YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7506
KARAR NO : 2010/5496
KARAR TARİHİ : 27.09.2010
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamlarında özetle; “… … tarafından 22.9.1976 tarihinde … … ve arkadaşları aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan el atmanın önlenmesi davası sonunda verilen hükmün 8.Hukuk Dairesince bozulduğu; ancak, bozma kararı tebliğ edilmediğinden el atmanın önlenmesi davasının görülmekte olan dava olarak kabulü gerektiği, derdest olan dava nedeniyle malik haneleri boş bırakılması gerekirken doldurulmuş olmasının hukukça değer taşımayacağı, dava kapsamına giren … Çayırı mevkiindeki tüm parsellere ait davaların birleştirilerek görülmesi gerektiği, bu nedenle önce Asliye Hukuk Mahkemesinin dava dosyasının taraflara tebliğ edilmesi ve dosyanın Kadastro Mahkemesine aktarılmasının sağlanması, tutanaklar ile dava dosyasının birleştirilerek askı ilanlarının yaptırılması gerekirken derdest davanın dikkate alınmamasının doğru bulunmadığı, gerek Asliye Hukuk Mahkemesi gerekse bu dosyanın kapsamına giren taşınmazların öncesinin … …’ya ait olduğunun anlaşıldığı, uyuşmazlığın kök miras bırakan … …’nın hayatta iken taşınmazlarını mirasçıları arasında paylaştırıp paylaştırmadığı, bir kısım taşınmazların paylaştırma dışında bırakılıp bırakılmadığı veya öldükten sonra mirasçıları arasında terekenin paylaşılıp paylaşılmadığı konusunda bulunduğu, … … mirasçıları tarafından 14.8.1956 tarihinde … Asliye Hukuk Mahkemesinin 1956/47 esasında açılan davada uyuşmazlığın esastan çözümlenmediği; ancak, dava dilekçesinde … … mirasçılarının terekenin paylaşılmadığını belirterek adlarına paylı olarak tescil istediklerinden davacıların bu beyanlarının dava dilekçesindeki taşınmazlar yönünden kendilerini bağlayacağı, … …’nın ölüm günü dikkate alındığında adına vergi kaydının oluşturulmasının mümkün bulunmadığı, genel arazi yazımında … mirasçısı olan davalıların murisleri adına vergi kaydı oluşturulmasının taşınmazın onun olduğu anlamına gelmeyeceği, … … mirasçısı davacılar … … ve arkadaşları adına tespit ve tescil edilmiş taşınmaz bulunmadığı, bu nedenlerle, yukarıda belirtilen şekilde işlem yapıldıktan sonra, … terekesine dahil tüm taşınmazların tutanak örneği ve dayanağı kayıtların getirtilmesi, davalı olup olmadıklarına bakılması, davalı olduklarının anlaşılması halinde … terekesine dahil tüm taşınmazlarla ilgili davaların birleştirilmesi, tarafların dayanağını oluşturan vergi kayıtlarının getirtilmesi, kayıtların kadastro sırasında revizyon görüp görmediklerinin araştırılması, vergi kayıtlarının yerel bilirkişi kurulu vasıtası ile mahallinde uygulanması ve sınırlarının niteliğine göre kayıtların kapsamının belirlenmesi,
… … mirasçıları arasında taksim yapılıp yapılmadığı, davacı tarafın … terekesinden payları karşılığında hangi taşınmazları aldıkları, taşınmaz karşılığı menkul ya da para alıp almadıkları, taksim yapılmış olsa bile adlarına paylı olarak tescil edilmiş olmakla mirasçıların taksimi iradi olarak bozdukları göz önünde tutularak, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kime ait olduğu, kimden kime kaldığı konusunda yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve tespit bilirkişilerinden ayrıntılı bilgi alınması, 3402 sayılı Yasa’nın 14 ve 30/2. maddesince gerçek hak sahibi araştırılarak adlarına tescil kararı verilmesi” gereğine değinerek bozulmuştur. Mahkemece bozma kararlarına uyularak ve Asliye Hukuk Mahkemesi ile Kadastro Mahkemesine açılan tüm davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonunda çekişme konusu 133 ada 6 sayılı parselin … …, 133 ada 7 sayılı parselin … …, 133 ada 8 sayılı parselin … …, 125 ada 15 sayılı parselin … … adına tesciline, 138 ada 1 ve 2 sayılı parsellerin mera vasfı ile mera özel siciline tesciline, 122 ada 4, 5, 6, 7; 123 ada 14, 15, 23, 24, 18, 16, 28; 125 ada 14, 19, 12, 1, 2, 5, 6, 10, 11; 127 ada 1, 2; 128 ada 1; 129 ada 1; 130 ada 1, 2, 3, 4; 131 ada 1, 132 ada 1; 133 ada 1, 2, 3, 4, 5, 9, 13, 14, 15, 16; 135 ada 3; 136 ada 1, 2; 137 ada 1, 2, 3, 4, 5; 138 ada 4 sayılı parsellerin … … (…) mirasçıları adına veraset ilamındaki payları oranında tesciline karar verilmiş; hüküm davalılar … …, … …, … … ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Hükmü temyiz eden … …’a kararın 22.9.2006 tarihinde tebliğ edildiği, hükmü 08.12.2006 tarihinde temyiz ettiği; … …’a 27.9.2006 tarihinde tebliğ edildiği hükmü 03.04.2007 tarihinde temyiz ettiği; … …’a kararın 10.10.2006 tarihinde tebliğ edildiği, hükmü 03.04.2007 tarihinde temyiz ettiği; böylece, temyiz edenler yönünden 15 günlük temyiz süresi geçtiği gibi … …’ın 02.11.2007, … …’ın 2.11.2007, 13.5.2009, … …’ın 17.1.2008 tarihli, imzalı dilekçeleri ile temyiz taleplerinden feragat ettikleri anlaşılmakla temyiz istemlerinin süre ve feragat nedeniyle REDDİNE,
2- Dosya içeriğine, mahkemece hükmüne uyulan bozma kararında açıklandığı gibi işlem yapılıp sonucuna göre hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan 138 ada 1 ve 2 sayılı parsellere ilişkin hükmün ONANMASINA,
3- 123 ada 16, 130 ada 3, 136 ada 2 ve 138 ada 4 sayılı parsellere yönelik Hazinenin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece taşınmazların … … (…) mirasçılarının zilyetliğinde bulunduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. 136 ada 2 sayılı parselin tespit tutanağında taşınmaz 1937 tarih 3 tahrir numaralı vergi kaydının kapsamında ise de, … Karayolu geçerken 1985 yılında kamulaştırılarak Karayollarının zilyetliğinde bulunduğu belirtilip ham toprak niteliğince tespiti yapıldığı halde, kamulaştırma evrakları getirtilerek yerine uygulanmamış, taşınmazın niteliği hususunda ziraai bilirkişiden rapor alınmamış, zilyetlikle iktisap şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmamıştır. Çekişme konusu 138 ada 4 sayılı parsel kadastro tespitinde ham toprak niteliği ile tespit edilmiştir. Taşınmaz hakkında birleştirme kararından önce Mahkemenin 1990/46 Esas sayılı dosyasında yapılan keşifte yerel bilirkişiler taşınmazdan geçen sulama arkının doğu kısmının kullanılmadığından söz etmişler, keşif sonucu dosyaya ibraz edilen ziraat bilirkişisinin 25.7.1994 tarihli raporunda ise taşınmazın çayır alanına dönüştürülmek istenildiği, ziraat yapılmadığı, işlenmediği, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu belirtildiği halde bozma ilamından sonra yapılan keşifte bu parsel üzerinde keşif yapılmamış, teknik bilirkişilerden rapor alınmamıştır. 130 ada 3 sayılı parsele ise kadastro tespitinde bir
çok parselle birlikte 1937 tarih ve 3 tahrir numaralı vergi kaydı uygulanmış, davacı … … taşınmazın mera olduğu iddiası ile dava açmıştır. Önceki hüküm ile taşınmazın tamamen tepe niteliğinde olduğu kabul edilerek mera niteliği ile sınırlandırılmasına karar verilmiştir. Tespitte uygulanan 1937 tarih 3 tahrir numaralı vergi kaydının uygulanmasına göre sınırları itibariyle 138 ada 1 ila 4; 136 ada 1, 2, 3; 130 ada 1 ila 4; 127 ada 1, 2; 128 ada 1; 129 ada 1; 131 ada 1; 132 ada 1; 133 ada 1 ila 16 sayılı parselleri kapsadığı teknik bilirkişi raporunda belirtilmiştir. Bu parsellerden bir kısmının söz konusu ilam ile hükmen … … (…) mirasçıları adlarına tesçillerine karar verilmiştir. Mahkemece taşınmazın niteliği hususunda ziraatçi bilirkişiden rapor alınmamış, zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmamış, taşınmazın tespitte uygulanan vergi kaydının kapsamında olup olmadığı araştırılmamış, kaydın değişebilir sınırlı olması nedeniyle aynı kaydın uygulandığı ve temyiz konusu hüküm ile kesinleşen diğer parseller nazara alınarak murisin terekesi iştirak halinde olup tespit tarihine göre 100 dönüm taşınmazın mirasçılarca zilyetlikten edinebileceği düşünülmemiştir. Çekişme konusu 123 ada 16 sayılı parsele gelince; taşınmaza tespitte 14.3.1970 tarih 1 ve hisseyi tamamlayan 25.5.1970 tarih 1 sıra numaralı tapu kayıtları ve 1937 tarih 45 tahrir numaralı vergi kaydı uygulanmıştır. Aynı tapu kaydı 123 ada 1, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 16, 19, 29 sayılı parsellere de uygulanmış, 123 da 4, 9, 10, 11 ve 13 sayılı parseller hakkında şahıslar arasında görülen dava sonunda tapu kayıtlarına dayanılarak verilen hüküm Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Hazine 123 ada 16 sayılı parsel hakkında taşınmaza kadastro tespitinde uygulanan tapu kaydının değişebilir sınırlı olduğu ve miktar fazlasının Hazineye ait olduğu iddiası ile davaya katılmıştır. Mahkemece yapılan keşifte yerel bilirkişilerin tespitte uygulanan tapu ve vergi kayıtlarının taşınmaza uymadığı yönündeki beyanları soyut nitelikte olup, tapu ve vergi kaydı zemine tam olarak uygulanarak kapsamları tayin edilmemiş ayrıca zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği tam olarak araştırılmamıştır. Mahkemenin kabulüne göre de 123 ada 16 sayılı parsel 172325 metrekare yüzölçümü ile 100 dönümü aştığı halde tamamının zilyetlikten … … (…) mirasçılarına verilmesinde de isabet bulunmamaktadır.
Hükmüne uyulan bozma ilamında 3402 sayılı Yasa’nın 30.maddesi gereğince re’sen gerçek malik araştırılarak adlarına tescil kararı verilmesi gerektiği belirlendiği halde, gerçek hak sahibi tam olarak araştırılmadan karar verilmiştir. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle taraflara çekişmeli her parselde dayandıkları kayıtlar tek tek açıklattırılarak 136 ada 2 sayılı parselde Karayolları Genel Müdürlüğünce yapılan Kamulaştırmaya dair tüm kamulaştırma belgeleri ile haritası, 25.5.1970 tarih 1 sıra numaralı 61 hektar yüzölçümlü tapu kaydı tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte ve tarafların dayandıkları kayıtlar ile söz konusu kayıtların kadastro tespitinde revizyon gördükleri tüm parsellerin kadastro tespit tutanaklarının onaylı suretleri, taşınmazları ve aynı kaydın uygulandığı parselleri dıştan çevreleyen komşu parsellerin kadastro tespit tutanakları ile dayandığı kayıtlar getirtilerek dosya tamamlandıktan sonra taşınmazlar başında yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, tespit bilirkişileri, 3 kişilik ziraat mühendislerinden oluşan ziraat bilirkişi kurulu ve fen bilirkişi katılımı ile keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte kamulaştırma haritası, tespitte uygulanan tapu kayıtları ve vergi kayıtları ile tarafların dayandığı vergi kayıtları hudutları yerel bilirkişilere zeminde tek tek göstertilmeli, yerel bilirkişilerce
gösterilemeyen hudutların belirlenmesi için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, bilirkişi ve tanıkların göstereceği hudutlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, zeminde yerel bilirkişilerce tek tek gösterilmek suretiyle uygulanıp kapsamları kesin olarak belirlenmeli, teknik bilirkişiye kamulaştırma haritasının ve dayanılan kayıtların kapsamını belirtir ve taşınmazların bu kapsama göre konumu gösterir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, yerel bilirkişiler, tanıklar ve tespit bilirkişilerinden taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim tarafından ne zamandan beri, ne suretle kullanıldıkları, kullanımın ekonomik amaca uygun olup olmadığı, öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı husuları etraflıca sorularak maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, ziraat bilirkişi kurulundan dosyada bulunan önceki ziraat bilirkişi raporlarındaki bulgular da değerlendirilerek taşınmazların toprak yapısı ve niteliği, kamu orta malı niteliğindeki yerlerden olup olmadığı hususlarında bilimsel verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, Karayolları kamulaştırma haritası kapsamında kalan taşınmaz ya da bölümleri Karayolları Genel Müdürlüğü adına tesçil edilmeli, tespitte uygulanan kayıtların kapsamı belirlenirken aynı kaydın uygulandığı ve kesinleşen parseller de nazara alınmalı, dayanılan kayıtların gayri sabit hudutlu olması halinde kapsamının miktarına göre tayin edilmesi gerektiği düşünülmeli, taşınmazların dayanılan kayıtların kapsamı dışında kalması ya da kayıtların uymaması halinde bir kimsenin aynı çalışma alanında belgesiz zilyetlikten kuru toprakta 100, sulu toprakta 40 dönüm kazanabileceği gözönünde bulundurulmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 27.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.