Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/732 E. 2009/5192 K. 21.07.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/732
KARAR NO : 2009/5192
KARAR TARİHİ : 21.07.2009

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında sona … üyelik sırasında kooperatife ödenen aidat bedellerinin iadesi istemine ilişkin dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden S.S. … Denizkent Koop. vekili Avukat … …. Aleyhine temyiz istenilen taraftan gelen olmadı. Gelenin yüzüne karşı duruşmaya başlandı. Sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi iken 2001 yılında üyeliğinin sona erdirildiğini öğrendiğini, kooperatife yaptığı ödemelerin 30.000,00-YTL’yi bulduğunu, bu paranın iadesini istediğini, ancak ödenmediğini ileri sürerek, anılan meblağın 30.07.2002 tarihinden itibaren temerrüt faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının 25.06.2005 tarihli genel kurulda ihraç edildiğini, kooperatif kayıtlarında bir ödemeye rastlanmadığını, mahkemeden alacağın tespitini istediklerini ve faiz talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacının 2001 yılında üyelikten ihraç edildiği ve kooperatife 12.886,82-YTL ödeme yaptığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, anılan meblağın 30.07.2002 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere göre, diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak dava, üyelik sıfatının sona ermesi nedeni ile üyelik sırasında kooperatife ödenen aidat bedellerinin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; hükmedilen temerrüt faizinin başlangıç tarihine esas olan ihraç tarihinin belirlenmesi bakımından kurulan hüküm yeterli araştırmaya dayanmamaktadır. Bilirkişi raporunda davacıya 2001 yılında iki ihtarname gönderildiği, davalı kooperatif tarafından Ticaret Siciline gönderilen yazıda davacının 2001 yılında ihraç edildiğinin belirtildiği, 2002 yılı genel kurulu hazirun cetvelinde davacının adının yazılı olmadığı ve ihraç edildiği savunulan 2005 yılı genel kurulunda ihraç edilenler arasında davacının adının yazılı olmadığı gerekçeleriyle davacının 2001 yılında ihraç edildiği kabul edilmiş, ancak davalı vekilince bu rapora itiraz edilmiştir. Alınan ek raporda da bu hususta ilk rapora atıf yapılmış, başka bir açıklama yapılmamıştır. Buna göre, mahkeme kararının gerekçesinde ihraç tarihinin tartışmasız 2001 yılı olduğu kabul edilmiş ise de bu husus tartışmalıdır. Davacının ihracına ilişkin olarak dosyada bir karar, karara ilişkin tebligat ya da başka bir delil yoktur. Hükme esas alınan raporda, yukarıda açıklanan gerekçelere dayanılmış ise de davalı kooperatifin rapora itirazı cevapsız bırakıldığı gibi, özellikle Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğüne yazılan yazıda davacının 2001 yılı için ihraç edildiğine ilişkin açık bir kabul beyanı da bulunmamaktadır. Aksine ihraç kararının 2005 yılında verildiği belirtilmektedir. Hatta bu yazı 2001 yılında yönetim kurulunca fiilen alınmış bir ihraç kararı olmadığı şeklinde bir anlam içermektedir. Kaldı ki davacı 2002 ve 2003 yılında aidat ödemeye devam etmiştir. Davacının 2002’den itibaren genel kurula çağrılmaması da ihraç edildiği sonucunu doğurmaz. Bu durumda mahkemece, davacıya aidat ödemeye devam etmesinin nedenleri açıklattırılmalı, ihraç tarihi hususunda bilirkişi raporuna yapılan itirazın açıklanan hususlar çerçevesinde tartışılıp değerlendirilmeli ve varılacak sonuca göre karar verilmelidir. Kabule göre ise, ikinci ihtarnamenin 06.12.2001’de gönderilmiş olması nedeniyle, ihraç kararının kesinleşme tarihi 2002 yılı içinde olacağı, davacının alacağının muacceliyet tarihi, 2003 yılı içinde yapılan bilânço genel kurulu tarihine göre belirleneceğine göre mahkemece bu tarih araştırılarak, buna göre temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması ve ayrıca davacının yaptığı yaklaşık 6.000-YTL ödemenin 2002 yılı ve sonrasında yapılmış olmasına ve 2001 yılı içinde ihraç edildiğinin kabul edilmesine göre, ihraç kararının kesinleşmesinden sonra yapılan ödemeler bakımından, talep gibi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ödeme tarihlerinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması da isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Yargıtay durşması için belirlenen 625.00. TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada kendisini vekil ile temsil ettiren davalı tarafa verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 21.07.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.