bir kısım yerinin 166 ada 191 parsel içerisine dahil edildiği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli parselin tespit gibi davalı … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece uyuşmazlık konusu olan ortak sınırın yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre saptandığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Fen bilirkişisinin 02.07.2007 tarihli raporunda”, davacıya ait olan 192 sayılı parselin yüzölçümünün 196,55 metrekare olup krokide (A) harfi ile gösterilen ve davalı adına tespit görmüş olan 173.40 metrekarelik kısım dahil edildiğinde davacının halen kullanmakta olduğu yerin yüzölçümünün 369.95 metrekare olacağı” ve “raporda 3. bentde krokide (A) harfi ile gösterilen davacıya ait olan 173.40 metrekarelik yer davalı parselinden çıkarıldığı zaman davalı parselin yüzölçümünün 385.31 metrekare olacağı” bildirilmiştir. (A) harfi ile gösterilen 173.40 metrekarelik kısmın davacının, …’den satın aldığı tarihten beri fiilen kullanageldiği kısım mı, yoksa davacının talep ettiği kısım mı olduğu dosya kapsamından anlaşılmamaktadır. Bu nedenle mahallinde yeniden bir önceki keşifte dinlenilen yerel bilirkişiler ve tanıklar ile refakate fen bilirkişisi de alınarak keşif yapılıp davacının satın aldığı tarihten beri fiilen kullandığı yerin fen bilirkişisinin rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterdiği kısmı da kapsayıp kapsamadığı ve ortak sınırın tam olarak neresi olduğu hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde kesin olarak saptanmalı, fen bilirkişisine keşfi izleme olanağı veren rapor ve kroki düzenlettirilmeli, toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz ve temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.03.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.