YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7698
KARAR NO : 2009/8351
KARAR TARİHİ : 04.12.2009
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 109 ada 19 parsel sayılı 22154,24 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve mirasçılarının bilinememesi nedeni ile ölü … … adına tespit edilmiştir. … … mirasçısı olan davacı …, yasal süresi içerisinde satış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak … … mirasçıları olan davalılar … … ve müştereklerini hasım göstermek suretiyle çekişmeli taşınmazın 12.000 metrekarelik bölümünün adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme şartlarının gerçekleşmediği kabul edilmek sureti ile hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı, 29.03.1991 tarihli senet ile çekişmeli taşınmazın 12.000 metrekarelik bölümünü babasından satın aldığı ve o tarihten bu yana taşınmazın zilyetliğinde bulunduğu iddiasına dayanmış olduğu halde mahkemece, senet tanıkları detaylı olarak dinlenmemiş, yerel bilirkişi ve tanıklara senetteki sınırlar okunmak ve teknik bilirkişiye krokisinde işaret ettirilmek suretiyle senet kapsamı belirlenmemiştir. Uyuşmazlık … … tarafından çekişmeli taşınmaz bölümünün 29.03.1991 tarihli senetle oğlu … …’a satılıp, satılmadığı noktasındadır. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle mahallinde yeniden keşif ve uygulama yapılarak davacının dayandığı satış senedi, sınırları bilirkişi ve tanıklardan sorulmak suretiyle uygulanarak kapsamı kesin olarak belirlenmeli, senet tanıkları dinlenmeli, senedin, dava konusu taşınmaz bölümüne ait olduğunun saptanması halinde, zilyetliğin de devredilmiş olup, olmadığı zilyetliğin taşınmazın kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı sorulup saptanmalı, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişilerinin tamamı tanık sıfatıyla dinlenmeli ve gerektiğinde beyanlar arasındaki çelişkiler yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, 29.03.1991 tarihli senette … oğlu … …’ın da alıcı konumunda olduğu ve dava açmadığı dikkate alınarak taleple sınırlı kalınmak suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 04.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.