Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/784 E. 2009/3326 K. 08.05.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/784
KARAR NO : 2009/3326
KARAR TARİHİ : 08.05.2009

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 146 ada 180 parsel sayılı 1329.03 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle kerpiç ev, 2 adet ahır, samanlık, garaj ve arsası niteliği ile davalı … adına tesbit edilmiştir. İtirazı Kadastro Komisyonunda reddedilen davacı …, yasal süresi içinde tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli parselin davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın davacının dayandığı 26.11.1996 tarih, 48 sıra nolu tapu kaydı kapsamında kaldığı kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı …, davalının taraf olmadığı, Hazine ve Köy Tüzel Kişiliği’nin taraf olduğu tescil ilamıyla oluşan 26.11.1996 tarih, 48 sıra nolu tapu kaydına dayanmaktadır. Davalı ise, çekişmeli taşınmazın öncesinde davacının eşi …’ a ait iken kendisinin …’dan 1993 tarihli senetle satın aldığını ve o tarihten beri zilyet olduğunu savunmaktadır. Dosya kapsamından davacının Hazine ve Köy Tüzel Kişiliğine karşı 1984 yılında çekişmeli taşınmaz hakkında açtığı tescil davasında 1995 yılında taşınmazın davacı adına tesciline karar verildiği ve davacı dayanağı 26.11.1996 tarih, 48 sıra nolu tapu kaydının oluştuğu, bu arada 1993 yılında davacının kocası … ile davalı arasında taşınmazın satışına ilişkin davalı dayanağı senedin düzenlendiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davalı dayanağı 1993 tarihli satış senedindeki tanıkların ve kadastro tespit bilirkişilerinin tamamı dinlenmemiş, senedini kira ilişkisine mi, yoksa satış akdine mi ilişkin olduğu tam olarak açıklığa kavuşturulmamıştır. Doğru sonuca varılabilmesi için senet tanıkları ile kadastro tespit bilirkişilerinin tamamı ve mahallinde daha önce dinlenen yerel bilirkişi ve taraf tanıkları katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte dinlenecek senet tanıkları, yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve taraf tanıklarından davacının eşi Hacı ile davalı arasında düzenlenen 1993 tarihli senedin gerçekte satışa mı yoksa kiraya mı ilişkin olduğu sorulmalı, davacı tarafça taraflar arasındaki ilişkinin kira ilişkisi olduğunun kanıtlanamaması halinde davacının davalı tarafça dayanılan senedin satın almaya değil, kiralamaya ilişkin olduğunu ileri sürmüş olması nedeniyle senetten ve zilyetliğin davalı tarafa devrinden haberdar olduğu da gözönünde bulundurulmak suretiyle davacının kocası tarafından yapılan satışın davacıyı da bağlayıp bağlamayacağı ve satıştan sonra davacı adına oluşan tapu kaydının ve davacının bu tapu kaydına dayanmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmayacağı, davacının yaşanan süreç boyunca sessiz kalmasının kocasının yaptığı satışa katılma iradesini ortaya koyup koymadığı tartışılmalı,çekişmeli taşınmazın öncesinde kime ait olduğu, kimdin kime intikal ettiği, zilyetliğin başlangıcı ve sürdürülüş biçimi yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 08.05.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.