YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7430
KARAR NO : 2009/6615
KARAR TARİHİ : 16.10.2009
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 161 ada 7 parsel sayılı 464.64 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar … …., …, … … adlarına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde kendisi adına tespit gören 161 ada 1 parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 200-250 metrekare yüzölçümündeki bölümünün 7 sayılı parsel içinde kaldığı iddiasıyla kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 04.06.2008 havale tarihli ek raporda 161 ada 7 sayılı parselin (B) harfi ile gösterilen 16.30 metrekare yüzölçümündeki bölümünün 1 sayılı parsele eklenerek, 1 sayılı parselin 3141.66 metrekare yüzölçümü ile davacı adına, 7 sayılı parselin geri kalan 448.34 metrekare yüzölçümündeki bölümünün ise davalılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı adına tespit edilen 1 sayılı parsel ile davalılar adına tespit edilen 7 sayılı parsel arasındaki ortak sınırın, fen bilirkişi raporunda gösterilen kiren ağacının 1 metre güneyi olduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece davacı dayanağı 10.07.1984 tarihli satış senedi ile davalılar dayanağı 08.05.2003 tarih, 4 sıra nolu tapu kaydı mahallinde uygulanmamıştır. Doğru sonuca varılabilmesi için, davalıların dayanağı tapu kaydı tesisinden itibaren tüm tedavülleriyle getirtilerek; mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve davacı dayanağı satış senedinin tanıklarının katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, davacı taşınmazı ile davalılar taşınmazı arasındaki ortak sınırın neresi olduğu, davacının dava konusu ettiği ve fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümün kimden, ne zaman, kime intikal ettiği; üzerindeki zilyetliğin başlangıcı ve sürdürülüş biçimi, tespit tarihine kadar kimin zilyet olduğu, zilyetliğin terk edilip edilmediği, terk edilmiş ise yeniden ne zaman zilyet olunduğu etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, davalıların dayanağı tapu kaydı ile davacının dayanağı satış ve zilyetliğin devri senedi okunup tapu kaydı ve senette yazılı sınırlar yerel bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmeli, yerel bilirkişilerce gösteriIemeyen sınırların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, yerel bilirkişi ve tanıklarca gösterilen sınırlar fen bilirkişisine haritasında işaret ettirilerek keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, bu şekilde davalılar dayanağı tapu kaydı ile davacı dayanağı satış senedinin kapsamı belirlenmeli, çekişmeli taşınmaz bölümünün tapu kaydı kapsamında kalmadığı belirlendiği takdirde uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözüme kavuşturulacağı gözönünde bulundurulmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Kabule göre de; davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde davalıların yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulması isabetsiz olup davacı vekili ve davalılar vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 16.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.